“Bakın, ben kimseyi yarala-”
“Tatlı rüyalar güzelim.” Ellerimi son anda çekmeseydim parmaklıklar tarafından bir daha Niall Horan’ı kurtarma şansımın kalmamasına sebep olacak bir darbe yiyecektim.
Dudaklarımı birbirine bastırırken kendimi ağlamamak için tutmaya çalışıyordum. Kollarımı göğsümde birleştirdim ve etrafıma bakındım. Oturmak için koydukları o şeyler umurumda değildi, bütün gece uyanık ve ayakta kalacaktım. Bütün gece uyanık. Ha-ha.
Duvara yaslanmak zorunda kalıp gözlerimi kapattığımda bir yandan da ayakta uyumak şeyinden dolayı kendimle alay ediyordum. Bir yandan Zayn Malik’i ve dudaklarını düşünüyor, aynı zamanda da Niall’ın şu an rahat olduğunu hayal edip kendimi avutmaya çalışıyordum.
Nihayet bir tıkırtı duyup gözlerimi araladığımda beni içeri tıkan herifin kilidi açtığını gördüm. Ne mahkumlara tecavüz falan mı ediyorlardı?
“Kefaretin ödendi,” dedi alayla. “Erkek arkadaşın sahiden zengin bir piç olmalı.”
Oradan çıkmış olmama rağmen ona dönüp gülümsedim ve bir an beklemeden dizimi herifin erkekliğine geçirdim.
Yanımda inilderken büzülmüştü. “Bunun için.. yeniden hapse gireceksin..”
“Ah ve yeniden çıkacağım. Ve ne olacak biliyor musun, erkek arkadaşıma hakaret ettiğin için sen arkanı kurtaramayacaksın.” Dedim kayıtsızca.
Bana erkek arkadaşımın o kadar da zengin olup olmadığını anlamak istermiş gibi bakıyordu. “Çok zengin,” dedim abartıyla. “Ve kraliyet ailesinin İrlanda kolundan. Beni şikayet edersen kurtulamazsın anlayacağın.”
Beni çıkışa götürürken “herif hiç de İrlandalıya benzemiyordu,” diye mırıldanıyordu. Boş herif. Hayatında hiç İrlandalı görmemiş olmalıydı.
Dışarı çıktığımda Niall’ı görmek umuduyla etrafıma bakındım. Güneş doğmak üzereydi, hava buz gibiydi ve etrafta Niall yoktu. Beni kurtarıp uykusuna geri mi dönmüştü.
Arkamda birisinin dikkat çekmek istermiş gibi boğazını temizlediğini duyduğumda beklemeden oraya döndüm. Gözlerimin yuvalarından fırlamak üzere olduğunu hissetmiştim. “Zayn?”
Kaşlarını kaldırdı. “Adımı hatırladığın için sevinmeli miyim?”
Gözlerimi devirdim. “Burada ne arıyorsun? Kefaret ödeyen erkek arkadaş sen olamazsın, değil mi?”
Dudaklarını ukalaca büzdü. “Kefaret ödediğim doğru ama ikinci kısım biraz-”
“Niall’ı evde yalnız mı bıraktın? Neden?”
Bana çok saçma bir şey sormuşum gibi ifadesizce baktı. “Çünkü bir kızı öpmüştüm ve o polisler tarafından içeri tıkılmakla meşguldü.”
Kollarımı göğsümde birleştirip önden yürümeye başladım. “Bana bir ara düzgün bir açıklama yapmalısın, biliyorsun değil mi?”
Adımlarıma yetişip yolumu kesmişti. “İzin ver, yapayım. Gel benimle.” Ne demek istediğini anlamasam da onu köşedeki kafeye kadar takip ettim.
Cam kenarındaki masalardan birine oturduk. “Burası..”
“İrlanda Kulüplerinden teki,” dedi omuz silkerek.
“Harika. Ne yapıyoruz burada?”
“Biz çocuklarla hep burada takılırız. Bilirsin, Niall’a kendini evinde hissettirmek için.”
İsmini duyduğum an sırıtmaya başlamıştım. Tek sorun bir yandan da şu an ne yaptığını düşünüp huzursuzlanıyor olmamdı.
“Bırak, tahmin etmesi zor olmayan bir şey söyleyeyim. Niall’a tutuksun değil mi?”
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Everything About You
Fiksi Penggemarİlk defa nerede, ne zaman tam bir karşılaşma-tanışma yaşayacağımızı çoktan belirledim. İkincisini. Ve üçüncüsünü. İlk randevumuzu binlerce defa prova ettim, elbette aylar önce satın aldığım kıyafetlerle. Onun ilk sevgililer günü hediyesini çoktan al...
