Siz hiç bir insanda kendinizi buldunuz mu veyahut algılarınızın sadece ona odaklandığı ondan başka herşeye kapalı olduğu oldu mu?Tam her şey monotonlaşmış sıradan gidiyor diye düşünürken karşıma hiç beklemediğim bir zamanda beklemediğim bir yerde çıka gelen karmaşık hızlı baş döndüren aynı azamanda güven aitlik ve dinginlik hissi veren bir adam çıktı bunun yanında bunlardan bir haber olmasıda ayrı bir ironiydi.
Arabanın durması düşüncelerime ara vermem gerektiğini bana gösterirken Azer beyin olduğu tarafa göz ucuyla bir bakış atıp arabadan indim"Hoş geldiniz efendim"
Azer beyin getirdiği yerde kapıda bizi bir görevli karşılamıştı. Bizi karşılayan adama Azer bey hafif bir baş eğmeyle karşılık verdi ve önde Azer bey arkasından da ben içeri geçip cam kenarlarından birinde karşılıklı oturduk. Burası öyle şatafatlı, gösterişli yerlerden ziyade daha çok nezih bir mekandı ve insanı içine çekiyordu. Mekanda osmanlı motifleri daha ağır basıyordu ve bizim masamızın yanında olduğu gibi masaların bazılarının yanında küçük sobalar vardı buda etrafa tatlı bir sıcaklık yayılmasını sağlıyordu zaten manzarasına diyecek yoktu, kış olmasına rağmen hâlâ yeşil renginden taviz vermeyen ağaçlarla dolu bir orman ve ormanla olduğumuz mekanı ayıran, buradan bile temiz olduğu anlaşılan su yatağı keşfedilmeye değer bir mekan olduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyordu, bir kaç saat kafa dinlemek için bire bir hoş bir mekandı tabi ulaşım sorunu çekmeyenler için çünkü burası şehrin dışında bir mekandı zaten neden bu kadar uzağa geldiğimizide anlamamıştım ama olsun görülmeye değer bir yerdi burası. Şaşkın ördekler gibi etrafımı izlerken aynı zamanda Azer beyinde beni izlediğini hissettim tuhaf olan beni izlemesi değil ama benim sanki gizli bir şey yapıyormuşuzda yakalanmamak için etrafı göz ucuyla süzmem gerekiyormuş gibi hissetmem ve bunu uygulamamdı. Bu ruh halinden kurtulmak için derin bir nefes alıp Azer beye baktım
"Burası çok güzel bir yer"
"Kahveside bir o kadar güzeldir"
"Sanırım damak zevkinize güvenmeliyim"
Azer bey garsonun olduğu tarafa bakıp bizimle ilgilenmesi için ufak bir el işareti yaptıktan sonra tekrar bakışlarını benim üzerime dikti bu durum beni rahatsız etmiyordu fakat geriyordu elimi nereye koyacağımı nasıl oturacağımı bilemiyordum. Garson yanımıza yaklaşıp ne alacağımızı sorduğunda Azer bey bakışlarını bana çevirip sorar gibi bakınca "orta" dedim Azer bey garsona dönüp biri sade diğeri orta iki türk kahvesi istedikten sonra garson siparişlerimizi hazırlamak için yanımızdan uzaklaştı ve aramızdaki sessizlik bir çığ gibi büyümeye başladı. Kahvelerimiz gelene kadar ben zaman zaman kızararak zaman zaman ise Azer beyden gözlerimi kaçırarak etrafı izlerken Azer bey sadece bana bakıyordu ve bu durum kendimi ilk kez bir erkekle buluşan ergen gibi hissetmeme neden oluyordu. Garson kahvelerimizi getirince bu histen arınmak için Azer beyle sohbet etmeye çalıştım
"Burayı nasıl keşfettiniz Azer bey?"
Azer bey gözlerini benden çekip etrafa kısa bir bakış attıktan sonra tekrar bana dönüp
"İki sene önce bu taraflarda bir işim çıkmıştı o zaman tesadüf eseri farkettim"
"Güzel yer ama çok uzak"
"Pek sık gelemiyorum zaten, Ecrin istedikçe geliyoruz"
"Eminim çok güzel vakit geçiriyordur burada"
"Canının istediği kadar çamura bulanabildiği tek yer"
Ecrin'in üstü başı çamur içinde kaldığı görüntü gözümde canlanınca ister istemez güldürmüştü beni aynı zamanda Azer beyin onu ilk defa öyle görünce verdiği tepkiyide çok merak etmiştim. Eminim şaşkınlıktan öylece kalmıştır çünkü Ecrin izlenimlerime göre çok titiz bir çocuk en ufak bir lekede hemen üstünü değiştiriyor.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GÜL RENGİ
Fiksi UmumVe diyeceğim ki; Aşk güzel şey.. vɑktinde ve doğru insɑnlɑ geldiği sürece...