Uyandığımda iyice dinlenmiş olduğumu fark ettim. Gözlerim etrafta saat aramaya başladı.O sıra da kapının açıldığını ve bana doğru gelen doktoru gördüm.
-İyice dinlenebildiniz mi? Ağrınız devam ediyor mu?
Dedi.
-Evet, dinlendim. Yok devam etmiyor.
Dedim,başımı kaldırıp yapmacık bir gülümsemeyle ona bakarken. Kendi sorunlarıma çok odaklanmış olacağım ki doktorun yüzüne ilk defa bakıyordum. Dikkatle incelemeye başladım. İri, gece mavisi gözleri, küçük ağzı, yüzünü kusursuzca tamamlayan burun ve siyah saçlarını gördüm. Uzun boylu ve iri cüsseliydi. Onu incelerken son yaşadığım olaydan dolayı erkeklerden ne kadar da nefret ettiğim aklıma geldi. Doktorun sesi, düşünce bataklığından beni çekip aldı.
-Ben Burç. Gebeliğiniz süresince beraber olacağız. Bu arada bebeğiniz tam 11 haftalık artık ultrason da görülebilecek kadar büyük. İsterseniz bir bakalım. Ancak ultrason için muayene odasına gitmemiz gerek.
Dediğinde çoktan ayağa kalkmış yola koyulmuştum. Benimkiyle aynı koridorda olan odaya saniyeler içinde vardık. Odayı incelemeye başladım. beyaz bir masa onun önünde iki tane turkuaz rengi, rahat görünen sandalye ve beyaz perdenin arkasına saklanmış bir sedye ve büyük sayılabilecek ultrason cihazını gördüm.
-Uzanın lütfen.
Uzandım.
-Tişörtünüzü kıvırın. Biraz soğuk olacak.
Dedikten sonra karnıma bir jel sürüp aleti karnımda gezdirmeye başladı.
-Bebeğin babasına haber verdiniz mi? Ne zaman gelecek? Bu dönem de eş desteği çok önemli.
Acı bir tebessümle 'Gelmeyecek.' Dedim. Doktor ultrason cihazından ayırdığı, şaşkınlıktan irileşmiş mavi gözleriyle bana bakarken ayrıntılı bir açıklama bekliyor gibiydi.
-Babasıyla bir daha görüşmeme kararı alarak ayrıldığımız için bu durumu ona bildirmeyeceğim.
Dedim kararlı ve buz gibi bir ses tonuyla. Başka bir soru sormadı ve hiçbir şey olmamış gibi karnımda o küçük cihazı gezdirmeye devam etti. Sonra eliyle cihazın ekranında, kesenin içinde bulunan ufacık şeyi göstererek:
-Bebeği görüyor musun? Bak tam şurada.
-Dedi. Hi! Aman Allah'ım ne kadar da küçük. ' diye sesli bir tepki verince utancımdan kızaran yanaklarım doktorun bana gülerek bakmasıyla şiddetlenerek domates rengini aldı.
-İlk defa bu kadar erken telaşlanıp ve heyecanlanan bir anne adayı görüyorum.
-Bakın bebeğiniz tam şurada . Yavaş yavaş kemikleri oluşmaya ve şekil almaya başlamış . Bu durum 12. Haftaya girmenizle daha da hız kazanacak.
dedi. Doktorun bebeğimle ilgili bilgileri bana vermesiyle annelik iç güdülerim oldukça kabardı ve içten içe onun hakkında bir çok karar almama sebep oldu. Doktor bu arada yapmamam gerekenleri bir bir saymaya başladı.
:Bu 2 hafta boyunca ani hareket yok. Ayakta durmamaya özen göster. Yeme içme ve uyku düzenine dikkat et. Fiziksel aktivitelerini elinden geldiğince kısıtlamaya çalış. Herhangi bir ağrı,kanama olursa mutlaka haber ver.
-Tamam.
Bebeğim için doktorun dediklerini harfi harfine uygulayacağım diye söz verdim kendime . Sürekli kaybeden biri olabilirdim ama bebeğimi kaybetmemek hususunda bu kez oldukça kararlıydım. Doktor monitörü kapattı ve bana karnımdaki jeli silmem için bir kaç peçete verdi. Karnımı sildikten sonra hızla kalkmaya yeltendiğim de doktor kolumdan nazik bir şekilde tutarak hem hızımı yavaşlattı hem de kalkmama yardım etti.
-Ne demiştik,hızlı hareket etmeyecektik.
-Doğru benim gibi hareketli ve unutkan biri için zor olacak gibi ama alışacağım hemde hızla.
Dedim gülümseyerek.
- İyi günler Burç Bey.
-İyi günler Şifa Hanım.Dediklerimi unutmayın.
Konuşmasından sonra odadan çıktım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mavinin En Gece Tonu
Lãng mạnİnişli çıkışlı, çokta güzel olmayan hayatında, güneşin sadece umut etme kabiliyetine sahip insanların üzerine doğduğuna inanan Şifa,yaşadığı hüzünlü olaylara rağmen umut etmeye devam edebilecek mi? Hiç beklemediği bir zamanda ansızın çıkıp gelen ve...
