Okul başlayalı üç ay falan olmuştu. Evveeeet gene okula geç kalmıştım şuan arabadan inmiş koşuyordum. Bir dakika çantamı unuttum.
Her gün okula geç kalmaya başlamıştım. Başka geç kalan insanlarda oluyordu ama hergün başka bir yüz oluyodu ama ben hep aynı, hiçbir şey anlamadınız demi.
Kimse beni anlamıyor. Sorun yok.
Mesela babama bir şey söylüyorum bana Türkçe konuş diyor. Sanki ben Fransızca konuşuyorum veya bazen sürekli 'ne' diye soruyordu. Aynı şeyi on kere tekrar etmeye başlamıştım.
Emre de bu konuda benimle dalga geçmeye başlamıştı. Gerçi şuan Aleyna Tilki'ye takmıştı. Evde 'fanlarım var ,fanlarım var birinci sınıfta fanlarım var' diye bacak sallıyordu. Cidden birgün onu vidyoya çekip youtuba-yutuba diye okuyun nasıl yazıldığı hakkında en ufak bir fikrim yok- atıcam.
Bu arada hani geç kalmıştın bir saattir konuşuyorsun diyebilirsiniz ama sınıfımız en üst kattaydı ve ulaşılması imkânsızdı. Bir gün geç kalacağım -yapmadığım şey değil ama- bir öğretmenin yanına gideceğim ve sınıfa vardığımda 'hocam ben Ayşe -attım tamamen- hocanın yanındaydım' diyeceğim.
Neyse sonunda sınıfa vardığımda kapıyı tıklatıp içeri girdim.
"Geç kaldığım için özür dilerim hocam" dedim.
Sınıfta hızlıca Kerem'i aradım ama yoktu.
Bu arada artık tekli oturuyorduk. Sıralar ayrıldı ama mantıken hala Ceren'in yanında oturuyor sayılırdım.
Beş on dakika geç kalmıştım ama ders çok uzun geçmişti. Dersin bitmesine kaç dakika kaldığını soranları duymaya çalıştım.
En sonunda dayanamadım ve dizlerimin üzerine okuma kitabımı koydum. 'Korkuluk' diye bir kitap okuyordum. Yeni başlamıştım. Bir kaç sayfa okumuştum daha o kadar yeniydi yani.
En sonunda ders bitince şükredip kantine indim. Kendime sade poğaça aldım. Niye sade poğaçadan başka poğaça yoktu.
Gerçi kaşarlınında güzel ve sıcak olması gerekiyordu.
Gurme gibi hissettim biran kendimi.
Daha ilk ders bitmişti. Dayanamayacağım sanırım.
Bu arada artık Kerem'in gelmemesini merak etmiyordum. Çünkü haftanın en az iki günü okulu asmaya başlamıştı. Oysa bu sene sınav vardı.
Ama şimdi düşününce nerede olduğunu ve ne yaptığını merak ettim.
Annesi burdaydı mantıken ama okula gelmemesine nasıl müsade ediyordu ki. Yani tabi bir gün gelmeye bilir. İki gün hatta üç gün bile gelmeye bilir ama bayadır gelmiyordu.
Kendime düşünce işkencesi yaptıktan sonra onu aramaya karar verdim.
Bir yandan da sınıfta tıkınıyordum.
Dördüncü çalıştan sonra açtı.
"Efendim"
"Şey... Kerem nerdesin seni okulda göremedim de"
"Biraz işim var. Akşam gelirim ben görüşürüz. "
" Tamam görüşürüz"
Telefonu kapattığımda kendime kızdım. 'Tamam görüşürüz' mü hesap sormam gerekiyordu.
Neyse akşam geldiğinde sorarım diye kendimi avuttum.
İşi varmış peh öğrenci adamın işi mi olur.
Pislik yalancı. Ne haltlar karıştırıyor acaba.
