5.Bölüm

1.3K 114 70
                                        

Hikayem 1,400 kişiyi aştı. Ve gerçekten çok mutluyum. Hikayemi okuyan herkese ama herkese çok teşekkür ediyorum. Sizi çooooo...k seviyorum. İyiki varısnızzz ♥♥♥ 

Tavsiyem: Şarkı ile birlikte okuyun. İyi okumalarrr :)

Multimedya: Erce Toğrul

5.Bölüm

İçinde kaybolacak kadar gizemli olan kahverengi gözlerini, gözlerimden bir an bile ayırmadan gözlerimin içine bakıyordu. Bana baktığı her saniye biraz daha eriyordum. Beynim zaman geçtikçe daha da çok uyuşuyordu. Gizem ve Duruk'un kendi aralarında konuşmlarını duyuyordum ama hiçbir anlamı olmuyordu benim için.

Tam erimeden, gözlerimi başka bir yöne çekmeyi başardım. Gözlerinde barınmış o kadar çok duygu vardı ki, bunları nasıl örtüp, gizlediğini merak ediyordum.

Dünya ile bağlantımı kurabilmem rağmen ayaklarım halen beynim gibi uyuşuktu. Yaşadığım şoktan tam anlamıyla sıyrılamamıştım. Gizem ve Duruk konuşurlarken adımı duydum. Ama halen, herşey o kadar anlamsızdı ki.

Gizem'in adımı bağırmasıyla, dikkatimi ona verdim. Bana baktığı an gözlerine, onda şu ana görmediğim bir duygu parıldadı ama ne olduğuna dair hiçbir fikrim yoktu. Gözlerimde gördüğüm o şey, ona bakmamla yok oldu.

"Deniz iyi misin? Uzun bir zamandır sana sesleniyordum ama tepki vermiyordun. Birşey mi oldu?" dedi Gizem.

"Hayır, birşeyim yok. Dalmışım sadece." dedim. Her ne kadar içimde ki; sonu olmayan okyanusta, her saniye tsunami kopsada. İçimde kopan tsunami ile birlikte, beynimde de anlamsız  düşünceler ile  3. Dünya Savaşı içindeydim. Gizem'in aniden ayağa kalktığını gördüm. Kafedeki loş ışıklar, benim görüş açımı zorlaştırıyorlardı.

Duruk da, Gizem'in yaptığı gibi ani bir hareket ile ayağa kalktı. Nereye gidiyorlardı? Tedirginlik içinde "Nereye gidiyorsunuz?" dedim. Karşımda okulun belalı olan çocuğu oturuyordu ve sağlam gibi görünsede aslında arkasında bir sürü şeyi beraberinde getirebilecek bir yerdeydim. Telaşlanmaktan başka yapabileceğim pek bir seçenek yok gibi görünüyordu.

"N-nereye?" dedim. Sesimin çatlamasını önleyememiştim.

"Peşimizden gel." dedi Gizem, ondan hiç duymadığım bir ses ile. Giydiği kısa, kırmızı, mini ve fazla dekolte içeren kıyafeti pekte bu kafeye uygun değildi.

Peşlerine takılarak rengi siyah olan küçük bir kapının önüne geldik. Duruk, kapıyı açtığı zaman nefesimi kesecek kadar güçlü bir hava dalgası bütün hızı ile yüzüme çarptı. Sigara ter ve alkol kokularının  iğrenç karışımı ile dolu olan bir barın içindeydik.

Etrafta deli gibi kendinden geçmiş olarak dans eden kişiler vardı. Tahminen çoğunun benim yaşımda olan kızların, para kazanmak  için buralarda olduğu, olduğundan fazla içki içip kendini bu kızların kollarına atan erkeklerin bulunduğu bir yerdeydim.

Barın, alkol lekeleriyle iz almış duvarlarında, köşelere sinmiş çifler vardı. Arzuyla birbirlerine bağlanmış olan çiftler genellikle çok fazla içki içen kişilerden oluşuyorlardı. Birbirlerini bitirircesine deli gibi öpüşüyorlardı. Barın pis bir yer olduğunu biliyordum -herkes gibi- ama bu kadar öteye gidilebileceğini bilmiyordum.

Yanımızdan tepsiyle geçen garsondan Gizem, üç bira şişesi aldı. Gizem, bu bara gelmeden önce gittiğimiz kafede, gözlerinde gördüğüm duygu ile bana bira içmem için bir bakış attı. Ben kafamı olumsuz bir şekilde sallarken, o da bana yalvaran gözlerle bakmaya başladı. Ona göz devirdiğim zaman ağzını "Lütfen?" dercesine oynattı. Her ne kadar bardaki pop müziğin sesinden duymayacağını bilsemde, sıkıntıyla içimi çektim. Tereddüt ile kafamı isteksiz bir şekilde "Tamam." dercesine salladım.

Karanlık BelaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin