6.Bölüm

1.2K 105 79
                                        

 6.Bölüm

Havada biçimsiz bir şekilde dalgalanıp, kulağıma itinasız bir şekilde ulaşan iki kişinin bağırma sesiyle, uyku sularının dibinden yüzüye doğru çıkıyordum.Bağırma ile eşlik edilen kelimeler, beynime paslanmış bir çivi gibi saplanırken; gücüne karşı koyamadığım bir mıknatıs edasıyla göz kapaklarım, kahverengi irislerime yapışıyordu.

Tahminen ömrümde hiç içmediğim ve içmeyi ummadığım bir sıvı yüzünden olan baş ağrım, her gözümü açmaya çalıştığım zaman kat kat güçleniyordu. Sözcükleri her ne kadar duysamda, anlayıp beynimde bir düzen oluşturamadan yutuyordum. 

Bütün gücümü kullanarak dikkatimi; bağırma eşliğinde konuşan iki kişiye verdim.

"Sen nasıl bu kızı buraya getirebiliyorsun? Dünyayı toz pembe gören kızı, hangi akılla pis ayyaşlarla dolu bu bara getiriyorsun!" dedi sesinde öfkenin tonlarını göstererek.

Bu öfke ile beraber beynimde görüntüler sıraya girdi. Bana bağırıp beni aşağılaması, beni boğazımdan tutup yere sertçe atması bir film şeridi gibi gözlerimin önünden akışkan bir sıvı gibi akıp, gitti. Bu öfkeli ses Erce'ye aitti...

Yaşadığım anların görüntüsü gözümün önüne geldiğinde ürperdim. Nasıl gelmiştim bu odaya? Kim ile beraber gelmiştim? Saat kaçtı?

"Nerden bile bilirim hayatında hiç içki içmediğini? Hemen sızıp kalması benim suçum mu yani?"

Gayet rahat bir biçimde söylenen bu sözcüklerin sahibi gözümü zorla açmam ile belli oldu. Gizem...

Yıpranmış kol kaslarımın yardımı ile dirseklerimin üzerinde doğrulmaya çalıştım. Bu hareketlilik karşısında, oda da olan Erce ve Gizem'in normalden bir ton daha koyulaşmış olan gözleri bana sabitlendi. Sessiz bir şekilde birbirimize bakarken, Erce hiçbir şey demeden öfkesini belli edercesine kapıyı hızlıca çarpıp, dışarı çıktı. Oda da Gizem ve ben tek kalmıştım.

Gizem'in içinde batacak kadar derin olan mavi gözleri normal tonuna döndü. Gözleri, kahverengi ve çaresiz olan gözlerimi her saniye biraz daha esir alıyordu. Gözlerimi, görmek istemediğim bir şeyi görmüş gibi gözlerimi esir olan gözlerinden hızlıca ayırdım.

"Nasılsın?" dedi sakin ve umursamaz bir ses ile Gizem.

"Sence?" dedim. Sinirlerime hakim olmaya çalıştıkça, sinirlerim bana inat yükseliyordu. Görüntüler hızla beynime akın etti. 

Giydiği kırmızı, mini ve fazla dekolteli olan elbisesinin ilk başta gittiğimiz kafe ile uyumsuzluğu. Gözlerinde şu ana kadar anlam veremediğim parıltı. Bana zorla alkol içirmesi. Erce'nin beni sertçe çekip, alıp götürürken istifini bozmadan yeniden dans etmesi.

Gizem'in sesiyle düşüncelerden uzaklaştım. "Her soruya, soruyla mı karşılık verirsin?"

"Ya sen?" Sinirlerime hakim olamıyordum. Her şey üst üste gelmişti. Gizem'in gözlerine baktığım zaman pişmanlık ile hayal kırıklığı  karışık bir duygu gördüm.

"Imm...şey... Özür dilerim." Cümlemi zorlanarak söylemiştim. Hyatım boyunca kimse ile iletişim kurmamışken birinden nasıl özür dileyebilirdim? Konuyu değiştirmeye karar vererek, aklımdaki düşünceleri bir yana bırakıp bir şeyler bulmak için beynimi kurcaladım.

"Benim eve gitmem lazım." dedikten sonra ceketimi giymek için gözlerimi bulunduğum barın gizli odasında gezdirmeye başladım. Bulduğum zaman hızlıca ceketimi üstüme giyip, barın iğrenç kokusunun sinip sinmediğini kontrol ettim. Çok fazla olmasa da, ekşi ter kokusuyla karışık sigara ve alkol kokusu sinmişti. Yanımda eve gitmem için taksi tutacak kadar para vardı.

Karanlık BelaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin