11.Bölüm

984 87 103
                                        

Bu bölümlerde olayları biraz daha değiştirmek istedim, biraz daha macera ve beklenmedik şeyler katmak istedim :) Beğeneceğiniz bir bölüm olduğunu düşünüyorum.

Hikayemin okuyucuları zaten her gün artıyor, yorumlarınız beni çok mutlu ediyor ♥ 

İyi okumalar ^.^ ♥

11.Bölüm

Karanlığı sindirmiş gibi siyah görünen gözlerini; kokuyu solumuş olan gözlerime indirdiği zaman şiddetle çarpan kalbimi dizginlemekte zorlanıyordum. Yüzüne düşen gölgeler ve yüzünde seğiren kaslar; sanki belayı kendime bir mıknatıs misalı çekiyormuşum hissini uyandırıyordu.

"Peki," diyebildim sadece, kelimeler söyleyebileceklerimden ayrı düşmüş gibi kendiliğinden dökülmüştü.

"Tamam." yüzündeki gülümsemeyle objelediği neşesine aldırmadım. Erce'yi ve bakışlarını her gördüğümde; kendimi hiç kimsenin bulamayacağı bir yere gitmek için içimde dolup taşan istek daha da katlanıyordu.

Tabii, ne kadar karanlık ve sessiz olsamda, onun karanlığında bir gölge gibi geceyi aydınlatan dolunay gibiydim adeta.

Korkumu ve öfkemi, sessizliğime sindirdim. Konuşmak; şu anda karşımda ki kişiye karışık duygularımı kusmak gibiydi. "Sınıfa gidelim mi artık?" Yüzümdeki çözülemeyen ifadeyi basit bir ifade ile maskeledim. 

"Gidelim." Yüzünde beliren şaşkınlığın ardından devam etti. "Birden bire moralin bozuldu, neden?" Bu soruyu masanın üzerine yatırıp bana sunacağını biliyordum; fakat cevabım daha şekillenmemişti.

"Bir şeyim yok." Dikattimi toplayamıyordum.

Ben önde, o arkada beni takip ederken kolumda hissettiğim yumuşaklığa özen göstererek dokunan parmaklar ile arkamı döndüm. Berk ile aramızda bir kafa kadar boy uzunluğu vardı. Yüzüm tam boyun hizasında kalıyordu. Gözlerimi yavaşça gözlerine doğru çevirdiğim zaman burnuma odunsu ve baharat kokusu doldu.

Erkeksi kokusu onu simgeliyordu ve onu yansıtıyordu. Bu koku sanki ona ait gibiydi.

Beni böyle aniden kendine doğru çevirmesi, küçük dilimi yutmam için bir nedendi.

"Bir sorun olursa benimle paylaşabilirsin." Gözlerini, gözlerime dikip en derinlere indikten sonr devam etti. "Unutma lütfen, olur mu?" Gözlerimi kaçırıp boğzaımı temizledim. Boğazımda yapışkan bir sıvı varmış gibi hissediyordum.

"Tamam. İçimi boşaltmak için... seninle konuşacağım bundan sonra." Yüzüme yerleştirdiğim gülümseme, o an yaşadığım tedirginliğe temiz bir sayfa açmıyordu.

Yaklaşık üç dört sınıf ve müdür yardımcısının bulunduğu koridorun ortasında duruyorduk. 

"Teşekkür ederim." Sonlara doğru kısılan sesinde anlam veremediğim tonlar vardı. Sevgi? Şefkat? Acıma? Ya da hepsi?

Kolumu ellerinden nazikça kurtarıp yanından geçerek sınıfa doğru yürümeye başladım. O da benimle aynı ayak ritimlerini tutturup yürümeye başladı. 

İkinci dersimiz de edebiyattı. Sınıfa girdiğim zaman sınıfta yaklaşık on öğrenci vardı. Fakat Erce'yi içlerinde göremiyordum.

Derin bir nefes alıp sırama doğru yürüdüm. Sınıftaki bakışların ağırlığını sanki somut bir varlıkmış gibi omuzlarımda hissetmiştim. Bugün bunların neyi vardı böyle?

Karanlık BelaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin