1.3

14 3 8
                                    

"Jimin konuşalım mı biraz" dedi jin ellerini birleştirip kafasını eğerek

"Duymak istemiyorum!"

Jin kafasını kaldırdı.

"Neden" diye sordu.

"Çünkü gerçekleri öğrenmekten korkuyorum" dedi jimin kafasını önüne eğdi.

"Haklısın ama bilmen gerek. Ya simgen çıktığında ne yapıcaksın peşine düşeceklerdir."

"Ne ,ne simgesi ?" jimin saçını geri atarak ofladı.

"Ya çirkin birşeyse" korkuyla sorduğu soruyla ayağa kalktı.

"Simgeler kötü olmaz. İstisnalar dışında"

Jimin gözleri büyümüş bir şekilde etrafta dönüp duruyordu.

"Çok moral verdin. Bak gülüyorum şuan. Hatta bak gökkuşağı sıçıyorum."

"Bir prens olduğunun farkına var artık."

"Ben mi? Kkkkk" jiminin kahkahasından sonra jinin ciddi olduğunu farketti.

"Evet biz 7 kayıp çocuktan ikisiyiz. "
Dedi ve elinde bir bitki oluşturdu.
"Bak bu benim elementim. Ben doğayı yönetebiliyorum. "

Jiminin gözleri yavaşça büyüdü istem dışı ayakları geriye doğru gidiyordu.

"Simgen?"

Tişortünü bir çekişte çıkarttı.

Omzundaki ağaç ve kurt vardı.

"O zaman bu dövmen değildi. O gün sen dövmeciye değil oraya gitmiştin"

Jin kafasını sallayınca jimin odqdan hızla çıkıyordu.

"Gidiyorum"

O sıra kimse ayak seslerini duymamıştı. Onları dinleyen bir misafir vardı.

Kim duymuştu peki?

Blood Sweat| Park JiminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin