Olabilir miydi?

49 8 0
                                    

   Masamın önüne kadar geldi ve:

-Meraba olanları duydum iyisin dimi?

-Evet iyiyim.

Oturmak istermiş gibi sandalyelere baktı bende:

-Otursana, bu olay bukadar yayıldı mı ya olay bile değilde işte. Sen nerden duydun?
dedim sandalyeyi gösterip.

-Seni dışarda bekliyodum birazdan gelirsin diye sonra Bayan Miller aşağı indi seni götürdüklerini gördüm.

-Aa doğru sen dışarda beni bekliyodun. Ay kusura bakma bekledin sende.

-Sorun değilde sen neden bayıldın ki?

-Ya yemek yemediğim için olduğunu söylediler bence o yüzden değilde işte de. dedim başımı öne eğmiş çatalla masaya yuvarlaklar çiziyordum.

-Sence neden?

-Boşver ya halüsinasyon gördüm heralde. bunu okadar sessiz demiştim ki ben bile zor duymuştum.

-Ne gördün ki?

Neden soruyosun ki dermişcesine baktım. O:

-Tabi sakıncası yoksa anlatmanın, dinlerim.

Neden soruyordu ki hala anlamamıştım. Normalde anlatmazdım ama birden anlatmaya başladım. Orda ki kişiyi ona benzettiğimi söylemedim ve ayrıntıya fazla inmemiştim. Birkaç dakika sessizlik olmuştu bir şey demek istermiş gibi nefes alıyo ama bişey demiyordu. Yine o şekilde nefes almıştı:

-Şey bende...
Dediği anda Kate geldi. Bende tam zamanında dermiş gibi baktım ama görmedi. Kate:

-Aa Jacop meraba.
O kadar önceden haberi varmış gibi söylemişti ki çok komik olmuştu. Hiç oyunculuk yeteneği yoktu. Jacop:

-Ee meraba şey ben kalkim zaten  geçmiş olsun demek için gelmiştim. Ben:

-Ama bir şey diyodun.

-Ben bir şey demicektim.

-Peki. dedikten sonra masasına gidip eşyalarını toplamaya başladı.

Kate sandalyesine oturmuş bana bakıyordu. Ben:

-Bir şey mi oldu? dedim biraz sertçe.

-Onu sen diceksin. dedi gülerek.

-Hesap ödemekte nekadar uzun sürüyormuş öyle.

-Yaa sorma sıra vardı.

-Nedense ben o sırayı hiç görmedim.

Biz konuşurken Sara ve Zoe geldi. Ben:

-Tuvalette de sıra vardı herhalde. dedim biraz sinirlenerek.-Ben bu tarz işleri hiç sevmezdim- Zoe:

-Bi kızın tuvaletten erken çıktığı nerde görülmüş bide arkadaşıyla gittiyse.

Daha bir şey demedim, sandalyelerine oturdular. Patates kızartmaları soğumuştu ama hiç soğumamıs gibi yedik. Birkaç dakika sonra Sara:

-Ay dayanamicam ne konuştunuz. Ben:

-Geçmiş olsun dedi gitti. Zoe:

-Bukadar mı?

-Evet niye ne bekliyodunuz. Bir dakika ya siz onun geldiğini nerden biliyosunuz? o gelmeden önce gittiniz o gittikten sonra geldiniz.

Cevap bekliyorum dermiş gibi yüzlerine baktım. İkisi de eee şey diyip kalmıştı. Ben:

-Kızlar bir daha böyle bir şey yapmıyacağınıza söz vermenizi istiyorum cidden bazen saçmalıyosunuz. -Bunu demiştim ama aslında konuşmak hoşuma gitmişti- Hala bir şey dememişlerdi çünkü tutamazlardı kendilerini yine. Kate:

-Tamam ya birdahakine bizde dururuz yanında. dedi gülerek.

Dayanamayıp gülmeye başlamıştım ben gülünce onlarda gülmeye başladı. Ben:

-Hadi ya kızlar buraya neden geldik halledelim şu işi. Zoe:

-Kısa zaten biter hemen.
Telefondanda da sahnedeki yerimizi konuşup anlaşabilridik aslında ama buluşmak hoşumuza gidiyordu. Yerimizi konuşmaya başlamıştık. Yarışma seçmeleri salı günüydü.

                          ***

    Kızlarla sahnedeki yerimizi ayarladıktan sonra evlerimize dağıldık. Zoe ve Kate farklı bir yoldan Sara ve ben de farklı bir yoldan gidiyorduk. Eve yaklaşmıştık ama yol boyunca hiç konuşmadık. Sara:

-Clare kızdın mı? bu yüzden mi konuş muyosun?

-Hayır okadar kızmadım. Jacop'ın ne demek istediğini düşünüyorum.

-Ne dedi ki?

Cevap vermemiştim zaten Sara'nın evinin önüne gelmiştik. Sorusuna cevap vermemiştim. Ben:

-Hadi yarın okulda görüşürüz.

-Görüşürüz.

Diyip sarıldık evine girdi bende yürümeye devam ettim.
    Birkaç dakika sonra eve varmıştım. Kapıyı erkek kardeşim ve arkadaşı açtı. Açar açmazda içeriye koşup bilgisayar oyunlarına devam ettiler. Ben:

-Babam yada annem evde mi Austin?

-Değil yine işteler.

Eşyalarımı kapının kenarına koydum kendime bi sandviç hazırladım. Evin yardımcısı gitmişti. Kardeşime ister mi diye soracaktım ama hiç uğraşamam kendileri yapsınlar. Eşyalarımı alıp odama çıktım. Kızlarla kafeden sonra alışverişe gittiğimiz için saat 8 olmuştu. Bilgisayarımın açma tuşuna bastım pijamalarımı giydim. Emily'den hala mesaj yoktu. Bilgisayarın başına geçtiğimde Emily'nin açık olduğunu gördüm.  Mesaj attım:

-Emily bu gün niye ortadan kayboldun öyle, mesajlarada cevap vermiyosun.
Birkaç dakika sonra cevap geldi:

-Evet hiç sorma. Annemle babam kararlarını kesinleştirdiler. Mahkeme tarihleride belli oldu.

Emily'nin anne ve babası boşanacaktı ama Emily'nin kimde kalacağına karar verememişlerdi. Başka kardeşi de yoktu. Ben:

-Ne zaman peki?

-Cuma.

-Belki de böylesi daha iyi olur sürekli kavga etmezler.

-Belkide.. Ben şimdi uyuyayım Clare. İyi geceler.

-Sanada.

    Emily'i kapattıktan sonra sosyal medyada Jacop'ın hesabını arattım tam buldugum sırada birden odamın kapısı açıldı. Austin'di.

-Abla biz acıktık.

-Gidin kendinize bi sandviç yapın.

-Ama annem bıçak kullanmama izin vermiyo.

-Ozaman elinle kopart. Artık 9 yaşındasın Austin küçük değilsin.

Yavaşça odamın kapısını kapatıp çıktılar.
    Bilgisayarımın ekranını kaldırdım hesabındaki resimlere baktım kendisiyle ilgili tek şey gitar çaldığı videolarıydı başka hiçbir şey yoktu. Bende bilgisayarı kapatıp raftan günlüğümü aldım yatağıma oturdum.

    Bu gün kızlarla kahvaltı için gittiğimiz kafede Jacop'da vardı. Tabikide kızlar yanımdan gidip bizi yanlız bıraktılar ama önemli olan bu değildi başıma gelenleri anlattığımda Jacop'ın  yüz ifadesiydi. Çok şaşkın ve bir şey düşünüyormuş gibi dinledi. Arkadaşlarıma bile anlattığımda bana inanmadılar zaten inanmalarını da beklemiyordum pek inanılacak bir şey değil. Ama Jacop neden bukadar dikkatli dinlemişti beni? Bana bir şey söylemek istiyordu ama tam diyeceği sırada Kate geldi. Yoksa o da olabilir miydi? hayır ya olamazdı neden böyle dinledi bilmiyorum. Belki yarın okulda der. Gerçekten merak ediyorum.

    Günlüğümü kapattım yanımdaki çekmecenin içine koydum ve uyukuya daldım.

   

BENİMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin