Tangırtılı ve benim dışımda herkesin konuştuğu muhteşem (!) Bir araba macerasından sonra, nihayet gitmek istediğimiz yere varmıştık. Barın önümdeki vale, kapımızı açıp selam verdi. Bütün kameralar beni çekiyordu. Flaş, flaş ve flaş. Karşılama komitesi mükemmeldi. Beni içeri alıp en ön baş köşeye oturttular. Sonra sevdiğim şarkıyı çalmaya başladı. Her şey mükemmel görünüyordu. Ece beni dürtene kadar. Elif, arabasını park etmek için arka sokağa gitti ve gözden kayboldu. Bizde bu soğuk havada beklemeye başladık.
Geleceğin size var ettiği kaderi yaşamadan, bilemezssiniz. Tahminler yürütürsünüz sadece. Peki bildiğin halde gitmek... bunun açıklaması yok gibi bir şey. İçimizdeki merak ve dürtüler nefsimize engel olmaya başlayınca böyle oluyor. Çok azdır zaten hakim olabilende. En önemlileri de onlardı. Ne kadar FARKLI görünseler de...
Elif, sonunda gelebilmişti. Anahtarı teslim edip, bodyguard'ın olduğu kapıya geldik. Adam doğal olarak "durun! Niçin geldiniz ve isimleriniz lütfen" dedi. Elif, cebinden altın tenginde bir kart çıkarttı ve bodyguard'ın elindeki defterin önüne koydu. Adam, bir karta bir de Elif'e bakıyordu. Elif "ee... almıyıcak mısın içeri ?" anlamında başını sallayınca, adam yutkundu ve kağıda bir şeyler yazdı. Son olarak ta "buyrun lütfen" diyerek bizi içeri aldı. Hayvan gibi adam bir anda yavru kediye dönmüştü. Kart ne olabirdi ki! Sert olamsı gereken birinin bir anda yumuşaması, hiç mantıklı gelmiyordu. Bu gün OLAYLI geçicek gibi görünüyordu.
Kapı açılır açılmaz bizi, kulağımızı sağır edicek cinsten bir ses karşıladı. İçerde envai çeşit insan dans ediyor, içi içiyor hatta yiyişiyorlardı. Niye buraya geldik sanki ! Hayatım boyunca bu kadar kalabalık ve gürültülü bir ortamda bulunmamıştım. En dipte bir grup sanki konser veriyor havası vardı. Simsiyah giyinmiş, suratlarında değişik çizimler olan 4 kişilik bir metal grubu mu ? İnsanlar artık böyle müzikleri mi tercih ediyorlardı ? Yakın geleceğimiz nasıl olucak, merak ediyordum.
Bir süre sonra, gruba yakın bir yere oturduk. Elif heycanlı haycanlı gruptaki birine bakıyordu. Sevgilisi... arkadaşı... KARDEŞİ... kim di bu çocuk ? Elif'in arkadaş çevresi çok genişti. Dünya'nın öbür ucunda bile arkadaşları olabilirdi. Alışıktık artık. Ama bu çocuğun kim olduğu hala soru işaretiydi.
1 saat sonra, müzik caz'a dönmeye başladı. Çalan grup aynısı değildi ama ses, muhteşemdi. Peki diğer gruba ne olmuştu ? Ece kırmızı şarap, Elif bira ve Aymina' da votka içiyordu. Ben ise su ile yetiniyodum. Böylesi daha iyiydi. Sarhoş olma riskini göze alamazdım. Babamı bu yüzden kaybetmiştim. O ölünce, bir daha içmemeye yemin ettim. Fakat bu sefer de annem başladı. Babamın ölümüne dayanamıyınca tutunucak bir şeyler aradı... ama bulamadı. En son çağresi içkiydi. Fakat ilk başta içkiyi düşünüp hareket edince, beni görmemeye başladı. Şimdi bu haldeyiz işte.
Saat artık çok geç olmuştu. Eve dönüp, annemin ne halde olduğuna bakmam gerekiyordu. Başını belaya sokmamıştır diye ümit ediyorum. Tam masadan kalkıcak iken, grupta biri yanıma oturdu. Yüzü simsiyah ve kollarında bilekler vardı. Bilekliklerin üstünde de iğneler. Nefes bile almamaya çalışıyordum. Böyle insanların, nasıl bir kişiliğe sahip olduklarını okuldaki dersten biliyordum. Çok tehlikeli aynı zamanda çok duygusallardı. Sağ solları belli olmazdı. Bu hale gelmelerinin çoğunlukla sebebi küçüklükten beri istenilen sevgiyi görmemiş olmalarıydı. Cebinden ıslak mendil çıkarıp yüzünü silerken"adın ne senin?" dedi bana. Afallamıştım. İstemsiz olarak ayağımı titretiyordum. Avuçlarım terlemişti. "B-en Esila" diyip elimi uzattım. Niye böyle bir şey yaptım ki ! Normal bir el sıkışması beklemiyordum. Elim havada sahta bir şekilde gülümsüyordum. Her şey olabilirdi. Sadece "hee evet" diyip geçiştirebilirdi. Veya değişik bir selamlaşma yapabilirdi. Onun yerine kolundaki bilekliği çıkarıp el sıkıştı. Gözlerimin içine kentlendi bir anda. Şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Ne görmüştü ? Asıl neyime bakıyordu ? Yavaşça, elimi bırakıp "bende" dediyip, hızlıca koltuktan kalktı. Elim hâlâ havadaydı. Koşar adımlarla kalabalıkta kayboldu.
Ne olmuştu öyle az önce? Bende gördüğü şey tam olarak neydi? Saçlarım mı, gözlerim mi, yoksa cildim mi? Şaşkın şaşkın suya bakıyordum. Dalmış olmam lazım ki Ece beni yine dürttü. İrkilmiştim. "Esila, bugün çok tuhaf davranıyosun. Neyin var?" demesiyle, ayağa kalmkmam bir oldu. "Siz devam edin... ben eve gidcem. Yarın okul falan anca" diyip koşmaya başladım.
Dışarıya adımı mı atar atmaz, annemi aradım. İçimden küfürler ederek, açmasını diliyordum. Meşgule atmıştı. Yine ne işler çeviriyordu ? Nereye gidiceğimi bilmeden yolda yürümeye başladım. Etrafım zifiri karanlıktı ve tir tir titriyordum. Acaba bu yolun sonu var mıydı ?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
METALCİLER VE MELEKLERİ
Mystery / ThrillerO zamanlar SESSİZ ÇINLAMA'nın DO NOTHİNG CLUB'ta şarkı çalması çok normal karşılanıyodu. Taa ki biri yapmaması gereken bir şeyi yapana kadar. Olayların böylesine gelişiceğini o bile bilmiyordu. Sadece kurtulmak için dua ediyordu...