Multimedia Cüneyt :)
Hilal.
Ayın en güzel hali, Asaletin masum saflığı.
Dışarıya nasıl bir izlenim verdiğimi bilmiyorum ama insanlar da adım gibi olduğumu söylerler.
Annem ve babam da adımı bu yüzden koyduklarını her seferinde dile getirirlerdi zaten.
Annem ve babam...
Ahh..Hayır ölmediler. Tam tersi şuan onlara niye geç kaldığıma dair açıklama yapıyorum.
"Etütten geç çıktık anne."
"Telefonun neden kapalıydı peki Hilal?"
"Şarjım bitmişti baba ." Babama en masum bakışlarımdan birini atıp boynuna atladım."Affetiniz mi beni? Valla söz bir daha asla ama asla böyle olmayacak."
Dudaklarımı büzerek "Affedildim mi?" dedim çıkarabildiğim en masum sesimle.
Annem gözlerini devirip "Üstünü değiştir gel hadi yemek hazır." dedi.
"Şeyy ..vanne birde montuma dershanede soda döküldü. Onu yıkayabilir misin?"
"Tamam hallediriz." dedi inandığını belli eden ses tonuyla. Onlara yalan söylediğim için kendimi ne kadar berbat hissetsemde gerçeği de söyleyemezdim sonuçta.
Odama girip kapıyı kapattım. Kilitlediğime de emin olduktan sonra çantamı alıp yatağıma oturdum. Apartmanda büyük zorluklarla çantama sığdırdığım ceketi çıkarıp hayranlık dolu bir bakış attım. Hızla ayağa kalkmaya çalışırken yüzüstü yere düştüm. Biraz sonra olacakları adım gibi bildiğim için "İyiyim!!" diye tüm eve sorun olmadığını sesli şekilde iletttim.
Babamın homurdanmasına aldırmayıp acıyan bacağımla ceketi hızla üzerime geçirdim. Fermuarını en sona kadar çekip boy aynamın karşısında kendimi inceledim. Ceketin sarhoş edici kokusu burnuma dolarken kendi etrafımda birkaç kez döndüm.
Saçma hareketlerime bir son verip çantamdan telefonumu çıkardım. Yatağa sırtüstü uzanıp telefondan Büşra'nın numarasını tuşladım. 3. çalıştan sonra nihayet telefonu açınca direk konuya girdim.
"Cehenneme gidiyorum."
"Kasapda çalışan çocuğa tecavüz ettin değil mi? Zaten belliydi senin niyetin. Gencecik çocuktu. Yazık olmuş valla."
"Daha kötüsü ."dedim somurtarak.
Ciddileşip "Ne yaptın lan gerçekten?" dedi.
Sol elimle yüzümü kapatıp "Ultra ultra yakışıklı bir çocuğun arabasına bindim, üstelik onu öptüm, ve birde en kötüsü; annemle babama yalan söyledim." derin bir nefes alıp tepkisini bekledim.
Bir kaç saniye duraksayıp "İki geri git." dedi. Anlamadığımdan ağzımdan çıkan "Ha?" 'ya engel olamadım.
"Bu bahsettiğin ultra ultra bizim ultra ultra mı ?" dedi şaşkınlıkla.
Kulağa saçma gelebilirdi ama gördüğümüz her çocuğa yakışıklılığını belirten dereceleri takardık. Bu sıra " Ultra ultra çirkin, ultra çirkin , çirkin,ultra yakışıklı ve ultra ultra yakışıklı" olarak 5 gruba ayrılırdı. İkimizinde her bir gruba bir tek kişi sokma hakkı vardı.Büşra'nın "Ultra ultra yakışıklı " kategorisine okulumuzun kötü çocuğu ve ayrıca Büşranın dört yıldır platoniği Cüneyt girerken benimki uzun zamandır boştu. Bugün dolduğunu öğrenen Büşra'nın tepkisi gerçekten görülmeye değerdi.
"Nasıl biri sevgili misiniz? Bizim okuldan mı? Gözleri ne renk? " bir an duraksadı.
"Bir dakika bir dakika." Sesinden heyecanlı bir soru soracağı belliydi. Yatakta doğrulup sırtımı yatağın başlığını yasladım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Tutuklu
RomanceO, karanlıktı. O, karanlığın tam anlamıydı. Ve ben, gün geçtikçe, yavaş yavaş o karanlık tarafından emiliyordum. Karşı koyacak ne gücüm vardı, ne de bir halim. Yapabildiğim tek şey çığlık atmaktı ama çığlıklarım boğazımı parçalayacak kadar güçlü, se...