26.bölüm

140 15 1
                                        

Genç kız önündeki denizi izlerken yanına birisinin oturduğunu anlamış, ve burnuna gelen hoş koku ile onun geldiğini anlamıştı.

"Nasılsın?" Diye sordu adam. Kadın çaresizdi, arkadaşı tükeniyordu günden güne.

"Nasıl olabilirim?" diye fısıldadı. Aslında bu acılara dayanmayan, yardım bekleyen bir çığlıktı.

Jin de aynı Jisoo gibi kafasını denize çevirmiş, dalgaları izliyordu.

"Yanındayım herzaman, biliyorsun."

"Biliyorum." Dedi Jisoo. Fakat gözyaşları akmaya başladığında kendini tutamadı ve ağzından koca bir hıçkırık koptu.

Jin sanki bunu beklermiş gibi hemen Jisoo'yu kendine çekti ve kollarını ona sardı. Jisoo kafasını Jin'in kolları arasına saklamaya çalıştı.

"Ben onları koruyamadım." Jisoo daha fazla ağlamaya başlarken kendini durdurmayor aksine, içinde ne varsa boşaltıyordu sanki.

"Onlar için güçlü durmaya çalıştım ama yaşadığımız şeyler basit şeyler değil. Ben yapamıyorum. Belkide onları daha kötü duruma sokuyorum. Birimiz iyiyken diğerimizin başına dünya yıkılıyor sanki."

Jin hızla başını olumsuz anlamda salladı ve Jisoo'nun başını kaldırdı ve Jisoo'nun ağlamaktan kızarmış burnuna ve gözlerine birer öpücük kondurdu.

"Hayır." Dedi.

"Sen güçlüsün, sen onlar için savaşmaya ve güçlü kalmaya da devam edeceksin Jisoo. Çünkü sen onların ablalarısın. En büyüklerisin.".

Ve sonra usulca Jisoo'nun dudağına yaklaştı ve onu sessizce öpüp geri çekildi.

"Geçecek." diye fısıldadı adam, bu günler de geçecek.

Ama geçmeyecekti, aksine gün geçtikçe acılarımızın arasına daha kötüsü, daha yenisi eklenecekti. Dünya'nın kuralı buydu. Ölmek için yaşamak gerekirdi aslında. Ölene kadar çekecektık acıları.

Ölmek için yaşıyorduk, hayatta kalma çabası bile göstermiyorduk.

İnsanlar acı çekmeye, kaybolmaya, kendini kaybetmeye mahkum birer varlıktı

•••

Kitap resmen  tozlu rafların arasına karışmıs SDSKXKSKXNS

Just Love MeBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin