~Yazar'dan~
'Seni seviyorum.
Sana söyleyecek bundan daha sana ve bana ait sözüm yoktur.'
'Nazım Hikmet'
Aşkın acısının eşsizligi kadar, mutluluğunda tarifsiz, mucizemsi ve kendine özgü yönü de vardır. Bazen acıdan dursun diye yalvardığın kalbine, bazen de mutluluğun heyecanından durmasından korkarsın.
Evran kucağında yatan mucize tanesinin saçlarını parmağına dolamış, incitmekten korkarcasına, şefkat ile seviyordu.
Yüzünün her bir zeresine bakarken, bugüne kadar ona rastlamayışının şansızlığını düşünmeden de edemiyordu.
Uykusu bozulmasın diye, ne kadar öpmek istesede kendini zar zor tutuyordu. Ama daha fazla dayanamayıp saçlarına burnunu hafifçe sürttü.
Bu haraketi ile Lavin hafif kıpırdanıp kedi gibi mırıltılar çıkarmaya başladı ve onun göğsüne daha da sindi.
O an içerisinde bulunduğu güvenli kolları, o eşsiz kokuyu ve üzerine sindigi tenin sıcaklığını hiss edince gözlerini irkilerek açtı.
Mest olmuş bir şekilde ona hayran hayran bakan adamı görünce içinde ki utanç duygusu zirveye ulaştı.
"Günaydın dünyamın dönme sebebi, ömrümün armağanı, günaydın yüreğimin cansuyu!" Duydukları ile dili tutulmuştu.
Panikleyerek yataktan kalkmak istese de, geriye doğru kayıp sırt üstü düşeceği esnada, Evran onu tutup göğsüne çekti.
"Bir dur be hatun, ben bakmaya kıyamazken sen kendine zarar verme çabasındasın!"
Lavin yanaklarına hücum eden kan hücrelerini görmese de hiss edebiliyordu.
"Ben, şey, ımm, hani dün gece, şey ımm."
Demesi ile Evran kendini daha fazla tutamadı ve kahkahayı bastı.
Lavin içinden ' gülüşün dahi beni benden almaya yeterken, şu kahkahan ile kalbim duracak be adam!' demeyi de ihmal etmedi.
Sevdiği adam onu birden altına alarak ellerini iki yana koyup ona bakmaya başladı. Gözleri kahvenin en uç tonlarına ulaşmıştı, Lavin küçük bir kız çocuğu gibi yatağa daha da sindi.
Evran onun bu hallerini görünce etkilenmemesi akıl kârı değildi.
Tek elinin üzerine ağırlığını verip diğer eli ile yüzüne dokundu.
Yüzündeki koca eli hiss eden Lavin ister istemez gözlerini yumdu.
"Tiryakisi olduğum şu asi yeşillerden beni mahrum etme kadın, aç gözlerini! Aç ki cansuyuna susayan yüreğim varlığını hiss edip, cennetine kavuşsun."
Içerisinde bulundukları durum onun kalbinin teklemesine sebeb olurken, hele bu sözleri duymak, işte dünyadan bağımsızlığının ilânı olmuştu.
Usulca gözlerini açtı, Evran uzun uzun baktı ve yanağını okşamaya devam etti.
"Benden sakın utanma," anlına sahiplenici bir şekilde uzun uzun dudaklarını bastırdı.
"Yaşama sebebi olduğun yüreğimin atığı bedenden sakın çekinme," gözlerini öptü.
"Ellerinde olan, yaşayıp yaşamayacağımı kararlaştırılacak olan," dudaklarına kapandı.
"Bu eşsiz dudakları benden gizleme, beni kendinden utanç ya da çekinme adı altında hiç bir saçmalığı bahane ederek mahrum etme kadın!"
Sözlerinden sonra tekrar dudaklarına kapandı. Lavin ilk başta karşılık vermesede duyduklarını idrak etmek ile uğraşıyordu. Dudaklarında ki baskıya daha fazla tepkisiz kalamayarak, karşılık vermeye başladı.
Evran beklediği karşılığı görünce öpüşünü daha da derinleştirdi, onun acemice dudaklarını hareket ettirmesi ise onu kendinden tam anlamı ile geçirdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
LAVİNİA
Teen FictionKalbi atıyor mu? Sahi o bir kalbi olduğunu dahi hisediyormu ki? Siyahın dahi onun yanında beyaz kaldığı bir adam.. Ve gökkuşağını andıran, melekleri dahi kıskandıracak bir kadın... Bir gün karşısına ona kalbinin atığını, hata o asi yeşil gözlerine...
