Hatırlatma:
R: Valilerle görüş başka bir güne ertelendi. Söyle herkese.
Asker: Emredersiniz efendim!
Sakince yürüdü atına doğru, ona bindi ve yavaşça saraydan uzaklaştı. Nereye gideceğini bilmiyordu o da ve onun da isteği kaçmaktı. Kaçmak...
...ve belki de, Hiromitsu'yla Ryoji'nin kaderi benzer yazılmıştı.
Belki de, işbiriğiyle bu kaderi bozabilirdiler.
Belki de..."Hissizlikten daha ağır bir şey varsa o da ne hissettiğini bilmemektir." demiş yazar. (O yazar benim, teşekkürler, teşekkürler, alkışa gerek yok sjsjsjsj) Hiromitsu en azından üzgün, kırgın olduğunu biliyordu. Ama Ryoji.. O neden çekip gittiğini bile bilmiyordu ki...
Hiromitsu bir meyhanede tek başına içki içerken uzaktan tanıdık birisinin geldiğini gördü. Bu adam gelip onun önünde oturmuş ve ikinci bardağın getirilmesini söylemişti.
H: Ne istiyorsun? - dedi içkili sesiyle.
R: Sadece konuşmak.. - Bardağı getiren kadın onu usulca masaya bıraktı.
H: Hah, onca şeyden sonra mı? - Hiromitsu içkisini kafasına dikti.
R: Geçmişi hatırlatmak istemem, zira ne yaptıysan sen bize yapmıştın. Ama şimdi birlik olmamız gerek.. - Ryoji bardağını doldurduğu gibi anında bitirdi.
H: Ne?! - kadehi masaya vurdu - Biz ve birlik olmak mı?!
R: Garip geldiğini biliyorum, ben de işlerin bu noktaya geleceğini düşünmemiştim.-
H: Lafı dolandırma da anlat o zaman! - Ryoji derince bir iç çekti. Kelimelerini toparladıktan sonra sandalyesini Hiromitsu'ya doğru çekerek söze başladı:
R: Ben, kardeşin hakkındaki her şeyi öğrendim Hiromitsu... Aça'ya da anlattım-
H: Her şeyi mi? - Şaşkın gözlerle Ryoji'ye doğru baktı.
R: Bulabildiğim kadar her şeyi, mesela annesinin ölümünün Takashi yüzünden olduğu gibi şeyler işte.
H: Bana bunu ona söylemediğini söyle!
R: Söyleyemedim... - Hiromitsu derin bir iç çekti.
R: Her neyse, bu gün valilerle ikinci görüş olacaktı ve ben de Takashi ve Aça'yı çağırmak için gitmiştim. Evlerinin önüne geldiğimde kapı aralıktı, telaşlandım ve hızla eve girip yukarıya - yatak odasına doğru koştum, çünkü etrafa kıyafetler saçılmıştı... aklıma gelenlere inanmak istemeden kapıyı açtım ve...
H: VE NE?! SÖYLE ÇABUK, NE?!
R: Ben, ne olduğunu anlamadım etrafta kıyafetler vardı ve onlar yatakta çıplak bir şekilde birbirlerine sarılmışlardı - dedi ağlamaklı sesle. Hiromitsu.. şok geçiriyordu.
H: O-Olamaz, YALAN SÖYLÜYORSUN! - Kadehi yine masaya vurudu, ama bu kez daha sert. Ve gözleri, anında dolmuştu.
R: Şu şeyi ikide bir vurup durma, sinirlerimi bozuyorsun.. Doğruyu söylüyorum işte!
H: P-Peki sen ne yaptın? - dedi ağlamaklı sesle.
R: Şok olmuştum, ne yapacağımı bilemedim.. Merdivenlerin aşağısında, Aça'nın kılıcı yerde duruyordu. Onu yanıma almıştım ve sadece onu elimden düşürüp gittim. Görüşü de iptal ettirdim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Samurai: Katana in the Blood
Historical FictionSamuray bir Türk kızının Japon İmparatorluğunda yaşadığı maceralar. © Tüm hakları Sakuranın düştüğü toprağın altına saklıdır...