~Sesini değil, sözünü yükselt; çiçekleri büyüten yağmurdur, gök gürlemesi değil~

164 11 2
                                    

Sürekli biri arıyordu bu adamı.Ha bire girip çıkıp telefonla konuşuyordu.Doktor da baya oldu gelmedi.Belki onla konuşuyordur.Sanmıyorum.
"Bunlar seni öldürecekse neden kaçırsın Demir."
Evet,yine mantıklı düşünen yanım girdi devreye.Olabilir aslında.Öldürecek olsalardı,bu işi kaçırmadan da halledebilirlerdi.
"Ne abarttın be!Altı üstü miden bulanıyor."
Oldukça mantıklı düşüncelerdi bunlar.İşte bu yanımı seviyorum.Bana herşeyde doğru yolu ve cevabı veriyordu.Yine mantıklı cevabı verdi.Doğruydu,hasta olmamla ölmeyi bağdaştırmam yanlış.

"Anlamadınmı daha,yemeğine zehir katıp yavaş yavaş öldürecekler seni."
Eyvah!Hiç dururmu.Hemen girdi devreye,illa herşeyde kötü sonları söyleyecek.
"Ya doğruysa."diye şüphe ettim bir an.
"Yok canım,daha neler."
Acımasız bunlar ama hepsi değil.
"Görmüyormusun o iyilik meleği adamla Servet ustanın yaptıklarını.Adamlar sana yemek getirdi."
"Al bak işte ,zehir katıp verdiler sana."
Bu birbirinden zıt iki yanım,kafamın içinde kavga etmeye başladılar.O kadar düşünce vardı ki kafamda başımı çatlatacak hale geldi.Silmeliydim kafamdan bunları.
İki elimle başımı ileri geri,yuvarlak hareketlerle ovmaya çalıştım.
"Başınmı ağrıyor?"dedi Dila.
Dediğini duymamış gibi yaptım.Çünkü cevap verecek kadar bile halim yoktu.

"Buyrun doktor bey."
İşte göremediğim doktor geldi.
Kimseden çıt yok.Doktor gelince kimsenin ağzını bıçak açmaz hale geldi.
"Hastamız bumu?"
"Evet,lütfen acele edin."
Bu kötü adam oldukça kibarlaşmaya başladı.Doktora öyle davranıyordur belkide.Ya da ben farketmeyeyim diye böyle davranıyor.
Hemen elini alnıma koydu doktor.
"Ateşide baya yüksek,iğne yapmamız şart."
Bu nasıl doktor? Neden gözleri kapalı,neden eli ayağı bağlı diye sorması lazımdı.Garip olan, birşey yapmadan hemen iğneye başvurması.
Daha en baştan belli ediyordu doktor olmadığını.
Kolumu sıvadı.İğneyi yavaşça soktu koluma.
"Fazla acımaz,korkma."
Karşında çocuk durmuyor.Böyle sözlerle doktor olmasına inandıracak beni.Aksine olmadığını daha çok belli ediyor.
Daha sonra pamuk sürdü koluma.
"Tamammı doktor bey?"
Bu adam ve sözde doktor dışında kimse konuşmuyor.Onlarda biliyordur belki doktor getirmeyeceğini veya onlarda bu işin içindeler.

"Tamamdır,biraz dinlensin." dedi doktor.
"Öyleyse çıkalım."
Doktorla o kötü adam çıkıp gittiler.
Servet usta gözümdeki bandı çıkardı.
Elindeki kolonyayla iğne vurulan yeri sildi.
"Doktorun dediği gibi az az dinlen."dedi.
Daha sonra ikiside çıktılar.
"Ha bu arada bişeye ihtiyacın olursa seslen."

Aradan saatler geçti.Vurduğu iğneden hiç fayda yoktu.Tabi doktorsa.
Peki vurduğu iğne neydi?
Sadece iğneyi sokupta çıkarmış olabilirmi?Daha kötüleri bile olabilirdi ama yine kötü düşüncelere aldırmamak için vazgeçtim düşünmekten.

"Ihlamur istermisin?"
"Çok iyi olurdu"demedim tabiki.Başımı salladım sadece.Elindeki ıhlamurla girdi içeriye Dila.
"İç bunu,iyi gelir."
Elimdeki ipleri çözdü.Pencerenin önüne koydu bardağı.
Gözlerini ayırmadı benden hiç.Anlaşılıyordu suratından pişmanlığı ve acıması.
Pişmanlığına birşey diyemem ama birinin bana acımasından hiç hoşlanmam.Bir insanın bir insanı acıması,o insanı küçük görmesinden başka bişey değildir bence.

"Biraz daha iyimisin?"diye sordu.
Hayır.Ne eksik ne fazlaydı.Hiçbir faydası yoktu.
Kafamı sağa sola doğru salladım.
Hemen de sordum aklıma takılan sorunları.
"Gelen kimdi?
Bu soruyu bekliyordu.Cevap verdi bekletmeden,
"Hangi gelen?"dedi bilmemezliğe vurarak.
"Gelen doktormuydu?"
"Doktordu tabi"dedi hafif gülümseyerek.
Tam emin olamadım doğruyu söylediğine.Tekrar sordum,
"Eminmisin,hiç doktor gibi değildi."
"Ben senin yanındaydım,ilk defa senin yanında gördüm."
Biraz ikna etti bu cevabı beni.Dila da bilmiyordu anlaşılan.O da doktor sanıyordu.
"Neden şüphe ettinki?" diye sordu.
"Nebileyim,gelir gelmez hemen iğne vurması falan..."
Kafasını yere eğdi,biraz düşündü.Oda şüphe etmeye başladı herhalde.
Şüphe edilmeyecek gibi değilki.
"Yani doktor sonuçta,ondan iyisini bilemeyiz."

Sırların EsiriHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin