Beni almaya geleceklerini yazmışlardı sadece ama bende yarattığı etki öleceğini bilen bir hastaya pat diye yarın öleceksin demek gibi bir şeydi. Biliyordum gideceğimi ama bu kadar erken olacağını beklemiyordum. Ondan ayrılacağım beni yeteri kadar hırpalarken bunu ona nasıl söyleyeceğim hakkında en ufak fikrim yoktu. En önemlisi uzun mesafe aşkları için yeterli tecrübeye sahip değildim. Yanında olması ayrı bir güvenken şimdi pat diye kimsesiz kalmak koyacaktı bana. Bu zamana kadar zaten hep kimsesizdim tam her şey yoluna girmişken yine pat diye kimsesiz kalacaktım. Nasıl olacaktı, şimdiye kadar bunu düşünmedim. Her şey hızlıca oldu bitti bir baktım parmağımda yüzük var. Ama benden 850 kilometre uzakta olan biriyle nasıl sürdürecektim bunu bilmiyordum. Başarabilir miydik? Bunca strese değer miydi? Ona sonsuz güveniyordum ama erkekti sonuçta. Bir erkeği bu kadar uzaktan idare etmek, elinde tutmak kolay mı? Kafam o kadar karışıktı ki. Ne yapacağımı bilemiyordum. İlk defa onunla ilgili bir şeyde kalbim sızlıyordu. Yapmam gerekeni bilsem de içim elvermiyordu. Ne sanıyordum ki ? Bitmeliydi,ona haksızlık olurdu bu. Sarılacağı her gün yanında olacağı biri olması , ayda yılda bir göreceği birinden daha iyiydi. Ben öyle düşünmüştüm. Ama canım yanıyordu. Onsuz kalmayı düşününce içim içimi kemiriyordu ama olması gereken buydu. Uzatmadan bitmeliydi. Başladığı gibi hızlı,her şeyden habersiz. Birden bire bitmeliydi. Vedalar acıtır insanın canını. Aşk ilk bakışta değil son bakıştadır. Unutmalıydı beni,unutmalıydım onu. Eğer vedamda acı çektiğimi,hala onu deli gibi sevdiğimi görseydi gözlerimde,unutamaz bırakamazdı. Nefes gibi muhtaç olmama rağmen ona,bazen en doğrusu gitmektir. Biliyordum,batacaktım yine. Ne eksilecekti ki sevgimden? Ne yapacaktım ben onsuz. İçin elvermese de gitmeye,o kadar cesur değildim. Eşyalarımı toplarken düşünüyordum bunları. 3 ay bir zamanda meğer ne çok sevmişim,ne çok şey yaşamışım. Hayatımın aşkını,ilkimi bulmuşum. Sonum olacaktı. Bitmesini istemezdim, zaten hangi ilişkiye bitsin diye başlanır ki? Annem hep "neyi çok seversen melekler kıskanır elinden alır onu" derdi. Haklıymış.
Çok sevmişim hiç bitmeyecek gibi, hiç gitmeyecekmişim gibi. Eşyalarımı toparladım yatağa oturdum ve en azından bir açıklama yapmalıyım ona gitmeden diye düşünüp aldım elime kalemi yazmak istiyor yazamıyordum bir türlü. Elim gitmiyordu. Yazıp yazıp buruşturup attığım kağıtlar yatağımın çevresini sarmıştı. Yapamazdım. Hiç veda etmemiştim. Sadece kısacık bir not yazabildim. "Sevgilim,gidiyorum ben,kalbinden. Seni hep sevdim,seveceğim. Hep mutlu ol,yüzün hep gülsün. Unut beni diyemem. Unutma unutmak dokunur çünkü her insana. Umarım yine bir yerde karşılaşırız. Sakın ağlama. Söz vermiştin bana. En azından bunu unutma beni unutsanda.'Seni bir tek ben severim,en çok ben severim' Kendine iyi bak.."
Bazı aşklar unutulmaz, ve insan sadece bir kez aşık olur. Bir yerde bir şey okumuştum: "BAZI ADAMLAR İNCİTMEDEN SEVEMEZDİ KIRARDI,DÖKERDİ ,YANGINLAR BIRAKIRLARDI ARKALARINDA. BAZI ADAMLARSA, TÜM GEÇMİŞİNİ UNUTTURUR ,PARMAK UÇLARINDAN ÖPERDİ."
Babamın kırıp döktüğü şeyleri Emir unutturup sevgiyi göstermişti bana. Zaten çoğu zaman bir baba,bir abi olmuştu bana. Her şeyden korurdu,kendinden bile. Şimdi savunmasızdım işte. Yaralı,kendime küskün biraz. Anladım ki gerçekten seven biri sizi terkediyorsa kızmamak lazımmış ona. Kızmayın. Zaten gerçekten sevdiyse acı çekiyordur,sizden 2 kat daha fazla. Hem bittiği için hem size acı çektirdiği için.
Ağlamaktan yüzüm mosmor olmuş,günlüğümün sayfası sırılsıklam.. Kabarmıştı gözyaşlarından. Kalemimi günlüğümün arasına koyup kıyafetlerimin arasına sıkıştırdım. Süslenecek halim yoktu,eşofman giyip yağmurluğum ve mektubu alıp çıktım yürümeye başladım. Yağmur yağıyordu dışarıda. Yavaş adımlarla Emir'in evine gitmek üzere yola çıktım. Taksiye binip evlerinin bahçesine girdiğimde şok olmuştum. Emir çimenlere güller serpiştirmiş,çimenlerde her yerde resimlerimizi sermiş,elinde şarap şişesi ve bardaklarla kapıdan çıkıyordu tam. Alt dudağım titredi birden. Canım yandı. Ağlamaya başladım. Ben evde yoktur diye düşünmüştüm. Ben ağlamaya başlayınca o da dondu kaldı. Yüzüğü çıkarttım mektupla beraber yere bıraktığım gibi koşmaya başladım. Bir yandan ağlıyor,bir yandan koşuyordum. Emir de arkamdan geliyordu koşarak. Yetişti tuttu omuzlarımdan. Sırılsıklam olmuştuk. O da ağlıyordu,anlamıştı bittiğini. Omuzlarımdan sarstı 'beni bırakıp nereye gidiyorsun,nereye?' Diye bağırarak ağlamaya başladı. Donup kalmıştım. Elim yüzüne gitti.yüzü bembeyaz olmuş,ela rengi gözleri donuk bakıyordu. Elim yüzüne gitti, buz gibiydi. Sadece "Özür dilerim" diyebildim,öptüm son kez. Ellerini omuzlarımdan ittirip koşmaya başladım nereye gittiğimi bilmeden. Arkada öylece duruyordu,kıpırdamadan. Koştum,bir ağacın altına attım kendimi. Ağladım ,ağladım....

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ACI
ChickLitherkesin bir özgeçmişi vardır benimkisi hayata tutunuş hikayesiydi ve hayat sadece pembe hikayelerden ibaret değildi . Beyaz olduğu kadar siyah da vardı. Ben, benim hikayemin sadece siyahlardan ibaret olduğunu sanırdım ta ki onu tanıyana kadar ..