Olduğum yerde donakalmıştım. Bu lanet olası ormandan biran önce çıkmak istiyodum ama yerimden kıpırdayamıyordum. Vücudum adeta kaskatı kesilmişti. Beynim olanları yavaş yavaş idrak ediyodu. Sakinleşmek adına gözlerimi kapadım ve ondan geriye saymaya başladım. Açtığımda ise ormanda değilde Justin'lerin evinde olduğumu gördüm ama hareket etme gibi bir mücadelede bulunmadım daha doğrusu bulunamadım. Sanırım beni buraya Justin getirmişti. Bi takım konuşmalar duydum.
- Jeremy: Justin kim olduğunu görebildinmi?
- Justin: Hayır Jeremy görmedim. Ama ordaki herneyse bir vampir değil.
- Matthew: Belkide vampirdir sonuçta tam olarak görmedin Justin.
- Ashley: Hayır Matt o şey herneyse vampir değildi. Daha büyük bişey geliyor. Olacaklara kendimizi hazırmalıyız. O şey Selena'yı istiyo Justin. Selena'da bişey var ve onu istiyo.
Duyduklarım karşısında yerimde kıpırdandım ve biranda yaşadığım şok üzerine bağırmaya başladım.
- Ben: Ne? Ne diyosunuz siz. Orda ölebilirdik. O şey herneyse bizi öldürücekti!!! Ayrıca beni istiyoda ne demek bakın ne demek istediğinizi anlamadım ve anlamak istiyorum biri bana şu olayı anlatsın. Hem bende ne olabilirki!!!
- Taylor: Sakin ol Selena al su iç sakinleş tamammı?
Ben su içerken Justin konuşmaya başladı.
- Justin: Sakin ol Selena sana herşeyi anlatıcam benimle gel hadi.
Sakinleşmeye çalışarak hiç bişey demeden Justin'in Peşinden gitmeye başladım.
İki kat üste çıktıktan sonra Justin bir kapının önünde durdu. Cebinden bir anahtar çıkartarak kapıyı açtı.Hiç bişey söylemeden içeri girdim. Şu anda sakinleşmeye çalışıyordum ve cevap verecek durumda değildim. Oda siyah ağırlıklıydı. Büyük bir masa vardı ve siyah deri sandalyeler ve büyük deri siyah koltuk vardı. Odanın karşısında ise büyük bir kütüphane vardı. Ben konuşmadan Justin konuşmaya başladı.
- Justin: İstediğin yere oturabilirsin. Merak etme Jeremy'nin odası.
- Ben: Tamam. Sakinleştim hadi anlat.
- Justin: Tamam anlatıcam ama hiç bişey söylemeden beni dinliceksin. Ben sözümü bitirdikten sonra konuşabilirsin.
- Ben: Tamam.
- Justin: Ormanda duyduğun kahkaha sesi ne bilmiyorum ama büyük ve kötü bişey geliyo. Ve bu aradada dolunay yaklaşıyo. Çok kötü bişey geliyo ve biz o şeyi durdurmalıyız. Ayrıca Ashley bir takım şeyler görüyo ama görükleri net değil yeteneği bu. Senin için söylediği ise bişey gördü senin hakkında ama dediğim gibi gördükleri net değil. Herkesin yeteneği yok. Bide benim yeteneğim var. Ben düşünce okuyabiliyorum. Tabii seninki dışında nedense senin düşüncelerini okuyamıyorum.
- Ben: Ne? Yani benim yeteneğim gibi bişeyim mi var?
- Justin: Öylede denilebilir.
- Ben: Tamam. Peki Justin neden ormanda gördüğümüze o şey diyosun?
- Justin: Şeyy onun ne olduğunu bilmiyorum ve ''o şey'' bir vampir değil. Bi insanda değil o yüzden başka sorun varmı.
- Ben: Hayır sanırım yok.
- Justin: Tamam o zaman geç oldu seni evine bırakıyım gel.
- Ben: Tamam peki saat zaten geç oldu olur.
Birlikte odadan çıkıp koridorda yürümeye başladık. Aşağı indiğimizde herkes salonda oturuyodu. Hepsine teker teker sarıldıktan sonra Jeremy benimle bişey konuşmak İstediğini söyledi ve onunla birlikte bu sefer mutfağa geçtik. Jeremy lafı uzatmadan hemen konuşmaya başladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
The Dark Moon
Fiksi Penggemarİki kardeş yıllardır bildikleri ormanda gezerken kayboldular. Hiç bir şeyden haberleri yoktu. Ama en başından beri onları izleyen birileri vardı. VAMPİRLER. Peki niye onları öldürmediler? Macera, aşk, korku. Hazır olun her şey daha yeni başlıyor.
