Bölüm 2.

260 24 1
                                    

''Günaydın.'' dedim tezgaha yaklaşmış omlet pişiren anneme. Tamamen yerleşmiştik.Bugün okula gidip,kaydımızı yazdıracaktık.

''Günaydın güzel kızım. Abin uyandı mı ?''dedi gülümseyerek. Yavaşça sandalyeyi çekip masaya oturdum.

''Okul kıyafetlerini ne zaman alırız ? '' dedim başka bir soru yönelterek.Arkasını dönerek tezgaha yaslandı.Kaşlarını yavaşça çattı.

''Başka bir soru sormuştum.'' dedi. Umurumda değildi. Kimse umurumda değildi. 

''Bilmiyorum anne bekçisimiyim ben onun ? '' dedim. 

''O senin abin.'' dedi sanki bir sırdan bahsediyormuş gibi.Abim. Abi demeye bin şahit isterdi.

''Bende onun kardeşiyim.'' dedim ve sandalyeden kalkıp odama girdim.

Sinirle dağınık yatağa oturdum.Gözlerimi kapatıp hiçbir şeyi düşünmemeye çalıştım. Oturduğum yerden kalkıp dağınık yatağı toparladım.Dolabımın kapağını açtım ve üstüme bir şeyler geçirdim. 

Komidinin üzerinde duran telefonuma baktığımda kimsenin aramadığını gördüm. Ne bekliyordum ki ? En yakın arkadaşım dediğim kız bile beni yanında olduğum için seviyordu.

''Eslem hadi kızım kahvaltıya gel.'' dedi kapının arkasındaki annem.Umarım abim uyanmamıştır diye dua ederken içeriden gelen kahkahalarıyla hevesim kursağımda kalmıştı.

''Geliyorum. '' dedim buz gibi bir sesle. Telefonumu cebime atıp mutfağa yöneldim. Kapının önünde abimi görünce ten rengimin solgunlaştığını hissettim.

''Prenses hazretleri de sonunda teşrif edebilmişler.Davetiye falan mı bastırmamızı istiyordunuz sayın leydi ? '' dedi benimle dalga geçerek. Gözlerimi devirdim ve sandalyeye oturdum.Yatak odasından takım elbisesini giymiş babamı gördüğümde gülümsedim. 

''Günaydın baba.'' dedim gülümsememi genişleterek.O da bana gülümseyrek karşılık verdi ve sandalyeye oturdu.

Annem çaylarımızı koymaya başladığında babam cevap verdi.

''Günaydın kızım.Okula kaydınızı yaptırmaya gideceğiz bugün.Haberiniz olsun yani Melih bey.Küçük kaçamaklar istemiyorum.'' dedi abime küçük tehditler savurarak. Abim de herzaman ki umursamazlığıyla annemin çay doldurmasını izliyordu.

''Yemekten sonra hemen gidermiyiz baba ? '' dedim babama kafamı çevirerek. Yeni bir okul istemiyordum. Hayata yeni bir başlangıç yapmıştık ve bu yeniden doğmuş hissi yaratıyordu.

''Polyannamız ne kadar meraklı bakıyorum da.'' dedi abim iğneyeleyici bakışlar eşliğinde.

''Sana cevap vermek bile istemiyorum.'' dedim bende kaşlarımı kaldırarak. Ondan tiksiniyordum.

''Az daha zorlasan bu cici kız tavırlarına inanacağım Eslem.Ama bana sökmüyor. Anla artık.'' dedi. Gıcık.Tam birşey söylemek için ağzımı açmıştımki babam araya girdi.

''Yeter. Bu ne böyle ? Melih kardeşinle uğraşmayı bırak.'' dedi bağırarak. Artık anlamıştım. İnsanlar değişmedikten sonra ev değiştirmeninde bir mantığı yoktu.

''Demek ki neymiş Eslemcim ? Bu cici kız tavırların sadece ailede bana sökmüyormuş. Baksana herkes inanmış senin bu cici kız tavırlarına.''dedi babama karşılık olarak.

''Melih! Haddini aşma.'' dedi babam kükreyerek. Resmen kükrüyordu. 

''Peki babacığım haddimi aşmam.'' dedi yapmacık bir ses tonuyla ve sandalyeyi devirerek oturduğu yerden kalktı. Teksorun babamın beni koruyup kollamasıydı. Beni kıskanıyordu. Kıskanç.

''Biraz huzur. Sadece biraz huzur.'' diye söylendi annem. Bu evde  herkes kendi çıkarlarını düşünürdü. Annem kendini,babam işini,abim serseriliği..

Bu evde huzur beklemek o kadar zordu ki.

''Eslem kalk kızım. Biz gidelim kaydınızı yaptıralım sizin. Melih zaten gelmez bundan sonra.'' dedi. Bende sandalyeden kalktım. Mutlu bir aile tablosu olarak evden babamla ayrılmıştık.

Arabaya binip kemerimi taktım. Bir lokma birşey yememiştim.

Okulun önüne geldiğimizde kemeri taktığım yerden çıkarıp arabadan babamdan önce indim.Öğrenciler derste oldukları için bahçe bomboştu.

''Hadi Eslem.'' dedi babam.O okulun kapısından içeri bile girmişti. Büyük adımlarla ona yaklaştım. Okul girdiğimizde derin bir nefes aldım.

''Müdür.'' yazılı odayı gördüğümüzde babam kapıyı tıklatıp içeri girdi.Yaşlı kel bir adam koltuğunda oturmuş Türk Kahvesi olduğunu tahmin ettiğim bir şey içiyordu.

''Merhaba. Ben Fuat Özkan.'' dedi babam adama elini uzatarak. Adam bir an birşey hatırlamak istiyormuş gibi göründü.

''Merhaba Fuat Bey. Arkadaşım sizden bahsetti. Bende Kemal Karalı.'' dedi babamın elini sıkarak. Eliyle ''Buyurun'' işareti yaptığında deri koltuğa oturdum.

''Kızımızın kimliğini alabilirmiyim ? '' dedi adam. Babam bana baktı çantamdan kimliğimi bulup adama uzattım.

Adam bilgisayarda işlem yaparken oda da sadece tuşların sesleri yankılanıyordu. Bir anda koridorda çıkan gürültüyle babama baktım. 

Müdürün kapısı aniden açıldı. Ağzı burnu kan içinde bir çocukla yakası dağılmış iki çocuk içeri girdi.

''Bu ne rezalet ? '' dedi müdür bir anda bağırarak. Az sonra içinden canavar çıkacağını düşündüm.

''Hocam Barlas bana saldırdı.'' dedi çocuklardan birisi. Kesinlikle dayağı yiyen taraf olmuştu. Yanında ki çocuğa baktığımda onun da bana baktığını gördüğüm anda tekrar dövülen çocuğa gözlerimi çevirdim.

''Barlas. Sana bu son uyarı demiştim.'' dedi elini masaya vurarak. Babam şokta gibiydi.

''Biliyorum. Hiçbir şey yapamayacağınızı da biliyorum.'' dedi alaycı gülümsemesiyle. Oturup sigara yakacak kadar yüzsüz bir kişiliği vardı.

''Seninle sonra görüşeceğiz Barlas.Sende revire git suratını falan temizlesinler oğlum.'' dedi dayağı yiyen çocuğa. Barlas denen çocuk çoktan gitmişti bile.  Diğeride çıktığında müdür döner sandalyesine tekrar oturdu.

''Bu rezillik yüzünden özür diliyorum Fuat bey. '' dedi mahcup bir şekilde. 

''Önemli birşey değildi Kemal bey. Gençlerin arasında olur böyle kazalar.'' dedi. Babamdan beklenmeyecek bir tepkiydi çünkü abimde bu okula gelecekti.

''Tamam.Eslem kızımızın işlemleri onaylandı.Bir çocuğunuz daha vardı sanırım.Onunda kimliğini alırsam.'' dedi. Babam cüzdanından abimin de kimliğini çıkarıp uzattı.

Bu okulun da bizim evimiz kadar huzursuz bir ortam olduğu kesindi.

KARANLIK.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin