Pek bölüm yazamadım sorry
Bölümü düzeltmem ve ekleme yapmam gerekti.
_____
Düdüğü tüm gücümle üfledim durmaları için. Sabahki esintinin aksine güneşin kavurucu sıcaklığı dolduruyordu heryeri. Elimin tersiyle anlımdaki boncuk boncuk terleri silip siyah saçlarımı savurdum.
Gözlerim yerdeki bedenleri izledi. Efe, Fatih, Batu yerde debeleniyorlardı. Çağan ve Arda şınav çekmeye devam ediyorlardı.
Arda'nın siyah saçları önüne dökülmüş, saçlarından terler damlıyordu. Uzun süre antrenman yapmış olduğu için kollarındaki damarlar belirginleşmişti.
Bense yere oturup bağdaş yapmıştım ve onu izliyordum. Dudaklarımı ıslatıp kolumdaki tokayla saçlarımı topladığımda Arda ve Çağan da yere düşmüştü. Herkes söylenip mızmızlanmaya başlamıştı.
"Şuna bak herkes laylaylom. Sadece basketbol takımı çalışıyor."
"Maç döneminde de biz başarımızı konuştururuz Fatihcim." dedim gözlerimi kısarak. Onlara zalimlik yapmak istemiyordum ama çalışma planında yazan buydu. Ve belkide olanları unutmak için kendimi çalışmaya yoruyordum.
Üzerimde siyah şortum ve siyah crobum vardı. Omzuma Arda'nın poları vardı. Bilerek yapıyordum, bana açılmasını hızlandırmaktı niyetim.
İç çekip "Tamam hadi su alalım." Dedim ve ayağa kalktım. Benimle beraber ayağa kalktıklarında etrafı izledim. Cidden herkes laylaylomdu. Çiçekle romantizm yapanlar, beraber dedikodu yapanlar, piknik havasına girenler...
Gözüm Berraya takıldı. Sarı saçları ve turuncu tişörtü ile onu fark etmemek imkansızdı. Yine sahte sevimli gülüşü dudaklarındaydı. Çevresinde ki kızlar ve erkekler onu yiyecek gibi bakıyordu. Sabahki konuşmada gerçek arkadaşları olmadığı konusunda haklıydı sanırım.
Arkamda aniden onun varlığını hissettim. Arda boynumdaki polara saçlarını siliyordu. Saç uçları boynuma sürtündüğünden boynumu kaşımak istemiştim ama kıpırdayamadım.
"Bugün de yordun beni..." diye mırıldandı. Vücudumdaki tüm kan kulaklarıma ve yanaklarıma ulaştı. Ağzımdan homurtular çıkarıp yüzümü ona döndüm. Tahmin ettiğimden daha yakınımda olduğunda yutkundum.
"O bilinmeyen." sözü zihnimde canlandığında sırıttım. Arda kaşlarını çattığında gözlerimi gözünden alıp yüzünde gezdirdim. Başparmağımla yavaş hareketlerle dudağının kenarında ki teri sildim. Arda'nın gözleri büyüdüğünde elimle anlındaki saç tutamlarını geriye attım.
En sonunda dayanamayıp, gözlerini kapadı ve yutkundu. Gülüp, arkaya doğru adımladım ve yerde bıraktığım çalışma planını aldım. Benimle oyun oynaması artık imkansızdı. Sırrını çözmüşüm.
Çalışma planını alıp, kendi kayamın olduğu yere doğru yürüdüm. Yüzümde yine istemsiz kocaman bir sırıtış vardı. Derin bir nefes alıp verdiğimde uzaktan, kamp alanından bir kızın çığlığını duydum.
"Ay çocuk bayıldı!" diye bağırdığında kaşlarımı çattım. Bayılan kişi tahmin ettiğim kişi olabilir miydi?
___
Sağlık ekipleri gelmiş ve Ardayı götürüp gitmişlerdi. Bense üzgün üzgün çimlerde yuvarlanıyordum. Hava kararmak üzereydi ve soğuk kendini göstermeye başladı. Üzerime örttüğüm polar bana pek yardımcı olmuyordu.
Belki de hava yüzünden üşümüyordum bilemiyorum. Ama bildiğim şey çok endişeliydim. Lanet olası, gerçekten de dediği gibi bayılmıştı. Gerçekten bana bu kadar mı dayanamıyordu?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
kusursuz | texting
Short StoryBilinmeyen Numara: Seni yakaladım, kalbime sakladım. Bilinmeyen Numara: Şimdi geldim güzelim. Bilinmeyen Numara: Sende beni yakala, gülüşüne sakla. Numarayı engellediniz. "Saçmalık." diye mırıldandım. Tamamlandı.
