Glorfindel'in gözcüleri Angmar'da Carn Dûm'un yeniden inşa edildiği haberini getirmişlerdi, nasıl olduysa daha önceki devriyelerde bunu fark edememişlerdi yada Carn Dûm yeniden bir gün içerisinde inşa edilmişi. Gözcüler Carn Dûm'un önünde çok büyük bir ordu bulunduğunu ve daha önce görülmemiş büyüklükte Troll'ler ve Orklardan oluşan bir ordu olduğu haberini getirmişti. Nasılsa Ejderha'yı görememiş ve onunla ilgili herhangi bir haber vermemişlerdi, belkide onlar Carn Dûm'u izlerken Ejderha dağların arkasında kalmış, belkide Soluk mavi rengi yüzünden ayırt edememişlerdi, Glorfindel kafilesinin bir kısmını haber yollamaları üzere Ölümsüz Topraklar'a yollamıştı, kafilesinin kalanı ile birlikte Lindon'a yelken açmıştı. Burada ne yapacaklarını planlıyorlardı, Ölümsüz Topraklar'dan gelecek haber ve yardım planlarına yardımcı olacaktı fakat bu çok uzun zaman alabilirdi, Gandalf Entlerin hüküm sürdüğü Isengard'a doğru yola koyulmuş ve zamanında Saruman'a ait olan belgeleri inceleme kararı almıştı. Gandalf'ın duyduğu Ejderha söylentisi bundan daha ileri gidememişti fakat büyük bir kötülüğün döndüğü dünyanın her bir köşesinde konuşuluyordu, Mordor'da yeni bir kötülük yükseliyordu. Bunun gerçekten Melkor olup olmadığını öğrenmeleri gerekecekti, belkide Sauron yok olduktan sonra Sauron'un Ağzı onun yerine ordularını yeniden toparlayıp Orta Dünya'ya savaş açacaktı, bunu öğrenmek için yapabileceği birkaç seçenek vardı fakat o beklemeyi ve tedbirli olmayı seçecekti.
Saruman ile Néran'ın yolları Anorien'de ayrılmıştı, Néran eski kötülükleri canlandırmak ve Melkor'un eski bir dosta verilmesini istediği bir hediyeyi taşıyordu, ama önce bu dostun yeniden hayat bulması gerekiyordu. Saruman ise eski krallığına doğru ilerliyordu, şu anda Entlerin hüküm sürdüğü Isengard'a doğru, Isengard'ı tekrar Entlerden geri nasıl alabilirdi, bunu tek başına nasıl yapabilirdi, eğer Melkor ona bu görevi verdiyse bildiği bir şeyler olması gerekiyordu. Günlerce aralıksız at sürdü, Miğfer Dibi gözcülerine görünmeden Angrenost'a varmayı başarmıştı, burada onu büyük bir süpriz bekliyordu, kendisini bir Ent karşıladı fakat şekli değişmiş, tamamen siyah, sağ elinin parmak uçları ateşten, sol parmak uçları ise buzdan oluşuyordu, en az 15 metre uzunluğunda bir Entti yapraklarında olması gereken yeşillik damarlarında akıyordu. "Görünmeden gelebilmen güzel." dedi Ent, gözleri griydi, Siyah göz bebekleri vardı ve suratı bir savaş topuzu gibi dikenliydi Saruman konuşmaya başladı; "Melkor senide mi iradesi altına aldı?". Ent şaşkın görünüyordu; "Ben Undalén, zamanında senin Sauron'a boyun eğdiğin gibi bende Melkor'a boyun eğdim" Saruman Undalén'e baktı, bir ağaçtı fakat tüyleri vardı, dallarından yapraklar yerine tüyler uzanıyordu. Undalén konuştu; "Beni takip et, şafak söktüğünde Isengard'a gireceğim, büyük bir patlama olacak, öğlen vakti ormandan çık ve kapıya doğru gel, Entler ve Isengard tekrar emrinde olacak."
Néran Kuyutorman'a ulaşmıştı, orman çok sessizdi, tek bir yaprağın hışırtısını bile duymuyordu, tek duyduğu şey damarlarında akan kanın ve kalbinin atışının sesiydi, ormanın girişinde atından indi, zamanında Sauron'un ve Yüzüktayflarının gücünü topladığı mekana doğru gidiyordu, bir süre ağaçların ve otların arasında ilerlediğinde yağmurun başladığını duydu, ilk yağmur damlasının sesini duyduktan belkide yarım saat sonra bir tanesini görebilmişti, ağaçlar çok sıktı sonunda biraz ses duymak onu çok rahatlatmıştı önünde ağaçların olmadığı çok ufak bir açıklık vardı, yağmur gözüne çok garip görünüyordu, kırmızı yağıyordu, kan kadar yoğun ve kırmızı, bir süre daha bir çığlık duydu, fısıltı gibi, kulakları tırmalayan ince fakat çok yüksek bir çığlık, buna başka birisi eklendi, ve bir tane daha, çığlıklar birer birer artıyordu, çığlıklar hareket ediyor, hepsi kendisinin gideceği yere gidiyordu; Dol Guldur'a. Sonunda birbirini izleyen çığlıklar bitti, ya duyamayacağı kadar uzaklaşmışlardı yada çığlığın kaynağı bu sesi çıkartmayı durdurmuştu, Dol Guldur'a ulaştı, yağmur halen yağıyordu, kıyafetlerinden kırmızı damlalar akıyordu, sanki vücudundaki kan dışarı çıkıyor yerine yağmur doluyordu, sonunda çığlıklar yeniden hayat bulmaya başladı, hepsi etrafında dolaşıyordu fakat hiçbirini göremiyordu, arkasından gelen ayak seslerine döndü ve Melkor'un kendisine verdiği hediyeyi havaya kaldırdı; bir Gürz, etrafına ışıklar saçan bir Gürz, yağmur bulutlarının karanlığında Gürz'ün ışıkları etrafını aydınlatmış ve çığlığın kaynağı olan hayaletleri ortaya çıkartmıştı, insan cesetlerine benzeyen 8 adet hayalet saydı, Gürz'ün ortasında bulunan mücevherin saçtığı ışıklar etrafı çeşitli renklerde aydınlatıyordu, bir gariplik sezdi, ışığın değdiği yağmur damlaları havada hareketsiz kalıyordu, şekillerini koruyarak. Néran sonunda kendisine yaklaşmayı kesmiş olan hayaletler ile konuştu, kara lisanda; "Efendim sizi hayata döndürdü ve ordusuna katılmanızı istiyor." Arkasından daha önce saymadığı bir hayaletin sesi ona cevap verdi; "Biz ölümü tadalı çok zaman oldu, yaşamı da, söyle efendin kim?" Néran 9. hayalete doğru dönüp diz çöktü ve kendinden emin bir şekilde konuşmaya başladı; "Sizi zafere taşıyacak varlık, eski Efendinizin hizmet ettiği kişi; Yüce Melkor." ismi duyduklarında hayaletler hareket etmeye başladı, hızla hareket ediyorlardı. Néran elindeki Melkor'un bir çeşit büyü yaptığı Gürzü 9. Hayalete uzattı ve sözlerine devam etti; "Efendimiz sizi kendi ordusunda görmek istiyor, Angmar'ın Cadı Kral'ı, fakat başka bir bölgenin kralı olarak." Cadı Kral Gürz'ü aldığında bir vücuda büründü, her yağmur tanesi ile yeni vücudu biraz daha şekilleniyordu ve sonunda Gürz'ün saçtığı ışıklar bitti, 9 Yüzüktayf'ı yeniden hayat buldu, artık hayalet değillerdi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gölgenin Dönüşü #Wattys2016
FanfictionJ.R.R. Tolkien'in efsanevi orta dünya evreninde geçen Yüzüklerin Efendisi'nin devamı olarak yazdığım hikayedir. Yorum ve Eleştirilerinizi bekliyorum.