Yine berbat bir sabaha uyandım. Penceremi açık bıraktığım için pencerenin duvara çarpma sesiyle yatağımdan fırladım. Dandik saatime baktım: Sabahın altısı daha okula iki saat var. Tekrar uyumak ile uyanık kalmak arasında gidip geldim. Uyusam ne değişecekti ki?
'Uyurken acı geçiyor' diye bir cümle duymuştum çok önceden. Ne kadar ucuz bir yalan olduğunu böyle boktan sabahlara uyanınca anladım.
Hala dün gece ki o film'in etkisinden çıkamadım. Ne güzel bir senaryosu vardı. Bugün bir şeyler yapmalıydım ama ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim bile yok. Yatağımdan zor bela ayrıldım. Beni sıcak tutan tek yer orası çünkü. Dışarıda kaç milyon insan var ama yatağın verdiği sıcaklığı hangi insanda arayacaksın ki?
Kış aylarının sadece soğuk olduğunu düşünürdüm daha çocukken. Büyüyünce çoğu şeyin farkında oldum. Kış aylarının bazı insanlardan daha sıcak ve merhametli olduğunu anladım.
Yatağımı toplar toplamaz yüzümü yıkamak için lavobaya gittim. Titrek parmaklarımla suyun soğuk veya sıcak olduğunu kontrol ettim. En soğuk suyla içe çökük yüzümü yıkadım sonra da duruladım. Neyseki cuma günüydü okulun son günüydü bugün. Ona rağmen nasıl geçicek bugün diye düşüncelere daldım. Annem uyanmış mı acaba?
Mutfağa girdiğimde annemin mutfakta olmadığını farkettim. Uyuyordur rahatsız etmeyeyim diyip sessizce çıktım evden. Okuldan dönünce kahvaltısız gittiğim için bana çok kızacağını hatta o meşhur terlğiyle döveceğini göze alarak çıktım. Olsun anneler hayatımızdaki en değerli varlıktır.
Hem ne demiş Neşet Baba:
'İki büyük nimetim var:
Biri anam,diğeri yarim.
İkisine de hürmetim var.
Birisi var etti beni.
Birisi yar etti'
Affet üstad beni. Hürmet gösteremedim yarim'e.Sahip çıkamadım,kaybettim. Onu kaybederken kendimi de uçuruma sürekledim. Ama sana söz üstad ben bu devranı değiştirecem.
Okula nasıl vardığımı bile bilmiyordum ama bir şekilde varmıştım. Yokuş engebeli sokakları geçmişim farkında olmadan,hissetmeden. Araba çarpsaydı hisseder miydim acaba?
Bu şizofrenik düşünceleri bir kenara bırakıp adam akıllı bugün neler yapacağımı düşünmeye başladım. Okulun bahçesine girdiğimde aklımda olan tek şey Bünyamin'e dün gece ki yaşadığım şeyleri anlatmak bir nebze olsun rahatlamak istiyordum.Tam bu düşünceleri aklımdan geçirirken ensemden deli gibi bir tokat yedim. Arkamı döndüğümde 12 yıllık kadim dostum Bünyamin'i gördüm.
'Ulan çocuk musun kaç yaşına geldin bıraksana bu eşşek şakalarını'
'Napim ya ensen o kadar tatlı duruyordu ki biraz kırmızı yapmak istedim'
'Elin ne zamandan beri bu kadar ağır oldu lan?'
'Peder sağolsun evde boş durduğum mu var elime kazma küreği verip çalış diyor'
'Halil amcaya bak sen iyi yapıyor sana iflah olursun belki biraz' :)
'Herneyse çok acıdı mı?'

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BENİ HEP AN/TAMAMLANDI
PoëzieDünyanın çivisi'ni söküp attım. Duvardaki izleri temizledim. Bembeyaz zambakların suyundan içtim. Dinmeyen fırtınalarla boğuştum. Ve en sonunda şiir durağındaydım. Şiir büyü'dür,büyütür. Kalbinize dokunmak dileğiyle