Lana Del Rey- Carmen
Kimsenin bilmediği, MAHİ için oluşturduğum bir playlist var ve bu şarkı da onlardan biri. Bu bölümü yazarken derinlerde hissettiğim bir şarkı olduğu için çevirisiyle birlikte bıraktım.
Ayrıca multimedyadaki fotoğraf ise Lilith'e ait. Onun kim olduğunu okudukça anlayacaksınız.
Keyifli okumalar... 👉💓👈
●
Hiç bilmediğim bir hayatın kapısını araladığımda evimin kapısını açmak üzereydim. Aracın içinden gözlerini hissettiğim o adamı buz gibi bir gecenin içinde soğurulmuş bir kalple bulmuştum.
Ve o kapıyı aralamıştım.
Hiç bilmediğim bir hayatın içinde hiç bilmediğim bir adamın kollarında uyumuş, dikiş tutmayan ruhumun parçalarını o uykunun içindeyken birleştirmiş; kendimi yeniden onun kollarında var etmiştim.
Ve ona âşık olmuştum.
Hiç bilmediğim o adamın, her şeyini bildiğim bir adama dönüşmesini sindire sindire yaşarken geçirdiğimiz tüm o güzel anları zihnimde asla kapatılamayacak kadar derinlere kazımıştım.
Ve onu zihnime hapsetmiştim.
Onun kollarında uyuduğum saatlerde hiç bilmediğim bir sırra sarılarak uyuduğumu fark ettiğimde ise, toplanmayan ruhumu sardığım o adamın nasıl bir haberle parçalandığını gördüğüm zaman öğrenmiştim. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış, mağlubiyet bayrağını gözlerine çekmiş dururken tüm dünyamın nasıl tersine çevrildiği gün,sabah ayazının tenime dişlerini geçirdiği o gündü. Yeni bir yıla girerken yeni acılarımızı da beraberimizde getirmiştik.
Ve ben onu ne olursa olsun zihnimde yaşatmaya devam ettim.
Bir kalbi susturmak, duygularına set çekmek zihni basit oyunlarla kandırmaktan geçerdi. Birini özlemediğini düşünürsen bir yerden sonra özlemediğini, birine ihtiyaç duymadığını kendine aşılarsan kimseden bir şey beklemeyen bir insana dönüştüğünü gözlemlerdin. Eğer zihnini kandırırsan, kalbin kanardı. O benim zihnime sinsi bir düşman gibi girmişti. Sessizce, usulca ve emin.
Ve bir süre sonra zihnim, Vuslat Ergenç olmuştu. Gözlerimi kapattığımda onu görürdüm, teninin tenimden kayışını hissederdim. Gözlerindeki o alaycı bakışı tamamlayan gülümsemesini, dudağı kıvrıldığında oluşan küçük kırışıklıkları, gözlerinin kısılışını...
Ben onu karış karış gezmiş, tüm gizli yerlerini geçmiş, gözlerim kapalıyken bile ne yaptığını bilecek kadar tanımıştım. 'Daha ne olabilir ki?' diye diye kalbini eşeleyip hiç dokunulmamış, masum kalabilmiş duygularını açığa çıkarmıştım.
Şimdi zihnim bir su gibi berrak iken aklımdan geçen her şey onunla ilgiliydi. Onu gördüğüm ilk anı hatırlıyordum. Bakışlarıma takılan ilk şey botlarıyken sonrasında beni her şeyden koruyan güzel ellerine çevrilmişti. Sesini ilk kez orada duymuş, gözlerindeki o ifadeyi ise aylar sonra fark etmiştim. Meğerse bir şeyi anlamlandırabilmek için birçok duyguyu içinde barındırmak yetermiş. Ben onun gözlerinde o gün kendimi gördüm.
Onu sevdiğimi fark ettiğim ilk anı hatırlıyordum. Benim asıl kimliğimi öğrenip beni kendimle tanıştırmak istemiş ve bana ne olursa olsun geçmişimden kaçamayacağımı öğretmişti. Bana kendini ilk kez o gün göstermişti.
Öpüştüğümüz ilk anı hatırlıyordum. Onu sinirlendirdiğim için odasına çıkmış, günümün çoğunu geçirdiğim o koltukta düşüncelere dalmıştı. Onu çoğunlukla bir şeyler düşünür halde bulurdum, zihni bir yel değirmeni gibi dönerdi. Arkasından ona sarılmayı cesaret ettikten sonra yüzünü bana çevirmiş ve dudaklarını ilk kez dudaklarımla buluşturmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MAHİ
Teen Fiction"Biz, birbirimizin hikâyesiyiz." Onu gördüğüm ilk günden beri şafak kalbimde söküyordu. Onu ilk sevdiğimden beri bir ateş parçası uykularımda kol geziyordu. Geceleri kollarımda uyuttuğumu sandığım adamın sırlarını uyuttuğumu öğrendiğimde dahi onun z...
