5-Feels So Good

12.6K 772 2.6K
                                        

OY ATIN OY, BİR KERE OY ATIN ÇOK MU ŞEY İSTIYORUM AZICIK VOTE VERİN BE

____

Kalçalarımı kaldırıp bacaklarımı iki yana açtığımda kucağına oturdum. Dudaklarımız öylesine bir sertlikle hareket ediyordu ki, dışarıdan gören birisi birbirini yok etmeye çalışan iki bedenden başka bir şey göremezdi. İkimiz de hiç acımadan birbirimize saldırıyor, dudaklarımızla açtığımız savaşı sürdürürken oldukça ilkel bir içgüdüyle hareket ediyorduk.

Üzerimde baskınlık kurmaya çalıştığını fark ediyordum. Fakat kesinlikle buna izin vermiyor, o bana vahşice dokunurken kat kat fazlasıyla bu dokunuşlarına karşılık vererek, arsızca yükselen bir alevlenmenin içerisine çekiliyordum. Karşı koyamıyordum, ellerini tutup uzaklaştıramıyordum bedenimden.

İçimden taşıp akan arzuya engel olamadım. Belimi sıkıca saran kolların arasında, dudakları dudaklarımda, ellerim gördüğüm andan itibaren dokunmak istediği, fakat bunu kendime asla itiraf edemediğim saçlarının arasından kayıp giderken, beni yakıp kavuran arzuya izin verdim. Daha da yaksın istiyordum beni. Susuzdum, boğazım kurumuştu ama yine de daha da yaksın beni, teninin ateşi tenime değsin, ve biz, kül olup savrulana dek bu gece hiç durmayalım...

Öylesine büyük bir hışım ve tutkuyla öpüyorduk ki birbirimizi, elleri ne ara kalçalarımı buldu, ben ne ara dokunuşlarının altında titremeye başladım, bilmiyordum. Fakat şehvet... şehvet o kadar yoğundu ki, tüm bunları kavrayacak vaktim olmamıştı. Beynimi çıkarıp bir köşeye koymuştum sanki.

Saçlarına daldırdığım ellerim tutamlarını hoyratça dağıtırken kalçama yerleştirdiği elini sıkmış, ve benden kısık bir inleme kazanmıştı. Bir elini kaldırıp enseme koydu ve beni kendine daha çok bastırdı. Dillerimiz birbirine sürtündüğünde kapalı dudaklarımın arasından kısık bir inleme bıraktım. Kalçamdaki elleri buna eş zamanlı olarak sıkılaştığında alt dudağıma minik bir ısırık bırakarak geri çekildi ve diliyle üzerinden geçti. Kapalı kirpiklerim aralandığında önce kızaran dudaklarına, daha sonra gözlerine baktım. Fazlasıyla karanlık bir ifadeyi giyinmiş olan irisleri kahvenin en koyu tonlarındaydı şimdi.

Tekrar yüzüme yaklaşıp öpücüklerini köprücük kemiklerime dokundurmaya başladığında bir elimle ensesine tutundum. Aklım uçup gitmiş gibiydi, bana ne yapsa boyun eğecektim sanki.

Islak öpücükleriyle derimde bırakacağına emin olduğum izleri tenime işlerken, hissettiğim yoğunluktan dolayı kısılan gözlerimle tavanı izliyordum. Başımı biraz arkaya atıp ona daha geniş bir alan tanıdığımda şapırtı sesleri artmıştı. Kendimi o kadar kaptırmış hissediyordum ki onun kim olduğu, tanıyıp tanımadığım, ya da daha biraz önce başka biriyle seks yapmış olduğum gerçeği umrumda değildi. Sadece bana hissettirdiği bu duyguyu tatmak, yaşamak istiyordum. Sonrasını kafama takmayacaktım. Pişman olmayacaktım, çünkü böylesine güzel hissettiren dokunuşlara en fazla minnettar olabilirdim. O bunu bilmese de olurdu.

Havaya kaldırdığım kalçalarımı indirip kasıklarına oturduğumda, yavaşça ona sürtünmeye başladım. Ne yaptığımı bile bilmiyordum, bedenimi kontrol edemiyordum. Tüm kanım, alt tarafımda toplanmış gibiydi. Sadece tenimin ona daha çok değmesini, onu daha fazla hissedebilmeyi istiyordum. Kısa süre içerisinde bu denli kendimi kaybetmek akıl kârı değildi, fakat kimin umrundaydı?

Belli bir ritimde ona sürtünmeye devam ederken altımda gittikçe büyüyen, ve kumaşın üzerinden tam anlamıyla deliğimi dürten varlığını hissedebiliyordum. Tanrım bu... bu his çok tuhaftı, ve çok fazla.... Nasıl başa çıkabileceğimi bilmiyordum, beni baskılaması bir yandan garibime gidiyor, beni sinirlendiriyordu. Fakat bunların aksi yönünde kendimi ona daha fazla bastırırken buluyor, kasılıp gevşeyen deliğimle sızlanmamak için dudaklarımı ısırıyordum

Meyus || VminkookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin