9-Wine, Dance and Sex

21.7K 685 1.2K
                                        

Bu bölümde çalacak olan bir şarkı var. O kısma geldiğinizde medyadaki şarkıyı başlatıp öyle devam edin. Ortamı ve aurayı kafanızda daha net canlandırmanıza yardımcı olur.

Küçük bir bilgilendirme; bölümün geri kalanında da full bu şarkı çalmaya devam ediyor.
____

Burnuma dolan vanilya kokusuyla mest olmaya başlamıştım. Her yer karanlıktı, açık olan televizyon kapatılmış, ortamdaki tek ses ve ışık kaynağı kesilmişti. Onun yerine kokulu mumlar sarmalamıştı etrafımızı. Salonun belli yerlerine özenle dizilen mumlar, loş bir ışık ve muazzam kokular yayıyordu. Jimin'in getirdiği siyah puf yastıkların üzerinde oturuyorduk. Bize bir şey göstermek istediğini söylemişti. Jungkook ve ben olduğumuz yerde otururken, bakışları sürekli beni buluyor, irislerinin dokunduğu yerler alev alev yanıyordu. Başımı çevirip ona baktım. Koyu birer küreyi andıran gözlerine yansıyan mum ışıkları, irislerinde ahenkli bir dansa tutuşuyor, sağ profilini aydınlatırken geriye kalan sol tarafı esrarengiz bir karanlığın içerisine hapsoluyordu.

Beni süzmeye doyamayan bakışlarına aynı şekilde karşılık veriyordum hiç çekinmeden. Giydiği beyaz gömleğinin üstten bir iki düğmesi açık olduğu için, iştah kabartan o beyaz tenini daha iyi görüyordum. Kollarını dirseklerine kadar sıyırmış, damarları ortaya çıkmıştı. Altındaki pantolondan bahsetmek istemiyordum bile. Bacaklarını öylesine sıkı sarmıştı ki, belirgin ve şekilli duran kaslı baldırlarına oturabilmek için can atıyordum. İnce belini saran kemerini bir çırpıda çıkartıp varlığıyla beni delirtsin, kıvrandırsın istiyordum.

"Kendimi o kadar zor tutuyorum ki, sen karşımda böylesine savunmasız ve ihtiyaçla bana bakarken, daha fazla ne kadar dayanabilirim bilmiyorum."

Bir nefes kadar uzağımdaydı bana. Gittikçe birbirimize çekiliyorduk farkında bile olmadan. Az önce dedikleri yüzünden dudaklarım kıvrıldı. Jimin bize, o gelene kadar kesinlikle temas etmemizi söylemişti. Ardından şeytani gülüşlerinden birini yaparak salondan ayrılıp gitmişti. Ama siktir! Bu çok acımasızcaydı ve Jimin'in de bunu bildiğini biliyordum. Tam bir sürtüktü.

Tam her şeyi bir kenara itip önümde duran kırmızılıklara yapışacaktım ki, Jimin parmak ucunda yürüyerek salona girdiğinde, "Aklından bile geçirme Kim Taehyung." Diyerek dikkatimi dağıtıp bakışlarımı ona çevirmemi sağlamış, elindeki şarap ve kadehleri masaya koymuştu.

Bir şeyleri ağırdan almak istediği çok belliydi, bizim aksimize. Bana kalsa şimdi şuan, hiç düşünmeden aklımdan geçen şeyleri uygulamaya dökmeye başlayabilirdim. Ama işte, Jimin ve onun bir takım fantezileri buna izin vermiyordu. Bir şey de diyemiyordum. Çünkü kahretsin ki, tam karşımızda kırdığı bir diziyle masaya eğilerek zarifçe tuttuğu kadehe şarabı boşaltırken, bedenini itinayla saran kırmızı elbisesinin altından belli olan kalçalarını ve pürüzsüz bacaklarını hiç çekinmeden bize sergiliyordu.

Bu gece ya aklımı kaçıracaktım, ya da aklımı kaçıracaktım.

Doldurduğu kadehlerden ikisiyle birlikte ağır adımlarla bize doğru yaklaştığında, uzattığı şarap kadehlerini kabul ettik. Seksi ve baştan çıkarıcı diyebileceğim bir gülüşle doğrulup geri çekildiğinde televizyon ünitesinin yanına gitti. Tüm bunlar olurken hiç konuşmuyorduk. Soluklarımız dışında başka bir ses duyulmuyordu. Öyle bir aura hakimdi ki ortamda, istesek de konuşamazdık zaten. Kelimeler kifayetsiz kalır gibiydi sanki dudaklarımız aralansa. Nefes alışverişlerimiz bile yavaşlamıştı.

Parmaklarımın arasındaki kadehi kaldırıp dudaklarıma götürdüğümde geniş bir yudum aldım. Damağıma yayılan o mayhoş tadı dilimi uyuşturdu. Jimin, teyp olduğunu düşündüğüm şeyle biraz uğraştıktan sonra düğmesine basmış, ardından odayı dolduran melodi sesiyle birlikte kaşlarım havalanmıştı.

Meyus || VminkookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin