Hyunjin elindeki buketi sıktı. Felix hiçbir şey söylemeden bir sevgilisine, bir de salonundan gelen Changbin'e bakıyordu.
"Felix... Changbin burada ne arıyor dedim."
"Hyunjin, içeri geç." Sonunda Felix ağzını açabildiğinde bunları söylemişti. Yutkundu. Dışarıdan ne kadar gergin olduğu belli oluyordu. Hyunjin düzgün bir cevap alma umuduyla içeri girdi. Changbin'e delici bakışlar atarak salona yöneldi. Daha önce sayısız kez buraya geldiği için odaların yerini biliyordu. Changbin ise eve girdikten sonra birkaç saniye olduğu yerde etrafa bakınmıştı. Aralarımızdaki büyük farklardan biri bu işte, Changbin içinden geçirdi.
Üçü de salona geçtikten ve koltuklara yerleştikten sonra Felix,Changbin'e buruk bir gülümsemeyle baktı.
"Changbin hyung beni ikna etmek için geldi. Seninle aramızın kötü olduğunu, çünkü bana yalan söylediğini anlattım. Arcane isimli başka biri gibi davranarak benimle konuştuğunu... Sonra bu gizemli kişiye nasıl aşık olduğumu." Hyunjin'in dili tutulmuştu. Şaşkınlık içinde açılmış gözleri bir Changbin'e, bir de ufak sevgilisine bakıyordu. Changbin ise en uzak köşede başını eğmiş, dinliyordu.
"S-sonra bunun bana nasıl dert olduğunu. Ama Changbin hyung benimle konuştu. Sevdiğim bu iki adamın aynı kişi olmasının nasıl büyük bir şans olduğunu anlamamı sağladı. Bana yalan söylemenin bir sebebi olduğuna eminim Hyunjin. Artık umurumda değil. Çünkü... seni çok özledim." Felix yeniden akıtıyordu boncuk yaşlarını şimdi. Gerçekten, o kadar çok özlemişti ki. Ona soğuk davranabildiğine inanamıyordu. Böylesine sevdiği birine...
Hyunjin oturduğu yerden kalkıp sımsıkı sarıldı miniğine. Changbin onlara bakıp gülümsedi. Karşılıklı bir sevgi, hem de böylesine güzelinden. Onun da başına gelir miydi acaba? Felix burnunu çeke çeke Hyunjin'e sarılıyordu. Hyunjin ise onu sakinleştirmeye çalışıyordu, gözleri dolmuştu. Changbin sessizce ayağa kalkıp yanlarından geçti. Hyunjin'in koltuğa bıraktığı buketten birkaç dal kasımpatı çıkarıp aldıktan sonra oradan uzaklaştı. Onların bu çiçeklere ihtiyacı yoktu, kendisi ise bir teselli ödülünü kesinlikle hak ediyordu.
Kapının açılıp kapandığını duyunca geri çekilip o tarafa doğru baktı Felix. Yüzü asıldı bir an, Changbin'in söylediği şeyler onu derinden etkilemişti. Dışarıdan bakılınca kibirli görünse de içten içe güvenmiyordu kendine, yanlış anlaşılıyordu haliyle. Kendi olabileceği zamanların yakın olduğunu umdu. Yeniden gülümsedi Hyunjin'le gözleri buluşunca. Gözleriyle sınırlı kalmadı, dudakları da buluştu onca zamandan sonra. Felix nasıl da özlemişti onun bal dudaklarını. İlk defa nefesi kesilene dek öptü, uzun uzun. Eskiden ufak buselerle sınırlı kalırdı ancak bu kez kendini tutmaktan vazgeçmişti. Hyunjin ise şaşkınlık içinde karşılık vermişti minik olanın istekli öpücüğüne.
Uzaklaşıp soluklanırken Felix sevgilisinin göğsüne koydu başını, kollarını beline sardı. Onun nefes alıp verişini dinledi. Hyunjin elini sevgilisinin başına koyarken gülümsedi. Saçlarını yavaşça okşarken soluğu da düzene girmişti. Aralarının tamamen düzelmesi için ona açıklaması gerekiyordu. Yutkunarak söze girdi.
"Çıkmaya başladığımız günü hatırlıyor musun? Hamburgercide buluşmuştu. Sana söyleyecek önemli bir şeyim vardı hani?" Felix başını yavaşça hareket ederek onayladı.
"Benim Arcane olduğumu açıklamaya çalışıyordum. Ama... sanırım onu duymak yerine sana çıkma teklifi ettiğimi düşünmek istedin. Daha ağzımı bile açmamıştım, kendimi seninle çıkarken buldum!" Gülmeye başladı. Felix ise hem duyduğuna şaşırmış, hem de utanmıştı. Gerçekten de lafını bitirmesini beklememişti.
"Neden beni durdurmadın?" diye sordu başını kaldırmadan.
"Çünkü... Seninle bir ilişkiye başlamak güzel bir fikir gibi geldi. Senden hoşlanıyordum zaten... Arcane olduğumu daha sonra da açıklayabilirdim. Tabii korkup her seferinde vazgeçmeseydim, çoktan açıklamış olacaktım." Hyunjin iç çekti. Kaç kere söylemek üzereyken çekinip vazgeçmişti kim bilir...
"Arcane ve sen, Hyunjin. Benziyorsunuz. Ama farklarınız var. Mesela Arcane çok daha intelektüel duruyor. Aynı zamanda daha komik. Sen daha romantiksin, ilgilisin, karizmatiksin. Aynı kişisiniz ama... Farklısınız işte! Hangisi gerçek sen?" Tuhaf bir soru olduğunun farkındaydı. Başını kaldırdı ve bu sefer çenesini yasladı göğsüne. Yüzüne baktı sorusuna cevap beklerken. Hyunjin gülümsedikten sonra biraz düşündü.
"Arcane... daha cesurdu. Çünkü o maskeli bir kahraman gibi. İsteğini söyleyebilir. Ama bir yerden sonra sana yürümeyi bırakması gerekti. Kapı gibi bir sevgilin var sonuçta! Ben... o kadar cesur değilim. Belki bir türlü sana açıklamamamın bir sebebi de budur. Arcane'den kopmak istememişimdir..."
Felix dudaklarını büzerek baktı. "Arcane'i seviyorum. Seni de. Yani ondan kopmak zorunda değilsin. O da senin bir parçan, olmak istediğin kişi. Ondan tamamen vazgeçmen gerekiyor mu gerçekten? Ben sabahın 5'ine kadar tuhaf konular hakkında araştırmalar yapan, sayısız kelime defterine sahip, yakışıklı sevgilim ve sapığım Hyunjin'i seviyorum." Güldü. Hyunjin kendini tutamayıp yeniden öptü onu. Sonra yeniden. Yeniden ve yeniden.
"Seni seviyorum Hyunjin." dedi ufak olan.
"Remadancy.*" diye cevap verdi Hyunjin.
Felix'in gülümsemesi genişledi. 'Ben de seni' demek yerine bu kelimeyi kullanacak tek kişi sevgilisiydi. Kalbindeki yeri her saniye genişlerken ona sımsıkı sarıldı. İkili o koltukta uyuyakaldı. Kadere bakın ki ikisi de rüyalarında birer düğün gördü. Felix bir kır düğünü, Hyunjin ise kilise düğünü. O günden sonra yıllar boyunca tartışacakları tek konu bu olacaktı.
-SON-
Neden böyle bir yerde bitirdiğimi merak ediyorsunuz biliyorum. Ama bir cevabı yok. Daha devam ettirebileceğimi sanmıyorum. Belki bir ara düzenlemeye gelir, gelmişken özel bölüm yazarım. Mesela hangi düğüne karar verdiklerini. :33
Hikaye boyunca neden bu kadar sevildiğini anlamaya çalıştım ve hiçbir şekilde anlayamadım. Final olmasının şerefine, neden sevdiğinizle ilgili bir iki cümle bırakabilirseniz çok mutlu olurum. Ani son için üzgünüm. Keşke daha düzgün bir finalle bitirebilseydim ancak sevmediğim bir hikaye için yazabildiğim en iyi son buydu PEOQPEOWPRIOEQPWOEORWOQ
Changbin'in evden çıkıp karşılaştığı birine kasımpatıları vermesiyle farklı bir shiple ikinci bir kitap yazma fikri de geldi ancak... Artık Ignite isimli diğer HyunLix'ime yoğunlaşmak istiyorum. 800-1500 kelime uzunluğundaki bölümleriyle fazlasıyla ilginç bir kurgusu var. 2-3 bölümü yayında. Buradan çıkıp oraya uçabilirsiniz bence.
Son bir kelimeyle veda etmek istiyorum.
lethologica: Bir kelimeyi, ismi hatırlayamama.
(Bu kelimeleri bulmak için unusual, unique words with beautiful meanings diye arayabilirsiniz. Pinterest üzerinde bir sürü pano bulabilirsiniz. Anlamlarını kontrol etmenizi tavsiye ederim.)
Kendinize iyi bakın kahve çekirdeklerim.**
---
*remadancy: Karşılıklı aşk anlamına gelir.
**Referansı anlayabilmek için de Doctor LEE isimli çok hoş bir mini ficim var. Oraya uçabilirsiniz. <3
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Arcane //Hyun-Lix
Short Storyfelixlee: Hey Unknown! Unknown: Bana Arcane de. "Hwang Hyunjin + Lee Felix" *Arcane: sır, gizem, sadece birkaç kişi tarafından bilinen*
