0.7

4.5K 323 482
                                        

billie eilish, come out and play


"Sorun değil Chaeyoung, istediğin zaman başlayabilirsin. Yalnızca bu ay içinde mail hesabıma kaba halini atarsan birlikte değerlendirebilir ve fikir alışverişi yapabiliriz."

Bayan Cho, sözlerini bitirdiğini belli eden bir gülümsemeyle bana baktığında "Tabii ki, en fazla iki haftaya mail kutunuzda olacak," diyerek ona kibar olduğunu düşündüğüm bir şekilde gülümsedim ve o masadan kitaplarını toplayıp kütüphaneden ayrılacağı vakit eğilerek selamladım. Birkaç saniye sonra okulumuzun en iyi Edebiyat öğretmeni yanımdan ayrılmış ve beni de gazete yığınlarının arasında bırakmıştı.

Başımı bir belaya soktuğumu hissettirse de bugünü güzel başlatmamı sağlamıştı bu sabah aldığım haber. Okulumuzun üç ayda bir çıkan oldukça kalın ve süslü, genellikle başarılarımızdan bahseden bir gazetesi vardı. Her dönemden bir sınıfın seçilip öğrencileri tarafından tasarlanan sayfaları ve öğretmenleri konu alan kısmı dışında bu yıl başka bir dil bilen öğrencilere köşe yazarlığı yapma şansı da tanınmıştı, ki o şanslı öğrencilerden bu yılın ilk sayısında yer alacak olanı da bendim. Bayan Cho, ilk teneffüste beni yanına çağırıp bu konudan bahsettiğinde hemen kabul etmiştim elbette. Nasıl hayır diyebilirdim ki? Bir kere o kadına bayılıyordum, oldukça bilgili ve güzel bir kadındı ama maalesef ki dersimize girmiyordu. Aynı zamanda bu tarz yazıları ilk öğrendiğim dilimde yazacak olmak beni çok heyecanlandırmıştı.

Farklı bir şeyler yapmak istiyordum. Hayatımı daha kaliteli yaşamak adına her gün test kitaplarına boğulurken canlı hissetmiyordum, başka bir şeyler denemeye ihtiyacım vardı.

Eski okul gazetelerini masadaki dağınıklığı toparlamak adına üst üste dizmeye başladım, öğle arasından önceki teneffüsteydik ve Bayan Cho ile neler yapabileceğimizi konuşmak için kütüphanede buluşmuştuk. Gazetenin diğer sayıları için kimleri seçeceğine dair aklında bir liste olsa da benim dışımda henüz diğerlerinden emin olmadığını söylemişti ayrılmadan önce. Bu tarz yazma konulu olaylarda daha önce hiç yer almamıştım, neden benden emin olduğunu da anlayamamıştım bu yüzden ancak bunu düşünmekle zamanımı harcamak istemiyordum. Şimdiden sorumluluk sahibi hissetmek tuhaftı.

Gazetelerin tutabileceğim kadarını alıp yerlerine yerleştirmek için neredeyse tavana kadar değen geniş raflar boyunca ilerledim ve sondaki boş kısma dizmeye başladım. Okul spor salonlarına yatırdığı paranın çeyreğini burası için kullanmış olmasına rağmen antik bir salona benziyordu kütüphane. Yoğun bir ilgi görmesinin ve her daim kalabalık olmasının nedeni de buydu, masaların arasındaki geniş mesafeler ve salonun ortasına aralıklarla koyulmuş raflar benim için güzel bir görüntü oluşturuyordu.

Elimde son kalanı da yerleştirdiğimde sağ tarafımdan yaklaşan adım seslerini işittim, refleks olarak kimin geldiğine bakmak için döndüğümde ise Jungkook belirmişti yanımda.

"Hala bitmedi mi işin?" diye sordu sırtını rafa yaslayarak.

"Bitti sayılır, bekle biraz," dedim ve onu orada bırakıp kalan gazeteleri getirmek için masama ilerledim. Birkaç saniye sonra onu bıraktığım yere döndüğümde Jungkook raftaki kitapları inceliyordu, benim geldiğimi fark ettiğinde yönünü bana çevirip diğer gazeteleri de yerleştirmemi izledi.

Evime geldiği günün üzerinden iki gün geçmişti ve aramız normaldi, herhangi bir gerginlik de yoktu, bu iyi olduğumuzu gösterirdi değil mi? Okula birlikte gidip geliyorduk her zamanki gibi, öğle arasında Bambamler ile aynı masada yemek yiyorduk hep birlikte. Hatta Lalisa da bize katılıyordu artık.

"Gidebiliriz," dediğimde kütüphanede yankılanan zil sesi, gidebileceğimiz tek yerin sınıf olduğunu söylemek istemiş gibi hissettirmişti o an. Çıkışa doğru ilerlemeye başladık birlikte.

seven ღ rosékookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin