Yıkamadığım Duvarlarım

104 106 0
                                    


Bazen insan kendini tanıyamaz. Kendimizi aradıkça aslında bir o kadar kayboluyorduk duygularımızda. Daha fazla yıpranmamak için duvarlar ördük kendimize.


Bazen eskiden öğrendiklerimizi doğru sandık, bazende istemeden değiştik. Onu da olgunluk evrimi sandılar.


Hayata güvenemedik, insanların ise sınavından geçemedik. Bazen yalnızlık öğretti bize hayatı ama sandık ki hayat öğretti bize yaşamayı. Aslında ne doğru ne yanlış bilmiyordum ama duvarlarımı yıkınca belkide yaşayabilirim kendi hayatımı...



Kollarımdan tutan bir çift el hissettim hala duygularımı kontrol edemiyorken. Ne yaptığımın farkında bile değildim. Zihnim kararmış ve kendimi kaybetmiştim. Aslında karanlık bir odada kendimi arıyorken yüzüme çarpan şey ile gerçek hayata gözlerim yavaş yavaş açılıyordu.


Sımsıkı tutulan ellerim ile geriye doğru çekildiğinde biri kolları ile beni sarmıştı. Kim olduğuna bakmak için döndüğüm de bir damla yaş omuzum ile buluştu ve hızla yere aktı. Daha yeni yeni kendime geliyor ve gözlerimi açtığım hotelde ki çocukların burada olduğunu gördüm. Alvin ve Alex buradaydı. Peki ya diğerleri neredeydi?


Hortuma yakalanmadan önce beni büyük karanlığa iten o kişi aklıma geldiğinde yeniden bağırmaya başladım.


"Nerde o alçak?"


"Bütün bunlar onun yüzünden oldu!" Dediğimde kendi zihnim ile çelişkiye girmiştim. Adrian'ın başına gelenler muhtemelen benim suçumdu ama kalbim ister istemez onu suçluyordu.


Bedenime sarılan kollar beni daha da sıktığın da koluna bir iki şaplak atıp bırakmasını istedim. Muhtemelen az önce bağırdığım için daha da sıkı tutmuştu ama o beni sıktıkça boğuluyor gibi oluyor ve daha da çok öfkeleniyordum.


"Alex, bırak beni. Hemen!" dediğimde bu öfkeli komutuma karşılık yavaş yavaş kollarını gevşetmişti ve bir hışımla ondan kurtulup Adrian'ın muayene eden Alvin'nin yanına doğru süründüm.


Elimi kolumu nereye koyacağımı bilemezken şaşkınca onun ellerine sarıldım. Bir zamanlar Rozalin'in de dediği gibi o hep bana güç vermek istemiş bu yüzden ellerimi tutmuş, aynı şekilde kalbimde bunu yapmak istediği için şuan elini tutuyordum.


"O...O iyi mi?" dememle Alvin kulağını göğsüne dayayıp kalp atışını dinlemeye başladı.


"Yoksa o öldü mü?" diye sorduğumda şaşkınlıkla bir elimi ağzıma götürdüm. Alvin başını kaldırıp benim yaşadığım ufak çaplı paniğe uzun uzun baktı. Öyle uzun baktı ki hatta belki de o da benim kendimi suçladığım gibi beni suçluyordu.


"Sanırım iç kanaması var. Onu hotele götürüp daha iyi bir şekilde muayene etmem gerekecek." Dedi ve içine sanki fazla geliyormuş gibi nefesini bir hışımla dışarı verdi.


"Sorun ne?" diye sordum. Bir şeylerin yolunda gitmediğini biliyordum.


"Onu ameliyat etmem gerekebilir ama..."


"Ama ne Alvin?" dedim belki de acele etmemiz gereken zaman da o ağır sözleri ile zamanı tüketiyordu.


"Lanet olsun. Bunun için steril alanımız, uygun malzemelerimiz ve ilaçlarımı yok." Bunu duyduğumda öfkeyle boynuma tırnaklarımı geçirerek kaşıdım.


"Ben gidip bir hastane bulacağım ve orada ne gerekiyorsa toplayıp sana getireceğim." Bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu düşünemezdim ama şuan birinin hayatını riske atıp, bir hayatı kurtarması gerekiyordu. Özellikle vicdanı rahatsız biri.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Oct 06, 2024 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

ASTRODİNAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin