twenty four

1.3K 57 28
                                        

Jimin kapımı kırarcasına vurup yoongi de kaşığı tavaya vurup -benim taktiğim- herkesi uyandırmaya çabalıyorlardı. Yoongi ölse billah asla uyanmazdı ki erkenden uyanmış.

"Jimin hyung uyandım gider misin!?" vurmayı ve bağırmayı kestiğinde "kapıya çık görücem" tekrar bağırıp kapıyı vurmaya başladığında yoongi de "Uyanın lan! Hep siz mi yapacaksınız! UYANIN BANGTAN!" yoonmin ikilisine katılan hoseok ile taehyung olmuştu.

Oflayarak yataktan çıkıp çıplak ayağımla uykulu şekilde kapıya açıp kapı pervazına yaslanarak tek gözüm uykudan dolayı kapalı şekilde bakıp "uyandım hyung. Bağırmayı kesin lütfen"

Bu sefer elleri omuzuma koyup beni sallamaya başladığında daha çok bağırmaya başladı "bu gün en güzel gün! Uyan uyan!" ellerini omzumdan itirip "hyung evet konser var ama bu normal değil mi zaten?"

Hoseok yanımıza gelip "bugün en özel gün! Yeni hatırladım" ne olduğunu düşünmeye başladım. "Birinin doğum günü de ben mi unutum?" ikisi de ellerini alınlarına vurduğunda gözlerim hala yarım açık şekilde bakyordum.

Uykuyu bebekliğimden seven biriyim ve ben uykuyu, uyku beni sever. Yoongi hyungun ikiziyim diyelim. "Giyin. Yemek hazırla" hoseokun demsiyle şaşkınca ona baktığımda digerlerini odalarına gidiyordu.

Yoongi ile taehyung yanıma gelip kulağımın ebesinş etmeye başlıyorlardı. Suratlarına kapıyı kapatıp kilitlediğimde daha çok bağırıyordu.

Taehyung giyinirken gelmesin diye kilitlemiştim. Tekrar sevişmek istemiyorum. Popom daha yeni iyileşmişti. Eskisinden anca iyiydi.

Banyoya gidip kirlilere kıyafetlerimi koyduğumda kısa bir süre ılık suyla yıkandığımda ayılmıştım. Duştan çıkıp bornozumu giyip dişlerimi fırçaladığımda odama girdim.

Kıyafet dolabımın önüne geçip bahçıvan tulumu alıp sarı ince uzun kolu çıkartım. İç çamaşırlarımj giyip kıyafetlerimi de giydiğimde saçlarımı taradım. Saçlarımı şekillendirip salık bıraktığımda hafif makyaj yapıp odayı düzenleyip aşağıya indim.

Hala uykum olduğunu biliyordum ve uyuşuk şekilde aşağıya indiğimde herkes uykuluydu yoongi, jimin, hoseok ve taehyung hariç.

Seokjin hyungun yanına oturup uykulu sesimle "günaydın" dediğimds herkes uykulu mırıltılar bırakmıştı. Hava hala karanlıktı ve bizim neden bu kadar erken kalktığımıza şaşırıyordum.

"Yoongi hyung, saat kaç?" telefonundan saate baktığında "beşe on geçiyor" dehşetle gözlerimi araladım. "Yoongi hyung sen bu saatte uyanmazsın?"

"Canım uyanmak istedi" omuz silkip jin'in omzuna kafamı koyduğumda o da kafamın üstüne kafasını koyduğunda uykuya teslim ediyordum kendimi ki Eylül enerjik dolu şekilde bağırarak girdiğinde yerimden sıçradım.

"Günaydin! Nasılsın esra?" iç çekip "düşünüyorum" kaşlarını havaya kaldırarak "neyi?"

"Sabahın bilmem kaçında hepinizin enerjik dolu olduğunu!" kıkırdayıp ellerini birbirine vurup "hadi araba hazır gidelim" dediğinde telefonum zaten cebimdeydi, platformdan montumu alıp botlarımla uyuşuk şekilde yürümeye başladım.

Arabaya bindiğimde kafamı bir omuz bulmaya başladım. Ortaya oturdum ve cam kenarlarını hoseok ve jimin kaptığı için yer arıyordum. Taehyung elini kafamı koyup yavaşça omzuna yatırdığında sanki bu anı bekliyormuşçasına direk gözleirmi kapatıp uyumaya başladım.

*

"Esra, jungkook, yoongi, namjoon hadi uyanın geldik" jin hyungun yumuşak tatlı sesini duyduğumda gözlerimi kırpıştırarak açtığımda arabadan bende indim.

~BTS 8.Üye~Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin