Twenty-Seven

998 50 19
                                        

Hoseok hyungun ciddi anlamda büyük bir sorunu var. Bir insan bir dansa bu kadar mı aşık olur? Ya sen hastasın, senin ayağın sargıda, iki hafta ayakta fazla durmaman gerek ama hoseok hyung gece gece evin bilmem ne neresinde dans etmiş sabah da zonklamış.

Hoseok hyungu evde bırakıp az bir zamana kalmış oln konserimiz için dans provalarımızı yapıyorduk. Tabi bugün bir yandan güzel gündü bir yandan da kötü, bugün Nisa'nın doğum günü. Her doğum günlerinde beraber kalır sabahlara kadar pijamalarımızı giyer bütün korlu filmleri bitirirdik, korktuğumuz zaman da tuvalete beraber girerdik.

Ama şimdi yoktu, ne ben onun yanına gidebilirdim ne de o benim yanıma gelebilirdi. Eskisi gibi değildik, eski biz değildik. Sosyal medyada gezinirken onunla olan fotoğraflarımız denk gelmiştim ve sol tarafım sızlamış gözlerim dolmuştu.

Onunla gezmeye, kavga etmeye, pijama partisi yapmaya, erkek reyonlarında kıyafetleri denemeyi, yüzlerimizi boyayıp fotoğraf çekinmeyi herşeyi özledim. Benden bu kadar nefret ettiğini bilseydim asla ona buraya geleceğimi söylemezdim.

Yine aptalca tehditler, sözler söylemiş ve bende en sonunda engellemiştim. Aslında en başta yapacağım şeydi fakat yapmadım, aptaldım.

Tabi benim üzgün olduğumu anlayan üyeler mutlu olmam için elinden geleni yapmıştı, jin hyung bana yeni kore yemekleri öğretirken aklım hep nisadaydı ya da bora. Her an birşeyler yapıp huzurumu, mutluluğumu bozacaklar diye korkuyorum.

Provalarımızı sıklıkla yapıyorduk aynı zamanda hoseok hyung bize sövüyordu pardon daha çok bana. Ben onu hastaneye götürdüğüm içinmiş herşey. Canlı yayınlar, fotoğraf çekimleri gibi birçok şeyde mutlu gibi davranmaya çalışsam da zorlanıyordum. Taehyung yanıma gelip saçımı karıştırıp moral veriyordu.

Zeytin gözlerine bakıp gülümsüyordum sonra yanağımı acıtacak şekilde sıkıp bırakıyordu "gözlerin 'ağlamak istiyorum' diyor" diyordu ve beni daha çok güldürmeye çabalıyordu. Evet ağlamak istiyorum. Gözlerim söyleyemediklerimi söylerdi ve bundan nefret ediyorum.

İki haftanın sonunda konsere gelmiştik ve yeni boyatığım saçlarıma şekiler yapıyordu. Telefonumla nisa ile olan geçmiş zamandaki fotoğraflarımızı bakıp iç çekiyordum. Ağlamak istiyorum, ona sarılmak istiyorum. Sanırım regl dönemime geliyorum...

Anasayfaya abimin gönderisini gördüğümde boğazımda düğüm tekrar ortaya çıkmıştı. Nisa abimin yanağını öperken fotoğraf çekmişlerdi ve abim nisayı etiketlemiş yanına da kalp koymuştu. Kaşlarımı çatmama ve sinirlenmeme sebep oluyordu. Venüse kısa bir mesajla ne boklar yediğini sorduğumda sevgili olduğunu söyledi. Küfür edip telefonu kucağıma koydum.

Makyöz gelip makyajımı yapmaya başlamıştı. Jungkook kamera ile herkesi rahatsız ederken bu sefer yanıma gelip saçıma laf ederken bende onun kolyesine laf ediyordum. Sonra göz göze geldiğimde kaşlarımı çatıp "benim lenslerimi kullandın hyung" diye çemkirdiğimde yalandan alınmış gibi yapıp "sonradan gelen sensin bunlar benimdi sen benden kopya çektin" dedikten sonra jimin arka koltuktan bağırdı.

"Hey velet sende benden kopya çektin. Neden burada özenti var?" derken buruk bir şekilde kıkırdamıştım gözüm bana bakan Taehyung ile buluştuğunda bana gülümseyerek bakıyordu bende ona gülümseyerek baktığımda makyözün işi bittiğinde kuaför sandalyeden kalkıp deri koltuklara oturup yoongi hyung benim yerime oturup onu hazırlamaya başladılar.

Taehyung biraz bana yaklaşıp fısıldayarak "iyi misin?" dediğinde iç çekip kafamı salladım "bts üyeleri ile aynı yerdeyim ve seninleyim. Neden iyi olmayayım ki?" gülümseyip saçımı karıştırdığında kaşlarımı havaya kaldırıp elini yavaşça vurdum. "Saçımı kaç kere yaptılar biliyor musun hyung?" omuz silkip bu sefer saçımı parmağını dolayıp serbest bıraktı.

~BTS 8.Üye~Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin