With Babies No 2 :)

740 59 9
                                        

Huzur.  Ve bir o kadar heyecan. Ilık rüzgar yüzümü yalarken, heyecandan ölecek gibiyim. 
   İçten içe bu duyguyu yaşayamacağımı düşünürken, şimdi böyle hissettiğime şaşkınım.
Yıllar önce demiştim, ‘Bu adamla huzurum olamaz.’
Düşünmeden sarf ettiğim sözler, ne kadar salak olduğumu bir kere daha yüzüme vururken, yanıldığımı fark ediyorum.
Huzur mu?
Bu adamla…
Huzur, bu adamın ta kendisi. Huzur onun gözleri huzur onun sesi, nefesi.
Her şeyiyle, huzurun ta kendisi o.
O mutluluk, o heyecan, o aşk.

Karşımda, mihrabın önünde simsiyah damatlığı ile duran o adam.
Gözleri parıl parıl parlayan, hafif bir tebessümle bana bakan. İşte o.

Babamın beni yıllar önce emanet ettiği, ve şimdi yeniden emanet eden o adam. Gülümseyerek bakıyor gözlerime. Mutlu görünüyor ve titreyen ellerinden anladığım kadarıyla heyecanlı.

Yol sanki bitmeyecek gibi. Gelinliğim ile üzerinde yürüdüğüm çiçekli yol, uzadıkça uzuyor sanki. Gözlerimi ayırmıyorum ondan, o da gözlerini ayırmıyor benden.
Aşkı görüyoruz gözlerimizde. Sanki ilk kez evleniyor gibiyiz.
Halimizi düşününce, gülmek geliyor içimden.
Fakat gelinim ben, yolun ortasında durup kahkaha atmamalıyım! Ama tutamıyorum kendimi. Kıkırdamaya başladığım sırada, sevgilim gözlerini devirip gülüyor.
Yine de romantik bir ortam var havada. Ve biraz… Değişik. Annem ve sevgili kayınvalidem, ilk kez evleniyormuşuzcasına heyecanlı. Babam elimi sımsıkı tutmuş, beni vermek istemiyor gibi sanki. Annemin kucağında oturan oğlumsa gözlerini büyütmüş annesiyle babasına bakıyor.

Tebrikler bebeğim, anne babasının düğününe katılan ilk evlatsın.

Ve sevgilimin sımsıcak eli kavrıyor küçük ellerimi. Boşuna demiyorum ona huzur diye. Güvendeyim. Babamın yanında olduğum kadar, belki daha çok.
 Derin bir nefes alıp alıyoruz yerimizi.
Daha 1 saat öncesine kadar parmağımda takılı olan yüzüğüm,  onun elinde şimdi. Yeniden takacak parmağıma.
Bu sefer, severek takacak.
Bu sefer… Düğünümüz gerçek. Severek evleniyoruz. Bir oğlumuz var, bir de henüz yolda olan kızımız.
Fakat biz… Yeniden evleniyoruz!

Duygularımı anlatmama yetecek kelime bulamadığımda düşüncelerime son verip yeminimi ediyorum. Bu sefer samimiyim.
İlk sefer olduğu gibi nefret yok içimde.
Bu adamın hayatımı mahvedeceğine inancım yok. İlk sefer olduğu gibi…

Aksine. Bu adam hayatımı aydınlatan ışık. O benim güneşim, o benim hayatım, o benim nefesim.
Hiçbir iltifat, hiçbir sahiplenici söz ifade edemez onun yerini.

O sadece…

Benim.
Her şeyiyle.
Sadece benim.

Biten yeminlerimizin ardından, alnıma bırakılan küçük bir buse bir kez daha kanıtlıyor bana bu adamın kim olduğunu. Tekrar tekrar söyleyebilirim, her yerde bunu gururla haykırabilirim.
‘O adam… Benim kocam’

Ve…

Küçük meleğim ilk kez tepki veriyor. Düğünümüzü kutlamak istercesine, karnımın içinde küçük bebeğim delicesine çırpınıyor.
Yoksa doğuruyor muyum?
Ah hayır… Sadece biraz heyecanlanmış, deli gibi tekmeliyor kızım.

Sevgilimde hissediyor bebeğimizi, elini karnımda gezdirirken kızımızla konuşup onu sevdiğimizi söylüyor.
Evet, seviyoruz. Hem de çok.

Bu sırada, Dani paytak paytak yürüyerek geliyor yanımıza. Çıkıyor babasının kucağına ve yanağıma uzanıp öpüyor.
Babasını taklit edercesine elini karnıma koyuyor ve gülümsüyor.
Şaşırmış gibi biraz da, çok geçmeden ‘o’ şeklini alıyor dudakları. Zaten iri olan gözlerini daha da açarak elini gezdirmeye başlıyor karnımda.

‘Kardeşin’ diyoruz Luhan ile aynı anda. Dani kendi kendine mırıldanıp tekmelemeye devam eden kardeşine bakıyor.
Olayı anlamdıramamış gibi sanki. Hala şaşkın, inanamayan gözlerle bana bakıyor. Gülümseyip mis kokulu saçlarını okşuyorum bebeğimin. O da burnunu yanağıma sürtüp mırıldanıyor.

Bu çocuk babasına çok benziyor. :)

Düğün bittiğinde, eve giriyoruz. Gelinliğimin altında –neyseki- gözükmeyen spor ayakkabıları çıkartıyorum ilk önce.
Sevgili kızım sayesinde topuklu ayakkabı giymek işkenceye döndüğünden, gelinliğimin altına spor ayakkabı giymek zorunda kalmam biraz komikti. Fakat kesinlikle rahatsız etmedi.
Mutluydum.
Gelinliğime dehşet bir tadilat yapılması gerekti. Lisa, gelinliğin içine sığmayınca, ona yer açmak zorunda kaldık.
Neyseki ailemizin özel terzisi, bu işin altından kalkmayı başardı. Yoksa tam bi fiyasko olabilirdi.
Aslında… Olmazdı.
Luhan olduğu sürece, her yerde, her koşulda iyi olurdum ki ben.

Gerçekten.

Bu adamın aniden hayatıma girmesine şükrettim bir kez daha. Onu tanıdığım gün aramızdaki ilişkinin bu hale geleceğini söyleseler asla inanmazdım.
Kuzenim demişti aslında, fakat dedim ya ona da inanmadım.

Ve sonra hayatım değişmeye başladı. Canı beni sinir etmek istediğinde beni öperdi. Birbirimizi sinir etmek için bir sürü şey yapardık.
Bir gün kaçtım ondan. Hiç arkama bakmadan ayrıldım ülkeden. Başım belaya girdiğinde, andığım ilk isim yine o olmuştu. Yanımda olsun istedim o an.
Çünkü ne kadar kabul etmek istemesem de, onun yanında güvendeydim.
Buldu beni, kurtardı kötülüklerden. Sonraları sevdim onu. Yavaş yavaş.
Bir kez daha belaya girdi başımız, bir kadın onu benden almaya kalktı.
Ne mi yaptım?
Benim olanı ondan aldım. Hah, o hep benimdi ki.

Ve en acısı… Onu kaybettiğimi zannettiğim o gün. Bu duyguyu bilir misiniz? Umarım bilmiyorsunuzdur… Kaybetmek dünyadaki en korkunç şey.
Kaybetme korkusu da öyle.
Bir an için beynim durmuştu, onun artık var olmadığını düşündüğümde. Bedeninin kül olup bir vazoya konulacağını düşündüğümde…
Gözlerine bir daha asla bakamayacağımı zannettiğim o an.
Azap gibiydi.
Dünya cehennemini yaşadığımı düşündüm. Ölüyorum zannettim.
     Fakat sonra bir şey oldu. Beni yerden kaldırdı ve bana sarıldı. Atan kalbinin sesini duydum, onu hissettim. Ve fark ettim ki…
 O benim nefesim gibiymiş de ben fark etmemişim, o olmadan ben bir saniye bile dayanamazmışım meğer…

O günden sonra hiç ayrılmadık. Ve hiçbir zaman ayrılmayacağız.  

Ben, Mia Hwang. Bekleyin bi’ saniye.
Lu Hwang Mia diyecektim.
Bugün, ailemin önünde bu adamı asla bırakmayacağıma yemin ettim.
Hastalıkta, sağlıkta.
Sevinçte, kederde.
Her an.
Ömrümün hiçbir anında.
Onu bırakmayacağıma yemin ettim.

Ömrüm tükenene kadar onu seveceğim. Hatta, ömrüm tükendiğinde cennette bile.
Sadece onu seveceğim.


****

Merhaba ^^ Bi' an içimden geldi ve bunu yazıverdim. Bir sonraki bölüm olur mu, olursa ne zaman olur gerçekten bir fikrim yok. Fakat bir şeyleri yarım bırakmayı sevmiyorum. Bu final niteliğinde bir bölüm olacaktı 10 saniye öncesine kadar.
Fakat Lisa'dan da bahsetmemiz gerektiği kanaatindeyim.
Dediğim gibi, bir sonrasını ne zaman yazabilirim bir fikrim yok.
Umarım bunu seversiniz. Teşekkürler ~

   Not: Devam edememe ihtimalime karşılık, bir son gibi yazdım bunu. Final gibi bir şey oldu. Fakat dediğim gibi. Hikayenin yanında 'Tamamlandı' yazmadan bitmiş sayılmaz. Tekrar teşekkür ediyorum, bu hikayeyi okuyup destekleyen herkese. İyi ki varsınız. :)

Continue to site

Marriage? No!Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin