Pazartesi sabah
Changbin
Konuşmamız lazım
Odanın önüne geleceğim
Hwang Hyunjin
Tamam
Noldu ki
görüldü.
Changbin Felix'e çorba almaya gitmeden önce her şeyi kesinleştirmek için ilk önce Hyunjin'le konuşmak istedi.
Hızlı adımlarla diğerinin yurduna gitti, içeride uyuyan biri olup olmadığını umursamadan kapıyı sertçe çaldı.
Hyunjin saçları taranmış ve pijama olmayan giysiler giyili bir şekilde kapıyı açtığında arkasında yataktan yeni uyandığı belli olan ve gözleri şişik bir Chan gözüktü.
"Birkaç sorum var. Kapıyı kapat da Chan rahatsız olmasın."
İçeride kalan konuşulanları umursamadan yüzünü yıkamaya gitti. Hyunjin ise söylenileni yapıp duvara yaslandığında tüm dikkati karşısındakindeydi.
"Cuma günü. Biz yemekteyken telefonumu eline aldın mı?"
Hyunjin yutkundu. "Almışımdır herhalde. Nereden hatırlayayım?"
"Yaptığının farkındaysan şu an beni anlamışsındır Hyunjin. Basit bir soru soruyorum."
Hyunjin ağzını bıçak açmazken Changbin'in sinirli bakışları altında ezilmemeye çaba gösteriyordu. Bir yandan da bahane arıyordu.
"Hyunjin gözlerime bak. Sildin mi cidden Felix'in bana attığı mesajları?"
Sarışın gözlerini kapatıp iyice duvara yasladı sırtını.
"Sildim. Ne oldu? Tekrar atmadı mı zaten? Her saniye konuşuyorsunuz. Yıllardır yan yanasınız. Ayrıldığınız yok. İki mesaj silinince bir şey mi değişti sanki?"
Yaptığının nelere sebep olduğunu bilmeden konuşan çocuğun söyledikleri Changbin'in sinirlerinin anında katlanmasına sebep oldu. Sesinin yükseldiğini fark etmeden konuşmaya başladı.
"Ne saçmalıyorsun sen? Evet bir şey değişti. En yakınımın belki de en çok önem verdiği yere gidemedim. Yalnız bıraktım onu. Hem de neden? Sen onun "iki mesajını" sildiğin için!"
Changbin bir eli belinde diğer eli saçlarının arasında sakinleşmeye çalışırken Hyunjin olayın hala farkında değildi.
"Okumamıştım mesajları. Sadece art arda geldiği için sinirlendim. Geçende de sessize almıştım. Her buluşmamızda ondan bahsediyorsun, onunla mesajlaşıyorsun, onu arıyorsun, benle geçirmen gereken vaktin bitmesini bekliyor gibisin hep. Buluşma bitince Felix'le şunu yapacağım, şuraya gideceğiz. Benle mi buluşuyorsun yoksa onu görene kadar zaman mı öldürüyorsun belli değil. En başından beri seni sevdiğimi biliyorsun. Bana karşı aynı duyguları beslemediğinin de farkındayım ama umut verdin. Normalde kimseyle bu kadar ilerlemezken biz neredeyse sevgili gibi olduk. Sana zaman vermek istedim. Belki alışır bana ve ilişkimizi ciddileştirmek ister bir noktada dedim."
Changbin'in duydukları kafasını daha da karıştırırken siniri hala geçmemişti.
"Sen ne yaptın? Benle flört oldun, aylarca vakit geçirdik, hala Felix'i geçemedim. Tamam kabul, yaptığım berbat bir şeydi. Kıskançlığıma yenildim. Hep farkındaydım zaten onun senin için çok daha önemli olduğunun. Boşuna uğraştım. O mesajı silince bir daha konuşmayacağınızı düşünememiştim. Özür dilerim bir şeyi mahvettiysem. Başka bir şey yaptığım yok zaten bugünlerde. Anca bir şeyleri daha da berbat ediyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
rare' changlix
FanfictionEn yakın arkadaşlar olan Changbin ve Felix'in ilişkisi hayatlarına giren yeni insanlarla değişir.
