Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Pardon!" sınıftaki kızlardan birisini çevirip konuşmaya çalıştı. "Matsuno Chifuyu hangi sınıfta biliyor musun?" eh, bilse bilse kızlar bilirdi böyle bir şeyi.
"Haa, şu sarışın yakışıklı çocuk." kız elini çenesine koydu. "Sanırım derslik iki veya dörtte olması gerekiyor ama emin değilim. Neden sordun ki Baji-kun?"
"Tamam, sağol." kız şaşkınca sınıftan çıkan oğlana bakıp kalmıştı öylece. Keisuke bütün ders tenefüsün gelmesini ve sınıfları kontrol edebilmeyi beklemişti.
Mesajlara da bakmıyordu şerefsiz.
Koridorda hızlı bir biçimde yürürken aniden Haruchiyo karşısına çıktığında onu durdurmaması veya en ufak bir şey söylememesi için resmen dua etmişti Keisuke. Uzun, beyaz saçlı çocuk elini kaldırdı neşeyle. "Selam Baji, naber?"
"Bir siktir sen de be." içinden söylendi. "Selam Haru. İyiyim, sağol. Sen nasılsın? Sen de iyisin, tamam acelem var sonra konuşuruz üzgünüm." oğlan ağzı açık bir şekilde kalmıştı koridorun ortasında öylece. Omuz silkip yürümeye devam etti. Keisuke fazla göze batmıyordu, ne de olsa her zaman garip hareketleri olan sorunlu bir insandı.
Derslik ikinin kapısını çat diye açıp sınıfın içine bakarken cam kenarında oturan Chifuyu'yu gördüğünde rahat bir nefes verdi. Sınıfta fazla insan yoktu, çok dikkat çekmemişti o yüzden.
"Ulan hem gelip kontrol et diyorsun, hem de sınıfını söylemiyorsun. Şaka mısın sen civciv?" omzuna bir yumruk attı hafifçe. "Sorsaydın ya salak!"
"Mantıklı. Aklıma gelmedi o an. Senden öyle kurtulmak istiyordum ki konuşmayı uzatamamışım." diye söylendi. Chifuyu'nun suratı asıldı hemen. "Paramı hak etmen lazım ama senin." sınıftaki kimse duymasın diye fısıldadı. Keisuke, tam anlamıyla keçileri kaçırmak üzereydi.
"Neyse iyisin, hayattasın. Nefes falan alıyorsun." elinin tersini Chifuyu'nun alnına dayadı. "Ateşin falan da yok." sırtına vurdu iki üç kez. "Turp gibisin, ben gider."
"Sert vurmasana be!" sınıftan çıkarken bağırdı arkasından dudak büzerek. Keisuke elini kaldırıp veda ederek çıktı sınıftan. İşte şimdi, sonraki dersler gönül rahatlığı ile sırasında uyuyabilirdi.
...
Eve dönüş yolu Chifuyu yüzünden oldukça uzadığı için oğlan fazla huysuzdu. Buna daha sadece iki gündür katlanıyor olmasına rağmen hemen bitmesini istiyordu, zaman geçmiyor gibiydi.
Hava henüz kararmaya yeltenmemişti bile. Uzun süren yaz günleri sayesinde güneş en erken sekiz dokuz gibi batar ve dört beş gibi doğardı tekrar. Keisuke de bunu sevmiyordu işte, gece insanıydı o. Hava kararmışken ev yolunda tek başına yürüyüp müzik dinlemeyi seviyordu.
Yalnız takılmayı da seven birisiydi. Arkadaşlarından vakit buldukça kendine zaman ayırır, tek başına birçok şey yapardı.
Ama şimdi Chifuyu yüzünden bu hakkı da elinden alınmıştı.
Üstelik kendisi biraz,
ilgi meraklısı veya o tür bir şeydi.
Ama Keisuke ona hak veriyordu. Birisine bunun için para ödeseydi en iyi şekilde yerine getirmesini isterdi o da. Elinden gelen her noktadan faydalanırdı.
Sonuçta Chifuyu ne yaparsa yapsın Keisuke onu bırakamayacaktı ve sarışın oğlan bunu gayet iyi bildiğinden ondan çok iyi faydalanıyordu.
Tek isteği bir an önce bu saçmalığa son verebilmek.
Ama sanki evren ona karşı koyuyormuş gibiydi.
Onu kimsenin görmeyeceği bomboş bir araziye gidip içindeki her şeyi dökene kadar bağırası vardı şimdi. Haykırmak istiyordu bütün gece boyunca. Katlanmak zorunda olduğu şey onu deli ediyordu ne de olsa.
En azından arada bir arkadaşlarıyla halı sahadayken kafa dağıtabilirdi haftasonları. Uyumadan önce de kendine ayırabilecek birkaç saati oluyordu. Bir süre bunlarla yetinmesi gerekirdi.
Yol üstündeki bir benzinliğin marketine girip raflarda almak istediği birkaç şeyi aradı. Eğer şanslıysa bu gece yatmadan önce güzel bir film izleyip kendisi ile baş başa kalabilirdi.
Ruhsuzca kasaya gidip kucağındaki ürünleri bırakırken kasiyerin suratına bile bakmadı. Bir tane poşet rica edip aldıklarını ödeyebilmek için cüzdanını açtı.
Haftalığının son damlalarını harcıyordu şimdi. Üstelik daha günlerden çarşamba.
"Yüz yirmi yen." dedi tanıdık bir ses. Keisuke hızla kafasını kaldırıp karşısındaki adama baktı. "Shinichiro abi! Ne işin var burada?"
"Ah, Keisuke selam!" siyah saçlarının üzerine lacivert bir şapka takmış, market önlüğünü üzerine geçirmiş oğlan selamladı onu. Shinichiro Sano. Manjiro'nun abisi.
"Burada çalışıyorum ben." dedi oğlan aldıklarını onun yerine poşete doldururken. "Mikey hiç böyle bir şeyden bahsetmemişti." diye geveledi Keisuke. Cüzdanını karıştırdı tam para ödeyebilmek için.
"Hmhm, erkek arkadaşımın yeri burası."
"Erkek ney-?" Keisuke şaşırıp kalmışken sürgülü otomatik kapıdan içeriye elinde boyundan büyük kolilerle at kuyruklu bir adam girdi. "Shin, bunları nereye koyayım?" diye söylendi önünü bile göremezken. "Kenara koy hayatım. Birazdan hepsini raflara dizerim." Shinichiro, Keisuke'nin elindeki parayı alıp kasaya yerleştirdi.
"Bak İmaushi. Keisuke bu. Manjiro'nun çocukluk arkadaşı." saçının her bir tutamı sarı ve mor renklerden oluşan, cılız adam dudakları arasındaki bitmiş sigarayı çöp kutusuna atıp kasanın arkasına geçti. "Memnun oldum Keisuke-kun. Wakasa İmaushi ben."
Keisuke şaşırıp kalmıştı. Pek tepki veremedi. "Okul nasıl gidiyor?" Shinichiro kolilerden birisini alıp kasadan ayrılırken sordu. "Aynı, iyi gibi." mırıldanarak yanıtladı onu.
"Manjiro sürekli derslerin çok yoğunlaştığı ile ilgili şikayetler savurup duruyor. Bir de..." elindeki falçata ile koliyi kesip açtı ve içindekileri yerleştirmeye başladı. "Arada bir çalışmak istediğini falan gevelemeye başladı. Beni de markette işe alın falan diyor."
Keisuke'nin suratı oldukça düşmüştü. İçinde bulundukları durumdan kurtulmaları gerekiyordu en erken zamanda. Mikey'in de kendine iş aramaya başlamış olması kötü hissettirmişti. Kazutora'nın neler yaptığını düşünmek bile istemiyordu Keisuke.
"İyi akşamlar Shinichiro abi. Gideyim ben, hava kararmaya başlamadan eve varmam lazım."
"Görüşürüz Kei! İhtiyacın olan bir şeyler olursa uğramaktan çekinme sakın!" neşeyle uğurladı onu. Keisuke de gülümseyerek veda etti marketten çıkarken.
Biraz yürüdükten sonra bakakalmıştı elindeki poşetlere öylece. Haftanın sonuna kadar nasıl idare edecekti cebindeki parayla emin değildi. Üstelik anne babası da şehir dışındaydı şimdi. İki hafta boyunca dönmeyecektiler.
Herkes varını yoğunu getirirken üç oğlan da harçlıklarından oldukça bir miktar ortaya koyarak ellerindeki paraları birleştirmiştiler. Para daha çabuk toplansın diye. Keisuke kendine bir miktar para ayırmış olsa da bununla yetinemeyeceğini biliyordu. Öyle de oldu zaten.
Bunu yapmaktan her ne kadar nefret etse de aklına başka bir çare gelmiyordu. Evinin önüne gelmişken titreyen elleriyle telefonuna yapıştı hemen.
_______________________________________
keisuke anlaşmamızın dışında bana biraz borç verebilir misin