Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Tamam Draken. Anladım, merak etme benim bir şeyim yok. Seninle sonra konuşuruz kapat şimdi."
Doktor odadan çıktığında Keisuke koridorda dikilmeyi bırakıp içeri girdi. Chifuyu telefonda birisi ile konuşuyordu. İç çekerek kapattı telefonu telaşlı kişinin suratına ve onun geldiğini fark edince arkasına döndü hemen.
"Daha iyi misin?" Keisuke sordu. Chifuyu gülümsedi. "İyiyim merak etme. Arada bir burun kanamam tutuyor öyle. Küçükken bir hasar almıştım, onun izleri duruyor hâlâ." Keisuke kafasını kaşıdı. "Şimdi eve gitmen gerekiyor mu?"
"Annemle konuşuyordum. Doktorum hemen haber vermiş maalesef."
Chifuyu biraz pot kırdığının farkına varmış olsa da artık her şey için çok geçti. "Ne? Düzenli olarak geliyor musun buraya yani?" dedi Keisuke. Chifuyu durumu kurtaramayacağının farkındaydı. "Dediğim gibi. Arada bir kanıyor burnum böyle. Endişelenecek bir durum değil." telefonu tekrar çalmaya başlayınca iç çekti.
Kulağına dayayıp konuştu bir süre. Davranışları kesinlikle Keisuke'ye fazla şüpheli geliyordu.
"Annem seninle konuşmak istiyor." telefonu uzattı aniden. Keisuke şaşırıp kalmıştı, neden hiç mi hiç tanımadığı bir kadın onunla konuşmak istiyordu ki şimdi?
Tereddütle uzandı telefona ve aldı Chifuyu'nun elinden. Kulağına dayadı ve karşı taraftan bir ses bekledi. "Alo? Baji Keisuke ile mi konuşuyorum?"
"Evet, benim."
"Oğlumu hastaneye zamanında yetiştirmişsin, teşekkür ederim genç adam. Son zamanlarda ikinizin birlikte takıldığını duydum. Chifuyu öyle dedi yani. Onu gözümüz arkada kalmadan dışarıya yollamayalı uzun zaman olmuştu. Çok şey borçluyuz sana." kadın titrek bir ses tonuyla söyledi.
Keisuke tam anlamıyla sadece küçük bir burun kanamasının neden bu kadını bu kadar telaşlandırdığını kesinlikle çözememişti.
"Çok da önemli değil. Yanımdaydı ve yardım ettim kim olsa aynısını yapardı."
Chifuyu elini saçları arasında gezindirdi bir süre. Onun da annesinin bu baskıcı tavırlarından hoşlanmadığı aşikardı. Keisuke ona acımıştı resmen.
"Yine de teşekkür amaçlı haftasonu seni yemeğe beklerim." Keisuke rahatlamak için bir nefes verdi. "Sadece sikik bir burun kanaması amına koyayım." geçirdi içinden. Kesinlikle tepesi atmak üzereydi.
"Peki öyleyse. Davetinizi geri çevirmeyeceğim. İyi günler dilerim." telefonu Chifuyu'ya uzattı tekrar. Sonuçta annesi evde değildi ve uzun zamandır midesine doğru düzgün bir yemek girmemişti.
"Annem beni almaya gelecekmiş, sen gidebilirsin." günlerdir yanında dursun diye kırk takla atan çocuğun şu an onu kovmaya çalışması biraz... şüphelendiriciydi? Yine de Keisuke de siktir olup gitmek istiyordu, itiraz etmedi.
...
"Ne oldu Draken?" Keisuke arkadaşının az önce kendisine göndermiş olduğu konuma giriş yaparken herkesin orada olmasını beklemiyordu.
Kazutora bir duvarın dibine çömelip dizlerini karnına çekerek oturmuş ve kafasını içine gömmüştü. Draken sol eli ile arada bir kafasını ovalarken sağ eli ile sigarasını tutuyordu. Mikey kenara bir yere oturmuş ve kafasını sarmıştı elleriyle. Hepsi birbirinden dertli görünüyordu.
Keisuke bu boğucu ortama giriş yapar yapmaz anlamıştı ters giden bir şeyler olduğunu. Draken ayağa kalktı. "Dışarıda konuşalım." diyerek çekiştirdi onu. Mikey ve Kazutora içerde tek başlarına kalmışlardı.
"Kazutora'nın meselesini öğrendim." dedi Draken. Keisuke'nin gözleri kocaman açılmıştı. "Ağzı burnu kan içinde geldi yanımıza. Gerçeği daha fazla saklayamazdı, anlattı her şeyi." sigarasını yere atıp ayağı ile üstüne basarak söndürdü. "Hanma'nın adamları eve giderken sıkıştırmışlar bunu. Yüzünü dağıtmışlar güzelce. Yoldan geçen bir adam kavgayı ayırmış, polise şikayet etmesin diye tehdit etmişler onu da."
"Olaya polisin karışması çok riskli. Bu sefer Kazutora'nın da başı yanar. O da tehlikeye girer." dedi Keisuke. Draken başını sallayarak onayladı onu.
Resmen elleri kolları bağlıydı. Hiçbir şey yapamıyorlardı.
"Ne yapacağız şimdi bilmiyorum. Mikey de bunalıma girdi resmen. Kazutora yanımızdayken onu korumak kolay ama dışarıda tek başınayken elimizden bir şey gelmez."
"Draken." Keisuke aniden kafasını kaldırıp seslendi ona. "Benim için bir süre daha Kazutora'ya göz kulak olun. Parasını getirmeme çok az kaldı." Draken neler döndüğünü anlayamamıştı ama şimdilik kabul etmek dışında seçenek yoktu.
Keisuke yanından geçip içeri girdi tekrar. İkisi de hâlâ bıraktıkları gibi ruhsuz ruhsuz oturuyordular içerde. "Kazutora, Hanma ile iletişime geçebilir misin?" Keisuke sordu birden. Kazutora kafasını kaldırıp morarmış suratı ile baktı ona.
Fena dayak yemiş.
"İmkanı yok." mırıldandı yorgun sesi ile. "Ama adamlarıyla geçebilirim sanırım."
"Güzel. Ona parayı yavaş yavaş ödesek olur mu diye sor tamam mı? Ben gidiyorum."
Kazutora şaşırıp kalmıştı öylece oğlanın arkasında. Yine de Keisuke bir şeyler planlıyor gibiydi ve ona sonsuz güveni vardı. Kabul etti.
"Ha bu arada haftasonu olan planda ben yokum." yanlarından ayrılmadan önce geveledi. "Gitmem gereken bir yer var. Takılın siz."
"Tamamdır." herkesin az da olsa neşesi yerine gelmişti. Draken gülümseyerek el salladı ona. Keisuke de aynı şekilde karşılık verdi.
Bu Matsuno yüzünden arkadaşlarına sürekli yalan atmak zorunda kalıp duruyordu ve bu sinirlerini alt üst ediyordu.
_______________________________________
keisuke iyi misin? ölmedin umarım arada kontrol etmek lazım nalları dikeyim deme aniden sakın
chifuyu bir kere benim ölmeye niyetim yok
keisuke bi çarpıyım şöyle bakalım var mı yok mu
chifuyu komik değil. sen şerefsizsin
keisuke tamam tamam bana sövebilecek kadar kendindesin harika 👍🏻
chifuyu neyse ya annem yemeği cumartesi gecesi olarak ayarlamış haberin olsun sonra planlarımı mahvettin diye bana kızma
keisuke trip yapıyor bir de| tamam sağol haber verdiğin için annen kızdı mı lunaparka gitmemize
chifuyu hayır kızmadı sadece daha dikkatli olmalıydın falan diye azarladı biraz