O sabah birbirlerine söz verdiler, elleri ayrılmadan önce.
"Bunu kimseye söylemeyelim." dedi Win. "Doğumgünüme kadar saklayalım herkesten. Sürpriz yapalım." dedi hala kumral adamın elini tutarken.
"Doğumgünün için sana nasıl bir hediye vereceğimi biliyorum hala ama." dediğinde, kenetli elleri kaldırarak, mutluluktan parlayan gözlerini kahvelerde gezdirdi Win.
"Bundan daha güzel hediye veremezsin bana Bright." dedi.
Heyecanı, gülümsemesine yansırken, Bright da onun haklılığına bir kez daha ortak oldu.
Doğruydu... Dünyanın en güzel hediyesiydi belki de bu dokunuş... Hem Bright için hem de Win için...
~
İp askılı, kusursuz fiziğini sergileyen kırmızı elbisesinin içinde ihtişamla süzülüyordu Fah, koluna girdiği Win ile birlikte önden önden yürürken. Kırmızıya boyadığı dudaklarında kendini beğenmiş bir ifadeyle bakıyordu Bright'a. Sanki onun kırmızıya olan takıntısını bilirmiş gibi baştan ayağa kırmızı giyinmişti bugün Win'in bu özel gününde.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Grubun geri kalanı, onların arkasından doğumgünün kutlanacağı mekana girdiler. Tay, daima Bright'ın yakınında olmak için özel bir çaba sarf ediyordu sanki. Kardeşinin önlerinde yürüyen çifte bakarken gözlerinde gördüğü burukluk içini daha da yakıyordu. Onun için yapabileceği bir şey olmaması daha da zoruna gidiyordu her seferinde. Ama bu kez engel olacağına dair kendine söz verdi kendi kendine Tay. Geçen haftaki faciayı tekrar yaşatmayacaktı kardeşine.
Gigi ise Love'dan yediği azarlar yüzünden bu gece daha sessiz sakin duruyordu. "3 gün boyunca koltukta yatmak zorunda kaldım o yelloz yüzünden. Bugün ne olursa olsun bana hakim olmam konusunda yardımcı olun yoksa bu kez bırak koltukta yatmayı, Love beni eve bile almaz." diye arkadaşlarından yardım istemişti.
"İyi misin kardeşim?"
Tay, Bright'taki durgunluğun sebebini biliyordu. Arada bir kendisine sahte bir gülümseme verse de aslında içinde neler yaşadığını tahmin edebiliyordu az çok.
"Çok daha kötü günlerim olmuştu." diye cevap verdi önünde yürüyen çiftten gözlerini ayırmadan. Arada bir arkasını dönüp, kendisine kaçamak, mahcup gözlerle bakan Win ile gözgöze geliyordu.
Kutlama yapacakları mekan, lüks ve büyük bir eğlence mekanıydı. Çok kalabalık olmayan mekanda, insanlar kendi hallerinde içkilerin içip, eğleniyorlardı. Burayı özellikle seçmişti Win, Bright için. Onun gelmesini herkesten daha çok istediği için, rahat hissedebileceği bir yer bulmaya çalışmıştı özellikle.
Bright'la elele sabahladıkları o günden beridir aralarındaki bağ daha da fazla artmıştı. Henüz kimseye söylemeseler de birbirlerine dokunmaya devam etmişler, üzerinde daha fazla çalışma yapmışlardı hatta. Ama Win, Bright'ın sadece eline dokunabiliyordu şimdilik, başka bir yerine özellikle de yüzüne dokunamıyordu, dokundurtmuyordu. Hala tam olarak açmamıştı kendini Bright, Win'e karşı.