Silph Co. ofisi yani eskiden Silph Co. ofisi olarak kullanılan bina Saffron Şehrinin göbeğindeydi. Roket Takımının da yönetim merkeziydi. Giovanni, Kanto'yu ele geçirdikten sonra zaferinin bir işareti olarak Roket Takımının yönetim kadrosunu bu binaya taşımıştı. Ne de olsa her şey bu binada başlamıştı ve Roket Takımı, Kanto'yu bu binadan yönetmeliydi. Gioavanni, Metwo'yu kontrol altına aldıktan sonra zamanını bu binanın en üst katındaki odasından ayaklarının altındaki Kanto'yu izleyerek ve diğer bölgeleri fethetme planları yaparak geçirmişti. İstese yapardı da. Kanto'yu ele geçirdikten sonra binlerce Roket Takımı üyesini bir araya toplayıp zafer konuşmasını da bu binanın önünde yapmıştı. Şimdi ise o odada sadece bir tablosu asılıydı. Koltuğunda ise Matori oturuyordu. İnanın ya da inanmayın Chad ve Kantoluların geri kalanına göre o koltukta Giovanni'nin ceketi bile Matori'den daha ihtişamlı dururdu.
Eski Silph Co. binası dolaylı yoldan Saffron'a bir başkent havası da katmıştı. Şehre giriş çıkış sıkı kontrol altındaydı. Roket Takımı üyeleri her yerdeydi. Roket Takımı üyeleri derken bunlar diğer şehirlerdeki siyah elbiseli göğsünde "R" harfi bulunan soytarılardan değil. Tepeden tırnağa silahlı, askeri kamuflaj giyen sert çocuklar.
***
Gary'ın Scissor'u uçarak gelip eğitmeninin yanına kondu ve olumsuz anlamda başını sağa sola salladı. "Anlaşıldı, geri dön Scissor." Gary, Chad ile ekibin geri kalanına döndü. "Şehre bundan daha fazla yaklaşmamız mümkün değil. Burada bile daha fazla kalmamız tehlikeli. Roket Takımı, ormanlık alanları bile sürekli havadan ihalarla gözetliyor. Aracımızı görmeleri an meselesi." Sonra bakışlarını Chad'e dikti. "Bizden bu kadar dostum. Saffron sadece 10 km kuzeyde. Jirachi ile zamanda geri gidince, Charizard'ına atlayıp şehrin göbeğine inmende hiçbir sakınca yok. Üç-beş meraklı çocuk dışında kimse bunu umursamaz." Bir elini Chad'in omzuna koyup öne eğildi ve gözlerini doğrudan Chad'in gözlerine dikti. "Chad sakın tavsiyelerimi aklından çıkarma."
***
"Neden sadece üç dilek hakkımız var ki? İstesek daha fazla dilekte bulunabiliriz. Şimdi şunu dinleyin. Jirachi senden ilk dileğim benim yüz dileğimi yerine getirmen veee ta da! Doksan dokuz dilek diledikten sonra bir daha yüz dileğimizi yerine getirmesini isteyebiliriz hatta bin!" Doğu'nun teorisi bazılarına "Acaba?" dedirtebilirdi ama neden mümkün olamayacağını aracı kullanan Gary açıkladı.
"Çünkü Jirachi sadece üç dileği yerine getirebiliyor. Karşısındaki kişinin kaç dilekte bulunduğunun önemi yok. Başından sarkan mavi organlarla bir ilgisi olabilir."
Ama Doğu henüz pes etmemişti.
"Peki ilk dileğimiz şöyle olsa? Jirachi başından yüz tane mavi kurdele çıkmasını istiyorum. İkincisi de benim yüz dileğimi yerine getirmeni istiyorum ya da şuna ne dersiniz? Bir kurdeleyle yüz dilek yerine getirmeni istiyorum. Bu nasıl? En azından deneyebiliriz."
Gary derin bir nefes aldı.
"Doğu, bir planın işe yaramayacağını kolay yoldan nasıl anlarsın biliyor musun?"
"Nasıl?"
"Eğer aklına hey bu daha önce neden kimsenin aklına gelmemiş diyeceğin basit bir plan gelirse inan bana bu daha önce herhangi birinin aklına gelmiş, denenmiş ama işe yaramamıştır."
Gary, Doğu'nun kafa açan fikirlerini bastırdıktan sonra yolculuk boyunca zaman yolculuğu hakkında fikirlerini açıklayıp tavsiyelerde bulunmuştu. Hakkını vermek gerek tıpkı May'in dediği gibi akıllı adamdı. Öyle ki Gary söylemese tavsiyelerinin hiçbiri Chad'in aklının ucundan bile geçmezdi. Gary'e göre Chad'in geçmişteki her hareketi zamanda bir kırılmaya neden olacak ve şimdiki zamanda bir olayı değiştirecekti. Zaten Chad zaman yolculuğuna da bu yüzden çıkıyordu ya. İstenmeyen değişiklikleri önlemek için Chad, oraya olayın hemen öncesi varacaktı. Birkaç gün önceden varması olayları beklenmedik biçimde değiştirebilirdi. Zaten birkaç günleri de yoktu. Amacı kesinlikle Master Ball'u ele geçirmek olmayacaktı. Tasarımı bilindiği sürece yenisi kolaylıkla yapılabilirdi. Gazete bu konuda da yardımcı oldu. Habere göre baskın anında Master Ball Projesi hakkında ekmek kırıntısı kadar bilgisi olan herkes binadaydı. Gary aklından geçenleri uzun uzun anlattı. En sonunda da "Ne demek istediğimi anladın değil mi Chad?" dedi. Chad başını salladı. Samimiydi. İçinden en doğru planın tam da bu olduğu geçiyordu.
"O zaman başlıyoruz" dedi Chad. Çantasının fermuarını yavaşça açtı ve Jirachi ortaya çıktı. Ormanda olmak onu mutlu etmişe benziyordu. Havada neşeyle süzüldü.
"Jiii... Jiii..."
"Buraya gel dostum." dedi Chad. Pokemon yaklaşınca iki eliyle koltuklarının altından yakaladı. Jirachi meraklanmıştı.
"Jiii?"
Gary, "Bir dakika Chad." deyip atıldı. "Sen geçmişe gittiğin anda her şey değişecek." Bir parmağıyla başını işaret etti. "Zihinlerimiz de. Sürecin tam olarak nasıl gelişeceğini bilmiyorum ama geri döndüğünde muhtemelen hiçbirimiz seni ve bizim için yaptıklarını hatırlamayacağız." Chad durakladı. Gary bunu daha önce söylememişti. Ama söylediği diğer her şey gibi kulağa mantıklı geliyordu. "Yani?" dedi. "Yani bu bir veda." Sonra bir elini öne uzattı. "Seni tanımak bir onurdu dostum." Chad bir anlığına Jirachi'yi bırakıp uzatılan eli sıktı. Konuşmalara kulak misafiri olan Doğu da Chad'in yanına geldi ve elini sıktı. "Benim için de." Betty "Benim için de." deyip Chad'in elini sıktı. May en son geldi. Kollarını açıp Chad'in boynuna doladı. "Seni yanlış anladığım ve öldürmeye çalıştığım için özür dilerim Chad." Chad biraz utanmıştı. "Önemli değil May." dedi. "Bazen benim de kendimi öldürmek istediğim anlar oldu."
Yoldaşları karşısına dikildiğinde tekrar Jirachi'yi karşısına aldı. Gözlerinin içine bakarak sözcüklerini tane tane söyledi. "Jirachi... Senden bir dileğim var." Bir an Jirachi titredi, bedeni beyaz bir ışıkla parladı. Küçük pokemon adeta donakalmıştı. Hareket eden tek yeri tam karnının ortasındaki üçüncü bir gözdü. Chad, Jirachi'nin başka bir gözü olduğunu bilmiyordu ama diğer iki gözün boş boş baktığını görünce gözlerini oraya dikti. "4 Kasım 1998... saat 08:00'e gitmek istiyorum." Chad'in dileği içtendi. O an aklından geçen tek şey gerçekten zamanda yolculuk edip geçmişe dönmekti. Jirachi'nin mavi kurdelelerinden birinde ışıkla parlayan harfler belirdi. Chad bu harflerin hangi dilde olduğunu bilmiyordu. Bir taraftan da pokemondan yayılan ışık çoğaldı. Ardından Chad'in Jirachi'yi tutan kolları da parlamaya başladı. Parıltılar çoğaldı ve Chad'in bütün bedenini kapladı. Artık beyaz bir ışık bulutunun içindeydi. Daha fazla bakamadı ve gözlerini sımsıkı kapadı.
Chad ile Jirachi'yi yutan ışık kaybolduğunda durdukları yerde sadece kuru yapraklar vardı. Her şey bekledikleri gibiydi ama yine de inanılmazdı. "Eee." dedi May. "Hani hiçbir şey değişmedi. Yoksa Chad başarısız mı oldu?"
"Bunu anlamak için erken May. Chad henüz zamanda hiçbir değişiklik yapmamış olabilir. Yapsa bile biz bunu anlayabilir miyiz onu da bilmiyorum." dedi Gary.
Konuşmalarını Doğu böldü. Silahını havaya doğrulttu ve "İhaaa!" diye bağırdı. Gary refleksle elini poketopuna attı ama Doğu'nun çoktan onlarca mermi ateşlemiş olduğunu fark edince vazgeçti. Doğu havadaki küçük döner kanatlı ihaya mermi yağdırırken grup üzerini yapraklarla örttükleri araçlarına doğru koşmaya başladılar.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Pokemon - Chad'in Dileği
FanficSize üç dilek hakkı verilse, ne dilerdiniz? Suç çetelerinin dünyayı ele geçirdiği distopik bir gelecekte eski bir Roket Takımı üyesi olan Chad, günlerini geçimini sağlamak için ödül avcılığı yaparak ve geçmişte yaşadığı olayların pişmanlığını yaşaya...