Birbirinden farklı konularla oluşturulmuş her biri birer bölümden oluşan Jikook ficidir.
#bunny 1
#minkook 5
#kookmin 25
#jimin 49
#jungkook 56
Lunastelll🎑⭐
Başlangıç Tarihi:15.03.2022
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Elindeki kalın kitaplarla kampüsün içine giriş yapmıştı. Kulağındaki kulaklığı kablosundan çekip aşağı indirirken gözleriyle etrafı tarıyordu. Aradığı biri vardı, kül rengi saçlara sahip, gülüşü ömre bedel, minik çekik gözleri ile etrafa kısık kısık bakan, sesiyle kulakları büyüleyen biri; ev arkadaşı Park Jimin. Diğer yandan sevdiği çocuk, en yakın arkadaşı, gençliği ve gelecek hayali. Kısmense imkansızı.
Adımları kendisinden bağımsız merdivenleri tırmanırken gözleri etrafta onu aramaya devam ediyordu. Jimin kendisinden zeki olacakki hala dersliğe girmeyen arkadaşını aramıştı. Jungkook kulaklıktan tamamen kurtardığı telefonunu kulağına yasladı.
"Nerdesin Kook? Seni bekliyoruz hâlâ."
Jungkook duyduğu sesle derin bir tebessüm bıraktı. Başını aşağıya eğmişti ve dış dünyadan tamamen soyutlanmıştı. Gerçekten aşıktı, çok aşıktı ve böylesine bir duyguyu ilk defa tadıyor olması onu bu derece aptallaştırmıştı. Ne yapacağını bilmiyordu, Jimin'in nasıl hâlâ anlamadığını her an sorguluyor bu kadar belli ettiği için kendine ve hiçbir şeyi anlamadığı için Jimin'e kızıyordu. İşte bu yüzden ikisi Jungkook'un gözünde imkansız bir hayaldi.
Dersiliğin önüne gelip içeri girdiğinde gülüşü istemsizce solmuştu. Jimin onların her zamanki yerinde otururken Jungkook'un oturması gereken yerde ise başka bir kız oturuyordu. Başı Jimin'in omzuna düşmüş, kolları Jimin'in kollarına kenetlenmişti. Jimin'in yüzünde keyifli bir gülümseme varken kız huzurlu bir ifade ile çevrelerini sarmış arkadaş gruplarını dinliyordu. Jungkook kimse onu fark etmeden kapıdan dışarı adım attı. Hâlâ cevap vermediği arkadaşına ne söylemesi gerektiğini bir süre düşündü.
"Şey, Jimin. Ben pek iyi hissetmiyorum. Ödevimi teslim etmek için geldim ve şimdi eve dönüyorum. Akşam görüşürüz."
Jimin'in cevap vermesini beklemeden adımlarını geldiği yöne çevirdi ve az önceki halinin zıttı olarak asık suratıyla aynı yolları geri döndü. Kızmaya hakkı yoktu, o kızın kim olduğunu bile bilmiyordu. Ama platonik olmanın en zor yanlarından biri de buydu. Aslında yanlış olduğunu bildiğin halde hakkın varmış gibi kızmak, kırılmak, sevinmek, kıskanmak ya da nicesi.