Birbirinden farklı konularla oluşturulmuş her biri birer bölümden oluşan Jikook ficidir.
#bunny 1
#minkook 5
#kookmin 25
#jimin 49
#jungkook 56
Lunastelll🎑⭐
Başlangıç Tarihi:15.03.2022
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Jeon Jungkook farklı bir heykeltraştı. Heykellerini yapar, büyülü cümlelerini kulaklarına fısıldar ve onlara kendi ruhundan can verirdi. En sevdiği sanatına da aynısını yapmıştı fakat görüntüsünü sevdiği bu heykel zamanla her şeyine aşık olduğu bir adama dönüşmüştü. ________________
Aralarında fısır fısır konuşan heykellerini görmezden gelirken senelerdir üstünde çalıştığı parçanın en sevdiği ve özellikle sona ayırdığı bölümünü işliyordu taşa; dudaklarını. Dolgun ve şekilli, heykelin yüzüne baktığınız an gözünüze çarpacak ilk yerlerden biri olan dudaklara elindeki küçük bir çivi ve çekiç ile şekil veriyordu.
Adını Sungha koyduğu en yeni heykellerinden biri yüksek sesle konuştuğunda ilgisi hâlâ önündeki heykeldeyken ona kulak verdi.
"O hepimizden çok daha detaylı ve güzel. Ayrıcalığı neyse sanki!"
Jungkook gülümseyip omzunun üstünden Sungha'ya baktı. O genç bir kadındı. Jungkook'un bütün feminen özelliklerini üflediği bir ruha sahipti. Albeniliydi ve çok güzel bir yüzü vardı. Bunun bilincinde olduğu içinde egosundan geçilmezdi. Bu yüzden söylediği şeyler çok hoşuna gitti Jungkook'un. Şayet Sungha bir şeyin kendisinden daha güzel olduğunu söylüyorsa o şey gerçekten güzeldi.
Düşüncelerinden onu çıkaran şey son kez çiviye vurduğu çekiç sesiydi. Bitmişti, senelerdir ince ince işlediği, her seferinde ruhunun hangi bölümünü üfleyeceğini hayal ederek uykuya daldığı heykel tamamlanmıştı. Birkaç adım geri çekilip eserini baştan aşağıya süzdü. Tek bir parçanın bile eksik olmadığından emin oldu. Sonra elindekileri tepsisine bırakıp derin bir nefesle beraber gülümsedi.
"Bitti."
Diğer bütün heykeller heyecan ile sevinç çığlıkları attığında Jungkook da onlara katılıp kahkaha atmaya başladı. Ailelerine yeni bir üye eklenmişti.
"Hadi Jungkook, ona can ver."
Eski olduğu için kararmaya yüz tutmuş heykellerden biri konuştuğunda ona şefkatle gülümseyip başını onaylarcasına salladı. Bu anın özel olmasını istiyordu. Her gece hayalini kurmuştu. Ve şimdi sonunda gerçeği ile karşı karşıyaydı.
İnce dudaklarını heykelin kulağına yaklaştırıp kimsenin duymayacağı şekilde büyülü sözlerini fısıldadı. Bittiğinde genişçe gülümseyip heykelin gözlerine baktı ve elini havaya doğru kaldırıp avuçlarının arasındaki tozu heykelin kalbine doğru üfledi.
"Eşsiz güzellik, narin bir ses, şefkat, cüretkarlık. Bunlar benim sana verdiğim şeyler. Ama en önemlisi aşk, sana bütün aşkımı veriyorum. Canlan."
Derin bir nefes sesi ile beraber heykelin bedeni taşın kimyasında olan griliğinden arınıp daha soluk ve insanımsı bir görüntüye sahip oldu. Heykelin elleri yavaşça hareket etmeye başlarken göz bebeklerinde ise ışıltılar oluşmuştu. Resmen taştan yapıya can gelmişti ve odadaki herkes büyük bir sessizlik içinde bu görüntüye odaklanmıştı.