0.6

2.7K 143 80
                                    

Çağrı's pov;

"Bilmem. Neden buraya seni getirdiğimi neden bunları sana anlattığımı hatta seninle neden buluşmak istediğimi bile bilmiyorum. Sadece içimde ki bir ses bana bunları yapmamı söyledi ve bende yaptım."

Kurduğum cümleler karşısında şaşırmıştı Zeynep. Büyük ihtimalle benden bunu beklemiyordu. Açıkçası bende kendimden beklemiyordum.

"Ben ne diyeceğimi bilmiyorum gerçekten. Ben sadece teşekkür ederim."  cümlelerini seçemiyordu ve bu hâli çok tatlıydı.

"Ne için teşekkür ediyorsun?" diye sordum.

"Beni buraya getirdiğin için en önemlisi bana bunları anlattığın için. Ben senin düşmanın ken bana bun-" gülüşümle sözü yarıda kaldı. Konuşmaya ben devam ettim.

"Sence düşmanım olan birini buraya getirir miydim? Hem de en özel alanıma. Zeynep sen benim düşmanım değilsin ki." kaşlarını çattı.

"Çağrı sen yaşadıklarımızı unuttun galiba. Oğlum daha geçen gün ağzımızı burnumuzu kırıyorduk." E haklıydı şimdi. "O gerçekleri öğrenmeden önceydi." dedim.

"Ha şu gerçekler, değişen bir şey mi var gelip biriniz özür diledi mi? Tabii Cemre dışında o da Ali sayesinde neyse. O günden sonra da kavgalarımız devam etti değişen bir şey yok. Hazal hanım 2 gün gelmedikten sonra okula sallana sallana bilmiş tavırları ile gelmedi mi? Hem sen Hazal dan hoşlanmıyor musun?"

Dedikleri her defasında yüzüme tokat gibi çarparken son sorusu ile kalakalmıştım. Hazal geldiğinden beri sadece 'iyi misin?' diye sormuştum sonra aramızda başka bir konuşma geçmemişti.

O günlerde kendimi Hazal'a bakarken değilde Zeynep'e bakarken bulmuştum. Ondan sonra Zeynep ile buluşmak istemem, buraya getirmem, bunları anlatmam tek bir sonuca çıkıyordu.

Çağrı Koçak, hayırlı olsun Zeynep Sarı'ya aşık olmuşsun.

İşte yine o ses bunları yapmamı neden olan o ses. Bir saniye ciddi mi? Bu kadar kısa bir sürede Zeynep'e aşık mı olmuştum? Zeynep bana ne yapmıştı?

Bu üç soru yüzümde gülüşe sebep olurken Zeynep anlamadığını belirten bakışlar attı. "Oğlum ne gülüyorsun?" "Zeynep ben Hazal dan hoşlanmıyorum." Koluma vurarak önüne döndü. "Ya yürü git! Ben senin telefonun da onlarca kimin resmini buldum benim mi? Aptal!'

"Peki haklı olabilirsin ama şuan ona karşı bir ilgim yok." Geri bana döndü. "Niye ya niye ona karşı ilgin bitti biz geldiğimizde hâlâ ondan hoşlanıyordun biz geldikten sonra niye ilgin bitti?"

Söylemeli miydim? Daha ben yeni fark etmiştim, ama en önemlisi ona dürüst olmalıydım. Gerçekleri anlatmalıydım. Hadi Çağrı hadi oğlum belki anlattıklarından sonra yüzüne bakmıyacak ama sen pes etmezsin. Onun güvenini kazanmak için her şeyi yaparsın.

Derin bir nefes aldım ve konuşmaya başladım. "Zeynep bak bunları anlatın-" eli ni kaldırarak susmamı işaretledi. "Ne oluyor Zeynep?" 

"Çağrı sende duyuyor musun?'

"Neyi?" diye sordum.

"Dinle." ikimiz de sessiz kaldık o zaman seçebilmiştim sesi. Bir kedi miyavlıyordu fakat rahatsız olduğunu belirten sesler çıkarıyordu. "Kedi sesi değil mi?" diyerek Zeynep'e sordum. Zeynep kafasını sallamış ayağa kalktı ve geride duran ağaçların yanına gidip incelemeye başladı.

promise||• zeyçağHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin