Sabah mide bulantımla uyanmış ve kendimi zar zor banyoya atmıştım. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra saate baktım. 8i 5 geçiyordu. 1 haftalık tatil vermişlerdi. Havalar kötü geçtiği için midemi üşütmüştüm galiba. Odadan çıktıkta kolidorun sonundakı - Henry'nin spor odasından sesler geldiğinde oraya gittim. Kapı açıktı. Henry ismini bilmediğim aletle kendini dartıyordu. Tüm kasları geriliyor yeniden sıklaşıyordu. Ağız sulandırıcı görüntüydü. Yalnız eşofman altıyladı. Baştan aşağıya süzdüğümde sıkı kalçaları gözlerim önündeydi. Onun kalçalarına baktıkta kendimkilere göre haksızlık diye düşündüm.
-Küçüğüm - beni gördüğünde elindekini bırakıp yanıma geldi, uzak durmaya özen göstererek alnıma öpücük kondurup geri gitti.
-Ne kadara bitireceksin?
-10 dakika.
-Acıktım.
Senin kahvaltılarından istiyorum. Ama omletsiz. Şirin şeyler yap.
-Regl mi, oldun?
-Hayır?
-Neden?
-Ne neden?
-Kaç gün geçti, neden olmadın? Doktora mı gitsen?
-Ayın kaçı ki?
-22
- baya geçmişti.
-Oluyor böyle, bir ara giderim.
- endişe etmemesi için böyle söyledim ama şimdi de kendim rahatsızdım.
Kaç gündür midem bulanıyor, başım dönüyor, regl dönemim de gecikti. Aklıma dolan şeylerle bir anda kendime düşüncelerime kaptırdım. Yok ya hayır, ben kontrol hapı kullanırım her defasında. Hayır ya yok olamaz öyle şey. Ya olduysa, düşüncelerimin arasından elimi karnıma götürdüm. Ya orda biri varsa. Ben napıcaktım. Henry kabul etmezse, baka bilecek miyim ona. Yete bilecekmiydim tek başıma.
-Küçüğüm? - sesiyle başımı kaldırıp dolmuş gözlerimle ona baktım. - Noldu? Karnın mı ağrıyor? - elimi hızla karnımdan çektim. Eğer bilirse sevinir miydi?.
-Hayır, ben mutfağa iniyorum.
-Tamam, gelicem duş alıp. - aynı şeyleri düşünerek yavaş adımlarla mutfağa indim. Tezgaha yaslanıp kafamı ellerim arasına aldım. Ben napıcam. Ya olduysa. Ama belki de olmadı.
Düşünemeden edemiyordum. Orda biri varsa, hayatımı her anlamda değişe bilir. Eğer aldırmamı isterse aldıracakmıydım? Ama kıyamam ki. O da bir can. Eğer varsa, demek o doğmalıdır. Bu dünyaya gelmelidir. Eğer Henry kabul etmezse, aldıramam onu. O bizden, ikimizden. Ona kıyamam. Bize ait bir şeye kıyamam. Ya o kıymak isterse? Yapmaz, yapamaz. Yapmaz dimi?
Omzuma dokunan elle yerimden sıçradım bir elim yüreyime gittise, diğer elimle karnıma tutundum. Bunu hiss ettiğimde gözlerim doldu. İç güdüsü mü bu.
-Ne yapıyorsun? Bir şey hazırlamamışsın küçüğüm.
-Unutdum.
-İyi misin sen? Bir şey düşünüyor gibisin. Söyler misin bana?
-Hayır- istemsizce sert şekilde cevapladım, kaşlarını çatarak bana baktıkta kendimi toparladım - yani şey, bir şey düşünmüyorum. Uykum var biraz ondandır. - buz dolabına doğru adımlayıp bir kaç şey çıkardım.
-Et mi?
-Ne? - elime baktığında ben de baktım. Dolapdan et götürdüğümü fark etmemiştim. Gelip elimdekileri alıp dolaba yerleştirdi. Sonra ellerimi tutup gözlerime baktı.
-Eğer bir şey olduysa ne zaman istersen bunu bana söyleye bilirsin, biliyorsun dimi? - kafamı olumlu salladım - tamam o zaman seni sıkıştırmıycam, ne zaman istersen düşündüğün şeyi benimle bölüşürsün, şimdi sen masaya geç ben hall ederim. - saçlarıma öpücük bıraktıkta burukça gülümsedim ve masaya yerime geçtim. Onu izlemeye koyuldum. Eğer hamileysem, onun nasıl baba olucağı aklıma geldi. Şimdi burda bizden başka küçük birinin olmasını hayal ettim. Onun güle eğlene bizimle konuşmasını, Henry'nin onu omzuna oturtması. Burukça gülümsedim. Öylece dalıp gittiğimde Henry seslendi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Autumn
RomanceUYARI!! Arada yaş farkı çok ve 18+ sahneler var. Rahatsız olacaklar okumasın. TAMAMLANDI!. ~ Sanırım gözlerinde kaypoldum..
