SEÇİM PART- II

44 4 3
                                        

Dede:

El-viranın dürtmesi ile uyandım, uyandım uyanmasına ama hala gece rüyamda gördüğüm bakışı bile huzur veren etrafına gül kokusu saçan genç sanki odanın içerisinde gibiydi.

El-vira: Uyuya kalmıştın, seni kaldırmak istemedim ama sen uyuduktan iki üç dakika sonra evin ön bahçesine bembeyaz bir ışık kapladı, ne olduğuna baktım ama benim gücüm onun ve yanındakilerin kim olduğunu görmeye yetmedi, sana bakmak için tekrar geri geldiğimde Ali Bin Hattab, diye seslenip gülümsedin.

El-vira karşımda ilk tanıdığım günkü gibi kendi halinde değil genç bir kız çocuk şeklinde, benim karşımda bana sorular soruyordu iki kelimesinden biri, Ali Bin Hattabtı.

Gördüğüm rüyayı ona en ince ayrıntısına kadar anlatırken, El-viranın gözlerinden yaş gelmeye başladığını gördüm ve dayanamayıp ona bunun nedenini sordum.

Kimdir bu Ali Bin Hattab ve sen bu ismi duyunca neden bu kadar hüzünle doldun.

El-vira: Ali Bin Hattab soyu peygamber efendimiz Hz. Muhammed sav. Torunları Hasan ve Hüseyin'e dayanıyor.

El-vira: Dilden dile cinler arasında bile dolaşan bir efsaneye sahip. Çoğu varlığına inanmıyor ve tamamen bir efsane olduğunu söylüyor, çok az bir kesimse Aliyi gördüğünü onun var olduğunu ve kendine yardıma geldiğini söylüyor.

El-vira: Ali Bin Hattab genç yaşta veli olmuş sayılı velilerden birisidir. Hatta efsanelere göre Ali bin Hattab, bir yere gelmeden önce bazı olağan üstü olaylar yaşanırmış;

-Birinin gerçekten yardıma ihtiyacı varsa, temiz kalpliyse Ali Bin Hattab ı rüyasında görürmüş.

-Ali Bin Hattab yaklaştığı zaman iki üç gün dinmeyen bereket yağmurları, yağar o dönem ekinler çok bereketli olurmuş.

-Etrafta kuş toplulukları artar, geleceği belde ya da mekânda galip birbirinden güzel kokular duyulurmuş.

İnşallah, o bir efsane değil gerçek mazlum yardıma ihtiyacı olan kim varsa yetişmeye çalışan bir veli.

El-viranın anlattıklarından sonra, gözlerim yaşardı ve ağlamaya başladım. Peygamberimizi rüyamda görmek nasip olmadı, inşallah olur. Uyuya kalmadan önce, Resulü Ekrem aşkına en değerlin aşkına bize yardım et, bu kötü lütuf u bu dünya üzerinden silmeme yardım et diye dua etmiştim.

*

Nihayet gece yarısı gelmişti, artık sırada ayinin ikinci kısmını tamamlayıp Meftunu kendi hizmetkârım yapacaktım.

Ritüelin geri kalan metnini okuduktan sonra Meftun'a koyunu kesmesini ve kanını dairenin her yerine dökmesini emrettim bir dediğimi iki etmeden işe koyuldu. Yine bir parça metin okuduktan sonra, mumun birini alıp çemberde tebeşir tozuyla karışmış olan kanı aleve verdim.

Aledratha porsinerisus...

Cümlemi tamamladıktan sonra etrafımda yanan alev çemberi Meftun'un altına geçti ve aynı cümleyi onunda tamamlamasından sonra, alev halkası birden bire dağıldı. Artık benim hizmetkârımsın Meftun bundan sonra benimle birliktesin, ayinle ilgili için olan çizimleri ve mumları yok et, daha cümlemi tamamlamadan arkamda iki asker kıyafetli cinler geldi ve ortalığı toparladı.

Şimdi sıra geldi buradan çıkmaya, Kapıya doğru ilerdim, kapıyı açmaya çalıştığımda kapı açılmadı. Meftun ve diğerleri bana anlamsız bir şekilde bakmıştı. Siz geçin bakalım kapı sadece bende mi açılmıyor görelim dedim. Hepsi birden kapıdan rahatlıkla geçip dışarıya çıktılar fakat açık olan kapıdan ne kadar geçmeye çalışsam da geçemiyordum sanki birisi tuğladan duvar örmüştü.

LidyaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin