6- seni çizebilir miyim

436 66 18
                                        

Yang Jeongin

**

Üstesinden geldiğim ve gelebileceğimi umduğum epey husus var. Ailemi kaybetmem, yalnız başıma yatılı mektepte büyümem, mektebin dışındaki hayattan bihaber olmam ve şimdi de ev bellediğim tek yerin ben orada dahi değilken küllere dönüşmesi.

Onsuz yapamam dediğim her şeyi kaybederken elimden tek gelen şey olanları sindirmek. Tam şu an Kral Byungjae'nin odasında dolu gözlerimi saklamaya çabalarken olduğu gibi.

Olayı öğrendiğimizden beri bana burada kalmam için ısrarda bulunuyor. Koskoca Adrelfia Kralı'nı geri çevirecek hâlim yok elbette lakin bundan hoşnut olmadığımı bilmeli. "Hadsizlik etmek değil niyetim. Tüm saygımla söylüyorum Kralım. Ben buraya ait değilim." Mahcubiyetten başım eğik. Ellerim önümde bağlı.

Baskın sesi ulaşıyor kulaklarıma. "Her şey senin istediğin gibi olacak. Hangi odayı istiyorsan senin olsun. Sana en iyi okçuları getirteyim, eğitimine devam et. Müsabakalara dahi katılırsın dilersen. Başka mektep istiyorsan şayet, öyle olsun. Ne istiyorsan tamam. Lakin benden seni kalacak yerin olmadığını bildiğim hâlde Adrelfia'nın daha önce görmediğim bir köşesine yollamamı bekleme. Zira buna izin verecek kudretim yok Jeongin-ah. Babana bunu yapamam." Babamın bahsi geçtiğinde bu benim için son damla oluyor ve zaten eğik başım gözyaşlarımı birer birer yerle buluşturuyor. Konuyu irdeliyorum babam gelmesin aklıma diye. "Ne zaman geri dönebileceğimi söylediler mi size?"

"Epey büyük bir kısmı yanmış mektebinin. Seni üzmek istemem fakat bir yıldan kısa süreceğini sanmam."

Açıklaması içimi daha da karartıyor. "Anladım."

Devam ediyor umutlu sesiyle. "Bir an evvel odanı değiştirelim. Sonrasında bir hizmetli yollasınlar odana, ölçülerini alıp kıyafet diktirelim. Mektep için Minho'yla konuşacağım. Sana burada bir okçuluk mektebi bulalım istiyorsan veyahut işin ehli bir usta da iş görür mektepte ısrarcı değilsen. Sana rica ediyorum buraya alışmaya ve sevmeye çalış. Bunun ne kadar süreceğini bilmiyoruz ve senin benim için Hyunjin'den pek de farkın yok. Mutluluğun bilhassa önceliğim."

Düşünceliliği, diğerkâmlılığı ve hoşgörüsü içimi sıcacık ediyor. "Ben.. çok teşekkür ederim Kralım. Siz olmasaydınız ne yapardım bilmiyorum. Kol kanat oldunuz bana. Tüm yüreğimle minnettarım size."

"Burası senin de yurdun. Teşekküre lüzum dahi yok. Tüm detayları hizmetlilerle konuşup istediğin gibi yönlendirebilirsin. Yetişkinsin ne de olsa. Aklın da başında Hyunjin'in aksine. Sana itimadım sonsuz." Son cümlesiye başımı kaldırıyorum. Bana duyduğu güven kelimelerine yansıyor. Hissetmemek mümkün değil. Bu kadar içtenlikle yaptığı konuşmalar kalbimin sızısını bir nebze alıyor.

Burada, bu sarayda beni daha uzun günler bekliyor. Alışmaya başlamak için korkak fakat bir o kadar da mecburum.

**

Kral Byungjae'nin yönlendirdiği kişiyi bulmaya çalışırken bir sohbete rast geliyorum. Yavaş adımlarla adının Lee Minho olduğunu öğrendiğim, uzaktan bile asker olduğu aşikâr olan adamı ayırt ediyorum. Yanında birisi daha var. Meşgul olduğunu görünce duraksıyorum. Ancak yanında hatta epey yakınındaki kişinin siması oldukça tanıdık. Prens'in arkadaşı Han Jisung, aradığım askerle konuşan kişi. Minhoşi onu üst kollarından tutuyor. "Tamam. Gelmeyi denerim." dediğini duyuyorum kısıkça.

Onları gizlice dinliyor gibi gözüküyorum ve kendime yakıştıramıyorum. Biraz uzaklaşıp burada olduğumu belli edercesine boğazımı temizliyorum. Arkam onlara dönük.

adrelfia // hyuninBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin