Hwang Hyunjin
**
Kimden nasıl öğrendi bilmiyorum. Mühim olan da bu değil zaten ancak öfkelenmeden edemiyorum. Yalnızca mutlu olmalı ve öyle kalmalıydı diye düşünüyorum. Aramız böyle olmamalı. Tüm Adrelfia'yı ayaklandırdığım planım böyle sonlanamaz.
Bal gibi de oluyor ama. Haftalardır içi soğumuyor. Beni görmeye katlanamıyor. Sesimi duymaya dahi tahammülü yok gibi tavırları. Kollarıma gelecek diye umduğum hamlem elimde patlıyor.
Olanların tek iyi etkisi odamdaki gizli tuvallerime oluyor. Jeongin'e kendimi açıklayamamanın verdiği perişanlıkla sadece tuvallere dökebiliyorum içimdekileri. Onunla gözlerimizin değdiği fakat konuşamadığımız her bir sefer için çiziyorum. Birkaç hafta geçiyor ve ben odamdan bile güç bela çıkıp sadece resimler çiziyor, boyuyorum. Yang Jeongin bana acı çektirirken de olsa iyilik yapıyor. O an anlıyorum, bu oğlan yalnızca iyi şeylere sebep olabilir.
Bir yandan da onu görmediğim zamanlar ne yapıyor diye merak ettiğimden peşine birisini takıyorum. Çiftliğe gidiyor, burası makul. Ancak mütemadiyen şehirdeki kütüphaneye gidiyor. Oradaki çocukla arkadaşlık ediyor. Burada bu saray dışında tanıdığı biri olması epey canımı sıkıyor. Bana ihtiyacı olsun isterken gittikçe benden uzaklaşıyor.
Beni boğma girişiminden birkaç gün geçiyor bile. İyi ki de boğuyor zira bu sayede bana esasında kızgınlıktan çok gücenmiş olduğunu, kırıldığını görüyorum. Daha iyi hissettiriyor. Yang Jeongin'in öfkesini bir kez daha kaldırabilecek gibi hissetmiyorum.
Şimdi ise Birinci Çeyrek Adrelfia Sergisi'ndeyiz. Bu sergi yılda üç kez düzenlenir ve sanatsever bir kralık olduğumuzu ispatlamak için babam razı olur esasen. Epey ilgi görür soylular tarafından. Benim özellikle ilgilendiğim tek krallık faailiyeti olmakla beraber bu özel ilgimin sebebi ise gizliliğini bir süredir korumakta, hatta bunu tek dostum Han Jisung'dan bile itina ile saklamaktayım.
Derdimi anlatacak başka kimse olmadığından geldiğimiz sergide fevkalade tabloları bir bir incelerken Jisung'a tüm olan biteni anlatıyorum. "O gün boğuyordu beni. Öfkeli değil, çok kırgın."
Yanımızdan geçen hizmetlinin tepsisinden iki içecek alıp yorum yapıyor. "Seni boğması kırgın olduğunu göstermiyor bence, nispeten ölmeni istiyor gibi geldi." Eğer onun gibi bir dostunuz varsa sırtınız yere gelmez. Harika bir teselli vericidir.
İç çekiyorum. "Naz ediyor." İçeceğini tek dikişte bitirdiğinde ona çeviriyorum sohbeti. "Senin gibi."
Gözlerini kocaman açıyor. Böyle yapınca epey tatlı olur ne yalan söyleyeyim. "Ben ne yaptım ya?"
"Bana gizli aşığını anlatmayacak mısın sahiden?"
Bitmiş bardağını tekrar kafasına dikiyor. "Özel biri yok. Bildiğin gibi."
Üfleyerek bana oldukça tanıdık olan başka bir tabloya geçiyoruz. Bugün de Jisung'un üstüne gitmemeye karar veriyorum. "Jeongin'den farklı değilsin. İkiniz de bayılıyorsunuz inkar etmeye."
"Sağ olun Prensim. Beni, yatmak için canınızı vereceğiniz oğlanla aynı kefeye koyduğunuz için." Söylediğine gülüyor ve hemen savunmaya geçiyorum. "Bir, onunla yatmak için ölüyor filan değilim. Yalnızca hoşlantı. İki, en yakın arkadaşım olmasaydın ilk seçeneğim sen olurdun ve Adrelfia'nın altını üstüne getirirdik biliyorsun."
Elleriyle yüzünü ovuşturuyor. "Ürperdim. Korkunç bir varsayım."
Kıkırdıyorum bu kez. "Ne o, tipin değil miyim yoksa?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
adrelfia // hyunin
FanfictionHwang Hyunjin. Adrelfia'nın tek prensi. Siyah saçlarını bağlarken onu izlemeyen bir fani dahi yok. Gönülçelen. Sönmüyor ateşi. Akıl alıyor. Bir tek Yang Jeongin'e kaybediyor. Seve seve yeniliyor. Ona boynu kıldan ince. Aklını alıyor.
