"Buyurun efendim" elimde ki tatlı tabağını müşterinin önüne bırakmış, ardından kasa arkasında duran Taehyung'a doğru ilerlemiştim. Üzerinden bir hafta geçmiş olan geceden haberi yoktu ve ona anlatıp anlatmamak konusunda çok kararsızdım. Gece Yoongi'nin gizlice evime geldiğini, kavga ettiğimizi ve sonrasında gururumu, kendime ait olan benliğimi hiçe sayıp onun için ağladığımı Taehyung'a nasıl anlatabilirdim? Beni anlayışla karşılayacağı bir durum yoktu orta da ve büyük ihtimal sinirlenip, sinirini Yoongi'den çıkarmaya gidecekti.
"Bir hafta oldu Jimin" anlamış mıydı yoksa? Dirseğini masaya yaslayıp vücudunu hafifçe bana doğru çevirdi. Yüzünde hafif dalgalı bir gülümseme vardı ve gözleri sanki, biliyorum daha fazla gizleme, der gibi bakıyordu.
"Neyin bir haftası bu" ellerimi önlüğümün cebine koyup durduğum yerde hafifçe kıpırdandım. İstemsizce vücudumu bir endişe kaplamıştı. Ondan korkmuyordum, sadece Yoongi için bana kızacaktı bunu biliyordum.
"İşe başlayışımızın aptal" yasladığı dirseğini kaldırmış ve kafama vurmuştu. Anladı diye o kadar korkmuştum ki, neredeyse her şeyi bildiğini düşünüp bağırarak söyleyecektim. Yanıma yaklaştı ve kolunu omzuma atıp beni göğsüne yasladı.
"Tabi Yoongi'nin gece gizlice senin evine girmesi, kavga etmeniz ve senin onu sevdiğin için ağladığın gibi bir durum olsaydı. O bir haftayı mezarda geçirmiş olurdun" donakaldım. Yemin ederim dondum kaldım o an arkadaşımın yanında. Bir şey diyemedim ve korkarak dudaklarımı birbirine bastırdım, gözlerimi yumdum.
"Siktir lan!" beni geriye doğru itmiş, bağırması ile mekanda ki herkesin dikkatlerini üzerimize çekmişti. Parmağını bana doğru sallayıp, "Bu ifade senin, ben gizliyordum ama sen anlamışsın diye bağıran ifaden Jimin, söyle ne zaman geldi o piç"
Bitmiştim.
°
"Neden daha önce anlatmadın" mesai saatimizin bitişinde konuşmak için onu zorla ikna etmiştim ve şimdi de karşılıklı oturup tatlı bir kahve içiyorduk. Daha fazla saklayamayacağımı bildiğim gibi saklamak içinde uğraşmamıştım zaten. O geceye dair olan ne varsa anlatmıştım ve Taehyung garip bir şekilde sessizliğini koruyup beni dinlemişti. Tahmin ettiğim gibi büyük bir tepki vermemişti ve bu içimi rahatlatmış, birazda olsa su serpmişti.
"Ne yapacaktın ki? Kızıp ondan hesap sormaya gidecektin"
"O seni yeterince üzdü, daha fazlasına izin vermem"
"Neden beni korumaya çalışan aşıkmış gibi davranıyorsun? Bende ona şans vermek için meraklı değilim ama sevgimi de gizleyemiyorum anlasana"
Bakışları gözlerimde buz kesti ve beni de dondurdu. Yanlış bir şey dememiştim. Beni korumaya çalışan platonik birisi gibi davranıyordu ve her ne kadar ona güvensem de, bazen ben hiçbir doğru karar veremeyecekmişim gibi davranıyordu. Bu bir süre sonra sinir bozucu bir durum haline geliyordu. Ne yapması gerektiğini bilen birisi değildim belki, belki de çok doğru kararlarda vermiyordum ama sürekli birisi tarafından korunmak küçük bir çocukmuşum gibi hissettiriyordu. Yoongi'yi o bana ne yaparsa yapsın unutamadığımı, kalbime ondan başkasının ayak basamayacağını oda biliyordu. Ben bile kabul etmiştim, onun nesi vardı?
"Belki de onun yerine seni seven ben olmalıydım" bu sefer buz kesen bendim. Gözlerinin kenarlarında ufak ufak yaşlar birikmişti ve çenesi kasılmış, dişleri alt dudağını ezmeye başlamıştı. Bakışları üzgündü. Başka hiç bir duyguyu barındırmıyordu ve saf bir üzgünlüğe sahipti. Anlamaya çalışıyordum. "Aptal aptal bakma gözlerime, sen hiç bir zaman sana ne hisle baktığımı anlamadın" yapabildiğim tek şey bir tepki veremeden gözlerine bakmaya devam etmek olmuştu. Ben bakardım. Taehyung'un gözlerinin içine sürekli bakardım fakat orada sadece kendi yansımamı görürdüm. Haklıydı belki de, ben onun gözlerine hiç anlamak istediğim için bakmamıştım. Onu sadece dinlemiştim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
My Sky |yoonmin|
FanfictionKüçük olan titreyen ellerini yavaşça kucağında oturduğu adamın yaralarına merhem olmak için kullandı. Kendi bedeninde ki yaralar henüz kapanmamışken; ağlayarak sevgilisinin patlamış dudağını temizliyordu. Sevgilisi uzun kemikli elini kucağın da ki g...