3🌼

1.1K 45 4
                                        

Gömleğimin düğmelerini aceleyle iliklerken kapı açıldı ve bakışlarımı kapıya çevirdim. Annem elinde birkaç kağıt parçası ile bana yaklaşıyordu.

Yüzündeki o gölgeli ifade hastane koridorlarının ağırlığını odaya taşımıştı.

"Nerede kaldın anne?" diye fısıldadım.

"Uzun sürüyormuş bu işler kızım. Biraz sıra vardı. Bir şey yapıldı mı sana?" dedi, sıkıntıyla iç çekerek.

Ben de gözümle genç doktoru ve EKG cihazını işaret ettim. Annem de anladım dercesine kafasını salladı.

Doktor cihazdan çıkan kağıt parçasını da dosyaya iliştirip:

"Şimdi hemşire hanım gelip damar yolu açacak. Sonrasında size birkaç soru soracağım." dedi ve odadan çıktı.

Birkaç dakika sonra hemşire odaya elinde iğne tepkisi ile geldi. Kırklı yaşlarında, kısa boylu, soğuk bakışlı bir kadındı.

"Damar yolu açacağım." dedi. İğnelerden korkuyordum. En son ne zaman tenime bir iğne girdiğini hatırlamıyordum bile. Görünüşe bakılırsa artık alışmam gerekiyordu.

Tereddüt ederek kolumu sıvadım ve uzattım. Hemşire turnikeyi bağladıktan sonra hafif vuruşlar yaparak damarları netleştirmeye çalıştı. Acemi olma ihtimali içime bir korku saldı. Çünkü bazıları iğneyi batırdıktan sonra içinde oynatıyordu ve inanılmaz bir acı veriyordu.

Birkaç kez daha vurduktan sonra damar yolunu tam eklem bölgeme açmaya yeltenmişti.

"O bölgeye açmasanız olur mu? Çok acıyor, hareketimi kısıtlıyor." dedim.

"Başka yerde uygun damar göremiyorum. Zaten damarların çok ince." dedi.

Tüm itirazlarıma rağmen ıslak soğuk pamukla tam dirseğimin iç kısmına, o bükülen, kısmı sildi ve iğneyi yaklaştırdı. Kafamı hemen başka yöne çevirdim. Hemen ardından kolumda keskin bir acı hissetmemle birlikte gözlerimi kapattım. Evet korktuğum başıma gelmişti ve iğneyi içimde hareket ettiriyordu. Dudağımı ısırdım. Birkaç saniye sonra durdu ve yapışkan bezlerle damar yolunu sabitlemeye başladı. Ben o sırada ona kötü bakışlar atmakla meşguldüm ama umrundaymış gibi gözükmüyordu.

İşini hallettikten sonra cebinden çıkardığı kalemle damar yolunun üstüne bugünün tarihini yazdı ve " Geçmiş olsun." deyip odadan ayrıldı. Bunun anlamı ne diye sormak istedim ama vazgeçtim. Nasıl olsa öğrenecektim ama başka bir hemşireden.

Kolumu her hareket ettirdiğimde içimde bir şeylerin battığını hissediyordum. Hastayı sadece bir "iş" olarak gören, o ruhsuz profesyonellikten nefret ediyordum. Kolumun bükülmezliği sanki buraya hapsoluşumun fiziksel bir kanıtıydı.

Tam omuzlarımı düşürüp oflarken annem seslendi.

"Çok mu acıdı?" dedi yüzünü buruşturarak.

Hafifçe kafa salladım. Tam o sırada tekrar kapı açıldı ve bu sefer gelen oydu.

"Evet Yadenur," dedi içeri girerek.

Neden ona sürekli "genç doktor" diyordum ki?

"Sana birkaç soru soracağım ama öncesinde tansiyonunu ve nabzını ölçmemiz gerek. Hazır mısın?"

"Hazırım," dedim ne kadar hazır olabilirsem. Sonra bir anlık cesaretle ekledim

"Ama benim de size bir sorum olacak. İsminiz nedir?"

Kolumdaki gömleği sıyırırken gözlerim yüzündeydi. Dudaklarının kenarında yorgunluğunu bir anlığına silip atan çok hafif neredeyse belirsiz bir tebessüm yeşerdi.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: May 25 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

T.A.KBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin