"cesaretli bir çocuk olduğunu biliyordum."
yarım ağız sırıtan mafya'ya karşı gözlerimi devirmiş, yumruk yaptığım ellerimi göğsümde buluşturmuştum. ifadesi ciddileşmişti, tek kaşını kaldırarak bana bakıyordu.
haklıydı da sanırım, olduğumuz durumda bu tür davranmam..garipti? tanrı aşkına, ölebilirdim.
ifademi ve duruşumu yeterince düzeltmeye çalıştım. "ee, gitmiyor muyuz?"
korkudan titrediğim inkâr edilemez bir gerçekti, ama sakin kalmak istiyordum, gözünde korkak bir çocuk gibi görünmek istemiyordum.bu yüzden tavırlarımı ve ses tonumu yeterince rahatlaştırmaya çalışıyordum.
"gidelim.patronu bekletmek istemeyiz."
kısık sesle söylediklerinin hemen ardından beni neredeyse ittirmek denilecek bir şekilde arabaya oturtmuştu.
kaşlarımı çatmıştım, bu nasıl bir davranış biçimiydi ki?
"kaba herif! ne diye itiyorsun ki? söylesen de otururdum, anlama yetim var!"
ve birden ne dediğim kafama tak etmişti.gözlerim irileşmiş, refleks olarak ağzımı tutmuştum.ve aniden alnıma dayanan silahla irkilmiştim.
yoongi denilen adam ön koltukta oturmuş, korkunç görüntülü bir silahı kafama dayamış duruyordu.
"bak çocuk,
bu, armatix 1P1.
yeni elime geçti, deneme şansım olmadı doğrusu.üzerinde denememi istemezsin diye düşünüyorum.bu yüzden boş-boş konuşmazsan iyi edersin.
yoo, tabii bu bebeğin marifetlerini öğrenmek istiyorsan şu an burada bağıra, kafamın etini yiyebilirsin.nasıl bir silah olduğunu ben de merak ediyorum çünkü doğrusu.""tamam.tamam, konuşmayacağım, çek şunu."-sesimin titrek çıkmamasına yeterince özen göstermiştim.umarım fark etmemiştir.
memnun bir şekilde sırıtmış, önüne dönerek arabayı çalıştırmıştı.
sonraki 30 dakika tamamen sessiz geçmişti, ıssız bir yoldaydık, şehirden çıkmış gibiydik sanki, tek bir araba, insan sesi bile yoktu.acaba kimsesiz bir ormanın birinde kafama sıkıp kaçacak mıydı?
ya da, cesetimi yakacak mıydı?bedenim karıncalanmıştı.
off, konuşma demişti bana, ama aklımdakileri söylemezsem delirebilirdim."şey.."
bir şey demesini bekledim, demedi, devam ettim.
"şey, bir şey isteyebilir miyim?"
uzun bir sessizlik.
"bir şey isteyeceğim."
sıkıntılı bir nefes vermişti.bu bir tepkiydi sanırım.buna sevindim, araba kullanmasa heykelleştiğini sanabilirdim.
"beni öldürürseniz eğer, yüzüme sıkmayın lütfen.yüzüm olduğu gibi kalsın, ayrıca beni yakmamanızı rica edeceğim, yüzümü mumyalayıp saklayabilir misiniz? ya da, dondurmak da olabilir.zarar görmeden kalsın yani!"
dikiz aynasından gözlerime "ciddi misin?" der gibi bakıyordu.
bu tepki karşısında "ne?!benim güzel bir yüzüm var, güzelim yüzümün mahvolup gitmesine izn verecek değilim!" diyerek gözlerimi devirmiştim.
"kes sesini.
önümüzdeki dakikalarda tek kelime daha edersen seni öldürürüm.ayrıca cesetini de yola atarım, hayvanlar yer "güzelim" yüzünü."
söyledikleri ile aklımda canlanan sahne ile titremiş, tekrar susmaya karar vermiştim.sonraki 20 dakika da sıkıcı bir sessizlikle geçmişti.
ve sonunda araba durmuştu."geldik."
bedenim karıncalanmaya, titremeye, karnım kasılmaya başlamıştı.
yoongi kapıyı açmış, beni kaba bir şekilde arabadan çıkarmıştı.yüzümü çevirip karşımıza bakmıştım.
gözlerim onları karşılayan siyah, devasa malikâne ile irileşmişti.ön kapılar açıktı, her yanda siyah kiyafetli, iri yapılı adamlar dolaşıyordu, koruma olmalıydılar.
bu kadar çok korunma ihtiyacı..bir sürü arayanları ve düşmanları olmalıydı her hâlde.düzenli bir şekilde budandığı belli olan sade ağaçlarla süslenmiş geniş bahçe park izlenimi yaratıyordu. bu bahçenin kenarında en az dört arabaya yeteceğini düşündüğüm, büyük bir garaj, ondan hemen sonra ise dört kişilik bir masa vardı.o taraflardan köpek sesleri de geliyordu.sanki dört-beş tane kocaman köpek, birisini parçalıyor gibi sesler geliyordu. köpeklerin ne kadar korkunç olabileceklerini düşünmeye çalıştım.köpek büyütmek, hobisi
olmalıydı.ya da belki, kurbanlarını köpeklerine yemek niyetine veriyordu.bilmiyorum.. ama ölümüm bir köpekten olsun istemezdim.bahçenin gerisini inceleyemedim, çünkü yoongi denen adam çoktan kollarımdan tutmuş, beni çekerek kapının yanına götürmüştü.
"hoş geldin.."harika, sanırım bu kez gerçekten başlıyoruz.
selam, iyi hissettiğinizi umuyorum.
bir geçiş bölümü daha..
biliyorum, taehyung'la jeongguk'u bir an önce buluşturmamı istiyorsunuz, ben de istiyorum, kızmayın lütfen :(
çünkü inanın bana yoongi-jeongguk etkileşimi de en az taekook etkileşimi kadar önemli bu fic için.bu kadar, gelecek bölüm ikisi "tanışıyor".
🌟bu arada, düz yazım berbattır,çok üzgünüm, ama yine de beğenmenizi umuyorum.
hikaye'nin devamı hakkında varsayımlarınızı alabilir miyim? 🤍
görüşürüz. 🦋

YOU ARE READING
utopia, tk
Fanfictiongazeteci jeon jeongguk 2 yılın ardından büyük mafya kim taehyung'u ifşalamış ve yeniden dünya gündemine oturtmuştu pov/tt:quersoe