8.

139 15 17
                                    

okuyan birkaç kişi için atıyorum

tanıdık bir yüz.

"çocuk."
arkadaşı yoongi, kapının önünde öylece duruyor.acaba şimdi hangi tür bir işkence fikri ile gelmiş diye düşünüyorum. her hâlde patronu göndermiş onu.
cevap vermiyorum, bakışlarımı yere çevirmişim.

"aç mısın?"

aldığım soru beni titretiyor.beklemiyorum.
aç olup-olmadığım daha önce hiç aklıma gelmemişti, ama şimdi düşünüyorum da, gerçekten açım sanırım.hatta şimdi fark ediyorum, ben son, son derece açım.
ama cevap vermemeyi tercih ediyorum.

"aç olmalısın."
usul adımlarla yatağa yaklaşmaya başlıyor. bir an sonra sadece bir adım uzağımda.ürkerek kendimi çekiyorum.
yüzünde buruk denilebilecek bir gülümseme yeşeriyor.anlam veremiyorum, ama o an dünyanın en aciz şeyiymiş gibi hissediyorum.

eli cebine gidiyor, cebinden çıkardığı 2 mandalinayı görüyorum.içimde bir sızı yeşeriyor ansızın, sebebini çözemiyorum.
tekrar geri çekilmemi istemiyormuş gibi usulca uzatıyor mandalinaları bana.birkaç saniye öylece havada kalıyor elleri.elimi uzatamıyorum.tekrar gülümsüyor.yavaşça yatağa bırakıyor mandalinaları.

"sadece bunlarım var.şimdilik idare et.bir şeyler getirmek istedim, ama.. "-duruyor.
"her neyse."
"çocuk, şimdi beni iyi dinle.
şu an kameralar bizi kaydediyor."-irkiliyorum, istemsizce etrafıma bakıyorum.

"endişelenme.bu saatlerde kontrol etmez görüntüleri.
dinle, o iki saat içinde o burada olmayacak.muhtemelen buraya girmeme izn vermemeleri için korumaları da tembih edecek."

aklımda sorular canlanıyor.neden demek istiyorum.o adamın arkadaşı ve yandaşıydı.ama ondan gizli, hoşuna gitmeyecek bir şeyler yapıyormuş gibi konuşuyordu.

"bu yüzden sana bir şeyler getirmem zorlaşacak. o gittikten sonra şimdi kaydedilenleri silecek ve kameraları kapatacağım.ben bunu yaptığım sırada sen pencereyi açacaksın."-eli ile yatağın sağ tarafındaki cam pencereyi gösteriyor.

" elini çabuk tutmalısın, kimse görmemeli."
"ambalajları şimdilik yatağın altına bırakırsın, müsait bir zamanda alacağım."

duraksıyor, bir şeyler dememi bekliyor gibi.konuşmadığımı görünce devam ediyor.

"yaraların. şey, nasıllar?"
sesinde ilk kez bir tereddüt ve sahte umursamazlık tınısı seziyorum.sanki havadan sudan bahsediyormuş gibi davranmaya çalıştığı bariz.

kafamı kaldırıyorum.
"neden?"
sorumu anlamamış, tek kaşı havalanmış.
tekrar ediyorum.
"neden yapıyorsun?"

cevap vermiyor.

"mandalina kabuklarını bir yerlere gizlersin.şimdilik görünmeyecek bir yerlere."
hemen sonra kapıya doğru yol alıyor.gitmeden önce bana dönüyor.sanki bir şey söylemek istiyor, ama emin değil.sonunda dudaklarından dökülüveriyor sözcükler.

annem hep "özünü unutma" derdi.”
hemen sonra çıkıyor hızla.

söyledikleri üzerine düşünüyorum biraz.neden böyle garip davranıyor ki? merhametini unutmamaya çalışıyor sanırım, ama o zaman neden bir mafya olmuştu ki.acaba sebep neydi? merak ediyorum.
annesinin sözünü dinliyor gibi, acaba annesi nasıl bir kadın diye hayal ediyorum.
naif, güzel gülümsemeli bir kadın olmalı gibi geliyor.annesi biliyor mu acaba, mafya olduğunu? üzülmemiş midir?
anne.
annemi hatırlıyorum aniden.gözlerim yine gözyaşlarına misafir.anne kelimesine bile ne denli muhtacım.
tanrının adını zikrediyorum dakikalarca.saçlarımı yoluyorum.tanrım, diyorum, ben nasıl bir aptalmışım.

-
bir saat kadar geçmiş.yatağımdaki saç tellerine bakıyorum.ne çabuk dökülür olmuş saçlarım.bir sürü bakım ürünü kullandığım, hep iyi tutmaya uğraştığım, uğruna her şeyi feda edebileceğim saçlarım.
iki gündür saçımı yıkamıyorum, sanırım.

pencereden tık sesi geliyor.ilk önce boşveriyorum. ama sonra yoongi'nin söylediklerini hatırlıyorum.açlık hissi bedenimi tekrar ele geçiriyor.
tereddütlüyüm, acaba pencereyi açmalı mıyım? ya bu da bir tür tuzaksa? zihnim sinyal veriyor, bir şeyler yemelisin diyor.
sanırım açlık hissim kazanıyor.
pencereye yaklaşıyorum tereddütle.nereden açıldığını buluyorum, yavaşça açıyorum.
aşağı bakıyorum.bir poşet asılmış aşağıdan.etrafa göz gezdiriyorum.bir koruma gözüküyor solda.ilk önce arkaya çekiliyorum.ama hayır, yüzü dönük.çabucak alıyorum poşeti asıldığı yerden.ses çıkarmamaya çalışarak pencereyi örtüyorum.

yatağa oturuyorum.biraz dikkatli olmam konusunda zihnim beni uyarmaya çalışıyor, ama o kadar açım ki, adeta saldırıyorum poşete, hemen açıyorum.
birkaç muz, yine mandalina, 3 çikolata paketi, küçük bir yogurt şişesi, hazır ramen, yine hazır yemek olduğunu düşündüğüm bir paket, bir dilim paketli, limonlu olduğunu düşündüğüm cheesecake, küçük plastik bir kutuda 2 sandviç, iki şişe su ve son olarak bir kaşık ve iki çubuk var.

midem çok heyecanlı.şu an sadece elimdekileri düşünüyorum.biri gelse bile umrumda olmayacak gibi.sandviçlerden birini, su'yu, çikolatayı ve bir muzu paketten çıkarıyorum.diğerlerini tekrar poşete alıyorum, sonra yatağın altına bırakıyorum.bir şeyler saklamak iyi olurdu, eğer sonraki günler aç kalacak olursam.

sonra yemeye başlıyorum.
yemek yemeyi ne kadar seviyormuşum! buraya geldiğim andan beri her şeyin, önceden elimin altında, yanımda olan her şeyin değerini biliyorum.geç tabii.
hızla yiyorum.
sonunda sadece muz kalıyor.jin düşüyor aklıma.muzu o kadar, o kadar çok severdi ki.evde onlarca muz olurdu hep.tüm gün muz yer, ne zaman bir yere gitse, atıştırmalık olarak muz götürür, süte, hatta bazı yemeklere bile muz katardı.
içim burkuluyor, açlığım yavaş-yavaş geçiyor.muzu yemeye başlıyorum, aklımdakiler unutulsun tekrar istiyorum.

sonunda açlığım tamamen geçiyor.daha iyi hissediyorum.paketleri poşete topluyor, yatağın altına koyuyorum.bunu yaparken kendimi bir sefaletin içinde hissediyorum, garip bir his.

tekrar yatağa oturuyorum.güneş çıkmış, pencereden biraz yüzüme geliyor.perdeleri açmak için kalkıyorum, güneşi hep fazlasıyla sevmişimdir.

aniden adım sesleri geliyor, birileri buraya doğru gelmekte.pencereye uzanmış şekilde kalıyorum.

kapı açılıyor.soluklarım kesiliyor.

küçük bir siluet, bir gölge.
yumuşak bir ses odanın duvarları arasında yankılanıyor.

"baba! burada bir abi var!"

selam.
umarım beğenmişsinizdir bölümü🌟

bir de şey..acaba hesabımı takip edebilir misiniz? panoya bir şeyler yazmak istiyorum, ama takipçim çok az olduğu için yapamıyorum..konuşalım biraz💖

utopia, tkWhere stories live. Discover now