Lisa
başımı yastıktan kaldırıp saçları yüzünü kapatmış Jennie'ye baktım.
yanakları yüzünden büzülmüş dudaklarıyla bir biblo gibi duruyordu karşımda.
ayak ucumuzdaki Taro uyandığımı anlamış olacak ki yattığı yerden kalkıp aramıza girdi. kendini Jennie'nin kollarının arasına bırakıp uykusuna devam etti.
fotoğraflarını çekmek için telefonuma uzandım, sesini kapatıp birkaç fotoğraf çekip geri yerine bıraktım.
zamanımın tümünü bu yatakta Jennie ve Taro'nun bu şekilde yatmasını izleyerek geçirebilirim.
Jennie'nin saçlarını öpüp yataktan çıktım, önce yüzümü yıkayıp ardından mutfağa geçtim. ses yapmamaya çalışarak kahvaltıyı hazırladım, her şeyi masaya taşıdıktan sonra kahve makinesinin kapsüllerini aramaya başladım.
Taro'nun mutfağa geldiğini pati seslerinden anlıyordum. yanına gidip kucağıma aldım, omzuma yattıktan sonra birlikte kahveleri yaptık.
yatak odama geçip melekler gibi uyuyan Jennie'nin yanına oturdum, saçlarını ve yanaklarını sevdim. eğilip dudaklarını öptüğümde yavaşça gözlerini araladı.
"tam ayılamadım, bir kere daha öpersen ayılırmışım." boğuk sesiyle konuştuğunda kendimi kaybediyorum.
gülümseyip tekrar öptüm.
"günaydın güzelim."
"günaydın balım."
olduğu yerde doğrulup sırtını yatak başlığına yasladı. "kahve kokusu alıyorum."
yanına oturup başımı omzuna yasladım, "kahvaltı hazır."
elini saçlarıma atıp dikkatlice her telini sevdi. yerimden kalkıp bileğinden çekiştirerek onun da kalkmasını sağladım. uyku sersemi olduğu için yavaş çekmeme rağmen gücünü kullanamayıp bedenlerimizin çarpışmasına neden oldu.
elimi bileğinden çekip beline sardım, dağılan saçlarını elimle düzeltip perçemlerine bir öpücük daha bıraktım.
"her sabah böyle uyanmayacaksam neden varım?" söylediği şeyle gülümsedim.
"yanıma taşın." yüzü kızardı, kirazlar değdi yanaklarına.
"istiyor musun gerçekten?"
belindeki elimi sıkılaştırıp cevap verdim, "tahmin edebileceğinden daha fazla hem de."
dudaklarıma kapanıp bir süre narince öptü.
geri çekildiğinde gözüne batan kirpikleri yüzünden gözlerini ovuşturdu. "kirpiklerin o kadar güzel ki.."
gözlerimin içine gülümseyip yüzünü yıkamaya gitti, kahveyi fincanlara döküp masadaki yerime oturdum.
karşıma geçti, dudak büzerek "bu kadar uğraşmana gerek yoktu."
tam cevap verecekken Taro masaya atladığı için dikkatimiz dağıldı, Jennie yavaşça kucağına alınca kaldığım yerden devam ettim.
"yaptığım normal olan şeyleri bile fazla görüyorsun kendine, dövesim geliyor seni."
"dövebilirsin ama nerede döveceğine bağlı."
yaptığı müstehcen ima yüzünden yanaklarım kızardı. kızardığımın farkına varınca pis pis gülüp "bu kadar utanacağını bilsem daha uygun bir zamanda söylerdim."
"daha uygun bir zamanda bir daha söylersin o zaman."
birbirimizle şakalaşarak atışıp duruyorduk, ikimizin de yavaş yavaş kabuğundan çıktığını anlamamı sağlıyordu bu hareketimiz.
