3

13.4K 990 67
                                        

Ay gökyüzünü terk etmiş, yerini beyaz bulutlar ve rüzgar almıştı

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Ay gökyüzünü terk etmiş, yerini beyaz bulutlar ve rüzgar almıştı. Sima'ya düşense bu hırçın rüzgara karşı koymaya çalışmaktı. Sima iki gündür Levent'i görmüyordu. Çünkü tüm gün çalışıp yoruluyor, akşam olunca hemen uyuyordu. Bunun üstüne Levent ile konuşacak konu bulamıyordu. Onu ne ara kendine bağlayacaktı acaba?

Kenan ile olan ilişkisi de tam tersine oldukça canayakın gidiyordu. Ona söz verdiği kıyafetleri yollamış, yanına çeşit çeşit ayakkabı da vermişti. Yine de o gözünde, sadece amacına ulaşmak için bir araçtı.

"Bu bahçede hiç çiçek yok mu Hasan amca?" dedi Sima merakla. Gerçekten sadece ağaç ve çim görüyordu. Bahçede ev gibi boğucu ve kasvetliydi. "Yok kızım," dedi Hasan amca. "Neden?" dediğinde ise verecek bir cevap bulamadı. İşte bulmuştu bile. Şans yüzüne gülüyordu. Levent ile bunu konuşmak gerekirdi.

"Levent Bey ile konuşayım mı bu konuyu?"

"Olur kızım. Atölyesindedir şimdi o," dedi Hasan amca. Sima gülerek eve girdi. Girdi ama atölye neresiydi ki? Yukarıda olduğu belliydi.

Merdivenleri çıktı. Ama burada bir sürü oda vardı. Koridorda ilerlemeye başladı. Hiç ses yoktu. Gerçi normalde de sessiz olan birinden, çalışırken ses beklemek garipti. Biraz daha ilerleyince dönemeç geldi ve burada merdiven vardı. Bu ev iki katlı değil miydi? Çatı katı?

Sessizce yukarı çıktı hatta o kadar sessizdi ki nefes almayı unuttu. Yukarı çıktığında camlarda perde yoktu. Tüm bahçe, yollar buradan görünüyordu. İçerisi çok aydınlıktı. Havadaki beyazlık yansıyordu adeta. Etrafta ise kumaşlar, mankenler, makaslar, iğneler vardı. İlginç bir şekilde atölyeyi bulmuştu. Ve burası harikaydı.

Levent Çetin'e göre fazla aydınlıktı. Ruhunu böyle arındırıyordu anlaşılan. Biraz ilerleyip çizim olan sayfalardan birini eline aldı. Çok güzeldi. Neden alanında birinci olduğu belliydi. Bu çizimde hem gizemli hem büyülü hem de tutkulu bir yan vardı.

"Olmaman gereken bir yerdesin," dedi Levent. Onu fark etmemişti. Bu yüzden yerinden sıçramış olabilirdi. Merdivenden çıktıktan sonra arka kısımda sandalyesine oturmuş, çizim yapıyordu.

"Levent Bey. Ben sizinle bir şey konuşacaktım," dedi Sima heyecanla. Bu heyecan nereden çıkmıştı? Levent eliyle oturmasını söyledi. "Dinliyorum," dedi birkaç saniye ona bakıp işine dönerek.

"Bahçenizde hiç çiçek yok. Yani renksiz, sadece yeşil. İzniniz olursa Hasan amca ile çiçek dikelim diyoruz." Levent başını kaldırdı. Pencereden dışarı baktı ve bahçeyi inceledi. Sima da ona baktı. Böyle kaçak bakışları ezberlemişti. "Hiç fark etmemiştim," diye mırıldandı Levent. Bunu nasıl farketmezdi? Sima dört gündür buradaydı ve bu çok fazla gözüne çarpmıştı.

Levent, "Havanın bunun için müsait olduğunu düşünmüyorum," diye devam ederken gözleri hala bahçeyi tarıyordu. Sima bir an ona sarılmak istedi çünkü küçük bir erkek çocuğuna benziyordu. Oyuncağını kaybetmiş küçük bir çocuk.

TemassızHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin