İpek'in dalga geçişlerine daha fazla dayanamayarak eve dönmüştüm. Tutturmuştu aşıksın diye. Reddettikçe de alay konusu olmuştum.
Eve girdiğimde oldukça sakindi. "Dileek, Hülyaa." Seslendiğimde Hülya mutfaktan çıkmıştı. "Hoş geldiniz Hira hanım."
"Hoş buldum canım. Yusuf'la Dilek nerede?"
"Yusuf uyuyordu, Dilek de onun yanında." Kafamı sallayarak merdivenlere yöneldim. Yavaşça aralayıp kapısını açtığım odada Yusuf yoktu ve Dilek öylece yatakta yatıyordu. Paniğin bedenimi ele geçirmesine izin vermeden ilk olarak Dilek'in yanına vardım. "Dilek."
"Dileek!" Uykusunun hafif olduğunu bildiğim Dilek ses vermezken bu sefer de Yusuf'a bakındım fakat odada yoktu. "Yusuuf!" Hızla odadan çıkarak aşağıya seslendim. "Hülya!" Anında yanımda belirirken sakin olmaya çalışarak sordum. "Yusuf nerde?"
"O-odada değil mi?" Şaşkınlıkla ve korkarak sorduğu soru, artık paniğin bedenime hakim olmasına yetmişti. Telaşla odaya döndüğümde attığım çantamdaki telefonumu alarak Emir Asaf'ı aradım. İlk çalışta açılmıştı. "Asaf!"
"Hira? Noldu güzelim?"
"Asaf, Yusuf yok!" Birkaç hışırtı sesiyle ayağa kalktığını anladım. Arkadan gelen nolmuş sorularıyla Sancarların da orada olduğunu anlamıştım. "Ne demek yok?"
Göz yaşlarım akmaya başlarken konuştum. "Eve geldim. Dilek baygındı, Y-yusuf da yoktu. Asaf oğlum yok..."
"Birtanem sakin ol, geliyorum ben tamam mı?" Görebilecekmiş gibi kafamı salladım. Ağlayışıma hıçkırık da dahil olmuştu. "Tamam..." Kapanan telefonla ne yapacağımı bilmez bir şekilde öylece dikiliyordum. "Dilek uyandı!" Hülya'nın sesiyle odaya döndüm. Dilek kendine gelmiş ve ağlıyordu. "Özür dilerim... Çok özür dilerim, b-ben koruyamadım." Yanına giderek sarıldım. "Senin suçun değil, özür dileme lütfen. Hadi toparlan, yüzünü yıka." Dediğimi yapıp kalktığında ikisi birlikte çıkmıştı odadan. Şimdi ise oğlumun odasında, onun kokusuyla başbaşa kalmıştım...
Ne kadar zaman geçtiğini bilmezken, aşağıdan gelen seslerle gözümdeki yaşları silme gereksinimi duymadan odadan çıktım. Aşağıya indiğimde Emir Asaf, Meriçler ve Sancar erkekleri eve giriyordu. "Asaf..." Gözleri beni bulurken açtığı kollarına girdim. Ağlayışım yine hızlanırken saçımı öptüğünü hissettim. Kucağına alarak salona götürmüştü. Diğerleri de peşimizden gelirken bir koltuğa oturtarak kendisi de önümde çökmüştü. Elleriyle yaşlarımı silerken konuştu. "Güzelim hadi şimdi sakince anlat bana."
"Ben de bilmiyorum ki... Eve geldim, Dilek bayıltılmıştı. Diğerlerinin de haberi yok." Sıkıntıyla yüzünü sıvazladı. "Dilek!" Seslendiğinde Dilek salona girdi. "Herhangi birinin yüzünü gördün mü?"
"H-hayır. Arkamdan gelerek bayılttı..." Emir Asaf'ın ağzından duymaya alışık olmadığım bir şekilde küfür çıkarken, Dilek'e gidebilmesi için kafamla izin vermiştim. Dilek çıktıktan sonra yeniden konuştu. "Mustafa piçi ne bok yemiş bu sırada?!" Yaman salon kapısına yürürken konuştu. "Ben konuşurum onlarla. Sen yengemin yanında kal." Anıl da peşinden çıkmıştı. "Emir Asaf, Hira'ya bir serum taksak iyi olacak. Belli ki saatlerdir ağlıyor ve güçten düşmüş." Uraz, direk bana söyleyemiyor ve Emir Asaf'a yönelik konuşuyordu. Emir Asaf kafasını sallayarak bana baktı. "Hadi güzelim."
"Ben yatmak istemiyorum."
"Anlıyorum seni, oğlumuz için endişelisin fakat bebeğimizi de düşünmek zorundayız. Ben oğlumuzu bulurken aklım bir de sizde kalmasın." Haklılığına sakince kafa sallayarak ayağa kalktım. Salondan çıkmadan önce bir kez daha saçımı öpmüştü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Bî- misâl Hayat
ChickLit(Bu isimle yazılmış ilk kitaptır.) Girdiği depresyon sonucu gittiği bir barda birlikte olduğu adamdan hamile kalan Hira, hayatında bir çocuğa yer vermek istemeyen Emir Asaf Dağlı. Peki ya iki sene sonra ikisinden bir parça olan Yusuf sayesinde yenid...
