12. Bölüm

53.2K 1.9K 116
                                        

Eve geldiğimiz gibi gözlerim oğlumu aramıştı. Salona girdiğimde Dilek'in kucağında olan oğluma uzandım hemen. O da beni görünce ağlayarak kucağıma gelmişti. "Annemm.." İçli söylenişi ile canımdan bir parça kopmuş gibi hissettim. Boynuma sımsıkı sarılmış ve bırakmıyordu. Çok nadir ayrı kalırdık. Bu yüzden ikimiz de alışkın değildik. "Geldim annecim tamam. Naptın bakalım ben yokken?" Başarılı olmuş ve dikkatini biraz olsun dağıtmıştım. "Aman ancayla oynadık. Sonya kızdıyınca babam onu dövdü. Sonya ben seni öjledim, seni ayadık. Sonya kapattık yine öjledim.. Gitme biy daha tamam mı hey şeyim?"

"Gitmem annecim, gitmem birtanem." Bir her şeyim demesi yok mu? Nasıl dinlemezdim ki sözünü?

Yusuf'la odasına çıkmış ve o uyuyana kadar yanında beklemiştim. Ardından tekrar salona indim. "Yaman nerede?" Tabletinde olan kafasını bana çevirdi. "Ben çıkarken attım onu da evden." O tekrar tabletine dönerken, hayretle Asaf'a bakıyordum. "Dikme öyle gözlerini üzerime. Kaşındı it herif." Oturduğu koltuğa ben de yerleşip, ona dönük oturdum. "Bu adamı evden atman için haklı bir sebep mi şimdi?"

"Evet." Gözleri tekrardan beni bulurken rahatsızca yerimde kıpırdandım. Tabletini kapatıp sehpaya bıraktı ve o da bana döndü. "Naptınız davette, sonu hariç?" Omuz silkerek konuştum. "Hiç, davetti işte. En azından olumsuz bir şey olmadı. Tabii herkes koskoca (!) Emir Asaf Dağlı'nın karısına her türlü bakışı attı, orası ayrı. Bütün gece diken üstünde oturdum Asaf!" Önce gülmüş, daha sonra yalancı bir kızgınlıkla bakmıştı. "Ben koskoca (!) Emir Asaf Dağlı'ysam, sen de koskoca Hira Dağlı'sın."

Bir anda ayağa kalkıp beni de kucağına aldı. "Napıyorsun Asaf?!" Gülerek konuştu. "Hani Asaf dağa kaçmıştı? Bakıyorum yine dolandı diline."

"Dağdan inmiş yine belli ki!" Gülüşü kahkahaya dönerken salondan çıktı. Kızlar da bu sırada mutfaktan çıkıyorlardı. Bence şok oluşları Asaf'ın kucağında oluşuma değil, Asaf'ın kahkaha atışınaydı. Merdivenleri zorlanmadan çıkıyordu beyimiz. "Seninle elbisen hakkında bir sözleşmemiz vardı. Onu yerine getirelim bakalım." Hatırladığım ile resmen cırladım. "Elbisemi parçalayamazsın!!"

Odaya girerken tek kaşını kaldırarak bana baktı. "Emin misin karıcım?" Yenilmişlikle dudaklarımı büzdüm. "Parçalarsan parçala, dağ ayısı.."

"Anlaştık."

"Asaff!!!"  Şokla ona baktığımda tekrar kahkaha atarak dudaklarımızı birleştirdi. Pekâlâ, sanırım gerçekten de elbiseme veda etmem gerekecekti...

~~~~~~~~~~~

Biz evleneli toplam iki hafta oluyordu bugün. Üçümüz de yeni düzenimize alışmış gibiydik. Hayatımızın akışı olağan şekilde devam etmekteydi. Her sabah Asaf kahvaltı sonrası işe gidiyor, Dilek veya Hülya Yusuf'a bakıyor ve ben de evden çalışmaya devam ediyordum. Aradan geçen bir haftada bir kere Esma halalara yemeğe gitmiştik. Bu aile sanki yıllardır bizimleymiş gibiydi. Sanki hep birlikte gibiydik. En çok da artık ailemiz olması sevindiriyordu beni..

Bu sabah Asaf'tan önce uyanmıştım. Dün gece çalışma odasında da fazlasıyla çalıştığı için henüz uyanmamıştı. Bense hazır Yusuf da uyuyorken evde duran testlerden yapmaya karar verdim. Alışma sürecimiz bize unutturmuş olsa da hasta bir oğlum ve gelmesini beklediği kahramanı vardı...

Testlerin sonucunu beklerken heyecanla birlikte sıcak basmıştı. Bu yüzden banyo kapısını açtım ve öyle beklemeye başladım. Geçen dakikalarla birlikte ilk çizgiler belirmişti hepsinde. Biraz daha beklemem üzerine birinde ikinci bir çizgi daha belirdi. Diğerleri de onu izlemişti.

"A-Asaf..." Ses gelmeyince bir kez daha seslendim. Bu sefer duymuş ve ağlayan sesim üzerine hızla banyoya girmişti. Yüzümü elleri arasına alıp konuştu. "Noldu? Yine fazla mı yüklendim yoksa? Ağrın mı var? Hastaneye mi gitsek?-"

Bî- misâl HayatBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin